Pes Server andan durdu. Hoca Nasreddin evine geldi. Kapu kaktı.
Hatunu kapı arduna gelür: “Kimsiz” didi.
Server eyitdi: Ben Şerif Saltıh’ım. Kanı Koca, kandedir?
Pes Hatun eyitdi: Server, Hoca Sivrihisar’a ve KArahisar’a gitti.
Server eyitdi: Ol yirler ekser kafirlikdır. Anda neyler?
Hatun eyitdi: Sivrihisar’ın musarrıfları haber gönderdiler. Dahi eyitdiler:
“Gelsün bize biraz akıl koysun. Biz dahi gibi uslanalum” ve dahi Karahisar’da
olan Ermeniler eyitmişler: “Nasreddin bir akılsız Türk’dür, kimi gerekse onun
sakalına güler, vay bunda gelse biz de gülerdik” demişler. Pes anda gitdi, “kim
vara anlarun sakallarına güle biraz” didi.
Pes server eyitdi: Hayf! Bize birkaç nasihat ide dirdim, bulımadım.
Hatun eyitdi: Ben sana nasihat eyleyim. Kabul eyle eylersen.
Server eyitdi: Buyurgıl, işidelüm.
Hatun eyitdi: “Nasihat budur kim, evvel bu kim dünyada fasık, facir, fasid ile
alaka eyleme. Ve dahi yad kişiye kendüni ve hem dahi maluni inanma. Ve hem
avretlerle maslahatta meşveret idüp anlara raz virme. Ve dilünden tevbe ve
istiğfarı koma. Ve kendüne ne sanursan her mümine anı sanasun. Allah’dan korkup
ve Resul’den utanasun. Ve ahiret içün bunda amel-i ahsen idesun. Dahi
yaramazlardan kaçasun. Yaramazluk itmeyesün, sakınasun ve günah çokluğu
itmeyesün kim zahir olup sırlara vakıf olasun. Ayine-i dilde Hakk’ı müşahid
idesin” didi. Server bu nasihatleri ol ahiret bacısından işidicek kendüden geçüp
yüz dane altun ata idüp gitdi.
Nakildir ki her yıl Server Nasreddin’e ve hatununa tuhfeler ve armağanlar
gönderirdi. Hoca ve hatun dahi dualar gönderirlerdi. Pes bir yıl Server armağan
göndermedi. Anlar dahi duaname göndermediler. Server girü hediye gönderdi.
Eyitdi: Bizimle dostluk böyle mi olur?
Pes ol gelen ademe Hoca Eyitdi: Begüm siz bilmez misiz kim mesel-i meşhurdur ki
boş torba ile at tutulmaz, erenler yanında hatadur.
Pes ol varan adem eyitdi: Bir dua eyle bizlere, bir mut buğday getürelim.
Hoca: Bir kile olsun heman hazır olsun, erenler duayı hazıra iderler; gayibe
gülbank iderler, viresiye dua olmaz.
O şahıs vardı buğdayı aldı, geldi. Hoca dualar eyledi. Ol kişinün malı şöyle
vafir oldu kim rızkunun hesabın bilmezdi.
(Nasreddin Hoca ile ilgili en eski kaynak, Ebülhayr Rumi’nin Saltukname’sindeki
bir bölümdür. Veli ve Gazi Sarı Saltuk’un menkıbeleriyle ilgili olan bu eser, XV.
yy. sonunda kaleme alınmıştır. 1591 tarihinde kopya edilmiş olan tek nüshası
bugün Topkapı Sarayı Müzesi’ndedir.)