Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama

Google


Online üyeler
Şu an sitemizde, 134 Üye Adayı ve 12 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 kongo tren istasyonunda ertelenen lübnan bandıralı sevgili
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi
 Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
 "İyi şiir her zaman dinidir"

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Ahmet Altan: Kemalistler ve demokrasi
Tarih: 19.07.2008 Saat: 13:01 Gönderen: editor
 

AKP dendiğinde birçok insanın aklına iki sözcük geliyor, “irtica” ve “demokrasi”.

Bu partiyi “irticanın” temsilcisi olarak görüyorlar ve bu “belanın” Türkiye’nin başına “demokrasi” yüzünden geldiğine inanıyorlar.

Bu mantık düzeneği içinde bakınca “irtica karşıtı” olanlar “demokrasi karşıtı” da oluyorlar.

Onlara göre arkasında “yüzde 47” oy desteği olan “irtica yanlısı” bir partiyi seçimle işbaşından uzaklaştırmak imkânsız.

Ve, bu “irtica yanlısı” parti sonunda “şeriatı” getirecek.

İrticaı ve şeriatı demokrasi içinde önlemek mümkün olmadığı için “demokrasi dışına” çıkmak mubah.

Onun için de gelsin darbe yandaşlığı, gelsin bombalı, suikastlı Ergenekon çeteleri.

Bu insanların çoğunluğu “demokrasi karşıtı bir darbe yandaşı” olmaktan utandıkları için de, “şeriat zaten demokrasiyi yok edecek, onun için biz onlardan önce demokrasiyi yok edip hiç olmazsa şeriatı önleyelim” diyorlar.

“Niye AKP’yi seçimle işbaşından uzaklaştırmaya çalışmıyorsunuz” sorusunun cevabı da, “bu cahil ve aptal halk irticaı seçer, onları çağdaşlaştırmak mümkün değil” oluyor.

“AKP düşmanlığı” ile başlayan bir mantık silsilesi de sonunda bir “halk nefretiyle” sonuçlanıyor.

Bu halkın, kendisine “aptal” diyenlere ve kendisinden nefret edenlere oy vermemesi, bana sorarsanız, aptal olduğunu değil düpedüz akıllı olduğunu gösterir.

Ayrıca, gidip sokaklarda insanlarla konuştuğunuzda olayların çok farkında olduklarını da anlıyorsunuz.

Onun için “halk cahil ve aptal” görüşü pek geçerli değil.

Ama halkın “aptal ya da akıllı” olmasına AKP karşıtları aslında çok da aldırmıyorlar.

Onlar, AKP’yi iktidardan devirmek istiyorlar.

Şeriatın ancak böyle önlenebileceğine inanıyorlar.

Bu söylediklerim “samimi” Kemalistler için geçerli.

“Darbecilikten” çıkar umanlar zaten “irticaı” bahane olarak kullanıyorlar.

Şimdi, bu “samimi” Kemalistlerin, siyasi tembelliklerini ve halk nefretlerini “tedavi” edemedikleri sürece gerçekten de seçimle işbaşına gelmeleri mümkün değil.

Demokrasi içinde siyasi varlıklarını sürdürebilmeleri için kendi “zaaflarını” geçirmeleri gerekiyor önce.

Peki, neredeyse halkın yüzde yirmisini oluşturan bu kitleyi yok mu sayacağız, onları “korkuları”, nefretleri, darbe ümitleriyle baş başa bırakıp yola onlarsız mı devam edeceğiz?

Bence, bu iyi bir fikir değil.

O insanların çoğu “çaresizlikten” böylesine öfkeli ve demokrasi düşmanı bir halde yaşıyorlar.

Üstelik bunların çoğu “Batı kültürüyle” yetişmiş, demokrasiye, hukuka yakın olmaları gereken insanlar.

“Çaresiz” olmadıklarını fark ettiklerinde yeniden demokrasiye ve hukuka dönüp, vicdan rahatlığıyla daha huzurlu bir hayat sürebilirler.

Eminim onlar da sıkıştıkları bu köşede bir çare arıyorlar.

İlk akla gelen, AKP’nin bu insanları “irticacı olmadığına” ikna etmesi.

“Neden bu görev AKP’ye düşsün” derseniz, “böylesine sert bir kutuplaşmanın yaşandığı ülkede bu durumu iyileştirmek iktidara düşer” derim.

Ama asıl sorun, AKP’nin istese de böyle bir işi başarıp başaramayacağı.

AKP, ilk iktidara geldiğinde Avrupa Birliği yolunda seri hamleler yaparken toplum böylesine derin bir şekilde yarılmamıştı.

Darbe yanlıları, bu “samimi” Kemalistleri istedikleri gibi etkileyemiyorlardı.

Ama AKP, Avrupa yolunda ayak sürümeye başlayınca, ardından da diğer özgürlükleri bir yana bırakıp “türban” konusuna abanınca, darbe yanlısı bir iklim yaratmak isteyenlere gün doğdu.

Bunu alabildiğine kullandılar ve bugün de görüldüğü gibi başarılı oldular.

AKP, çoğunluğunu şehirli kadınların oluşturduğu bu kitleyi kaybetmeye hiç aldırmadı.

Bugün yeniden bu kitleyi kazanması pek kolay olmasa da, onları yeniden “demokrasi” içine çekebilmesi ancak Avrupa standartlarında bir demokrasi ve hukuk düzeni için adımlar atmasıyla mümkün olabilir.

Bunu AKP yapabilir mi?

Şu anda yapabileceğini sanmıyorum doğrusu.

Çünkü bu partinin yönetim kadroları arasında samimiyetle demokrasi isteyenler olduğu gibi “gerçek bir demokrasiye mesafeli duranlar” ve “darbeye olanak sağlayacak bir iklimin oluşması için” çaba sarf edenler de var.

AKP, bir bütünlük içinde görünmüyor.

Bu dağınıklığı da “güvensizliği” iyice artırıyor.

CHP’nin “Ergenekon avukatlığını” böylesine açığa vuracak kadar pervasız bir şekilde çete ve darbe destekleyiciliği yapması, bu sıkışıklığı görmesinden.

Darbe yanlısı medya da aynı sıkışıklığı kaşıyıp duruyor.

Peki, ne olacak?

Samimi Kemalistlerin kendi kendilerine demokrasiyi bulacaklarını beklerseniz, çok beklersiniz, onlar kendilerini kapattıkları çaresizlik hücresinin anahtarını çoktan suya attılar.

Onlara “çaresiz” olmadıklarını anlatmak gerek.

Halkın aptal olmadığını, Avrupa’nın Türkiye’de şeriat istemediğini, laikliğin, özgürlüğün, zenginliğin tek yolunun demokrasi olduğunu göstermeliyiz.

Onlar bizim gibi demokratlara düşman olsalar da, biz onlara düşman değiliz.

Kendilerini ikna etmek isteyen her yazıya, “düşmanın sinsi bir manevrası” gibi baktıklarını, demokrasi isteyen herkesin “satılmış bir ajan” olduğuna inandıklarını, darbeden başka bir çıkış görmediklerini, demokrasiyi “şeriatın” yolunu açan bir geçit olarak algıladıklarını biliyorum.

Gene de uğraşmak gerek.

Hem AKP’yi daha kararlı bir demokrat olması gerektiğine, hem de samimi Kemalistleri demokrasinin vazgeçilmezliğine inandırmak bu halka düşüyor.

Biliyorum, ikisi de zor iş...

Ama böyle bir ülke de halk olmak da kolay değil.


Taraf/ 19.07.2008


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Ahmet Altan
· Haber gönderen editor


En çok okunan haber: Ahmet Altan:
Biz Türkler, siz Türklerle anlaşamıyoruz...


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 3
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




İlgili Haberler

onlar ve biz
Bizim korkunç memleketimiz
‘Hani o bırakıp giderken bizi’
Türkler, krizler ve Papa…
Türkler, Kürtler ve yaşam kalitesi
Biz Türkler, siz Türklerle anlaşamıyoruz...
Otomatik pilot çaresizliği
İkinci yenicilerden hangisi sizin şairiniz?
Siz hâlâ yüce büyüklerinizin margariniyle mi bakarkörleşiyorsunuz?
Kürtleri Türklerle terbiye etmek

"Kemalistler ve demokrasi" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke