Düşünün: Fenerbahçe Orduevi’nde konuşlanmışlar. Bunların emekliye ayrılmış
olması filan fark etmiyor. Memleketin esas sahipleri onlar.
Jandarma Komutanıyken yapamadılar mı darbeleri, işleri rast gitmedi mi; emekliye
ayrıldıklarında da bir fors, bir racon. Orduevleri, lojmanlar,
Atatürkçüdüşüncedernekleri, kapitalistlerin yönetim kurulu üyelikleri emirlerine
amade.
Bir nevi Kadirimutlak/Sonsuza Dek GÜÇ: bu nasıl bir güç vehmetme
kendine/kendilerine. ‘Sivil’ toplumculuk ayağına yatıp saftorozları sokağa
döküp/İzmir’in dekoltemanyak kadınları filan: “Paşam yoksa göğüs dekolteme mi
karışacak Bu Yobazlar?” “Olur mu güzel evladım, dekolte de senin Kemalist
hakkın, getir şöyle bir kadeh rakımızı da mehtaba karşı içip Atamız’ın ruhunu
şad edelim!” ayakları. ‘Sivil’ ağızları.
NOKTA’nın Darbe Günlükleri bir çorabın sökülmesidir. Çektiler ipi, gerisi çorap
söküğü gibi geldi. Şimdi elimizde içinden çıkılmaz görünen bir yumak var. Öyle
‘gösterilmek’ istenen. Amiral Battı’nın kaptanının kafası karmakarışık.
Kafa karışıklığı, bunların en faydalı ilacı. Gelsin “ben ne kadar zamandır
biliyordum”lar, gitsin “ben muhalif meşrebim: buna dense dense Ergenekon
safsatası/salatası/efsanesi denir; ay kuşkucuyum kuşkucu” utanmazları.
Şener Eruygur’un (anasının ak sütü gibi hakkı) Fenerbahçe Orduevi’ndeki
‘ofisinde’ Ergenekon hücresinin oluşum şeması ele geçirilmiş. Baskınlarda herrr
birinin evinden aynı zımbırtı belgeler çıkıyor.
Siz bunların ciddiyetine/olabilirliğine inanmıyor olabilirsiniz edepsizliğe
vurarak. Ama onlar kendilerinin ciddiyetine inanmaktan yıkılıyor-muş işte, 2500
sayfa DELİL ortada. Yaz yaz bitmiyor.
Sonra ALTI YILDIR işbaşındaki iktidar partisinin Başsavcı’nın ‘kanaatlerine’
(halk arasında: Kemalist paranoya) dayanarak kapatılma davasında ‘Hukuk her
şeyden üstün’leyenler, polisiye delillere taşş gibi dayalı Ergenekon Davası’nın
vatanını seven/Atatürk’ünü seven/cumhuriyetini seven Güç Bezirgânları’na karşı
düzenlenmiş abartılı bir komplo olduğu fikirsanlığını pompalamaktan imtina
etmezler.
Ben TARAFım mesela Ergenekon Çocukları davasında. Benim mahkememi ‘Ortadoğu
uzmanı+bir dergide köşe yazarı’ kimliğiyle şenlendiren (ben Filistin halkını
İsrail Ordusu’ndan soğutmaktan yargılanıyordum ya) Oktay Yıldırım’ın
Ümraniye’deki gecekondusunda ele geçti Ordumuz’a ait olduğu ispatlanan bombalar.
Hani AYNI bombalar hem Masum Atatürkçülerin Temiz Gazetesi Cumhuriyet’in
kafakargaşalamabombalanmasında, hem de Danıştay Baskını’nda kullanılmıştı.
Hrant Dink’in mahkemesini ‘şereflendiren’ Veli Küçük- malumunuz. Tabii herrr
mahkeme baskınının kaçınılmaz ‘vatanseverleri’ Kemal Kerinçsiz, Sevgi Erenerol
ve diğerleri. Sivilsivilceler.
Aa! bakıyoruz şimdi içeri buyur edilmiş bulunan Hurşit Tolon Paşa, Ege Ordu
Komutanı iken, gündemi nasıl da bombalardı ikide birde Erman Toroğlu’nun içine
su serpecek demeçleriyle.
Hrant Dink’in başını yakan yazı dizisi Sabiha Gökçen’in (Kutsal Atamız’ın tek
doğrudürüst manevi evladı) Ermeni olduğunu kanıtlayan yazılardır. Sonra (yazılar
6 Şubat 2004’te çıkıyor Agos’ta), 21 Şubat’ta gelsin DevletinAmiralGemisi
Hürriyet’te bu yazıları köpürten bir haber! Hemen akabinde Genelkurmay
Başkanlığı ve HerHaltaDemeççi Hurşit Tolon Paşamız’ın (Ege Ordu Komutanı
kimliğiyle) zehir zemberek suçlamaları. Bir garip Dink’e karşı.
Dink yok şimdi. Öldürüldü.
Aaa: acaba kim öldürttü?
Ergenekon da sonuç olarak bazı terbiyesizlerin muhayyilesinden fışkırma,
Kemalist Düşmanı bir hareketin deli açması iftira kumpanyası!
Delilleri görmezden gelelim. Ve fakat NOKTA’nın söktüğü çorabın habire yeni
ipliklerini Taraf Gazetesi pazara çıkartmakta.
Yüce Askeriyemiz, Taraf’a ‘Dağlıca Baskını Biliniyordu’ haberinin belgelerini
teslim etmesi için ayın 7’sine kadar (cömertçe) zaman tanıdı.
Pardon? Belgeler sizden çıktığına göre asılları elinizde mevcuttur. Fotokopileri
alacaksınız da ne olacak?
NOKTA baskınında da aynı şey yapılmıştı. ‘Belgeler de belgeler!’ Sonra
belgelerin orijinalitesi, Özden Örnek Günlükleri’nin Deniz Kuvvetleri
Komutanlığı’nın bilgisayarından çıkmış olduğu MAHKEMEDE kanıtlandı. Kanıtlandı
da ne oldu? Susss pusss.
Danıştay Baskını hâlâ Şanlı Kemalist Direnişçilerin Gazetesi Cumhuriyet’in bahçe
bombalanmasıyla haraşolandırılmıyor. E, o ayrı bu ayrı. Oysa bombalar aynı
lokum, pardon bomba paketinden. Kalanlar da Oktay Yıldırım’ın evinde yakalandı.
Son Kemalistlerin Cumhuriyet Gazetesi’nden Ankara Mümessilleri Mustafa Balbay’ın
götürülmesini protesto etmek isteyenler, oradan Şanlı Tercüman Gazetesi’ne de
uzanıyorlar. Elleri kelepçelenerek götürüldü ya lümpen genel yayın yönetmenleri!
O Tercüman Gazetesi daha bu kış beni ve Ece Temelkuran’ı ‘kitlesine’ hedef
gösterdi. Birtakım pervert çocuklar kanlarından Türk bayrağı yapıp, Büyükanıt’a
yollayıp NE BİÇİM duygulandırdılar- üstüne yazdığımız yazılar nedeniyle.
Bu Cumhuriyet Okurları, Tercümanla da dayanışırlar. Her bir numeroyu da
yaparlar.
Şimdi Tercüman’ın lümpen yönetmeni aynen Akşam yazarı Güler Kömürcü gibi
‘serbest’ bırakıldı. Türkiye’nin en zengin adamı Karamehmet’in (aylık geliri: 7
bin YTL) bunları ısrarla arka bahçesinde beslemesi ilginç tabii.
Yaşar Büyükanıt’ın Tercüman’ın lümpen yönetmeninin yanağını okşarken bir davette
(Cumhuriyet Kokteyli mi?) çekilmiş fotoğrafları yayınlandı.
Aynı Büyükanıt Paşa, Şemdinli’de Umut Kitapevi’ni bombalamaktan Askeri Mahkemece
‘serbest’ bırakılan Uzman Çavuş Ali Kaya için de “Tanırım, iyi çocuktur”
demişti.
Vicdani redçi Mehmet Bal’ın kuyruk sokumunda yediği dayaklardan çatlak var. Ben
yine 318’den yargılanıyorum. Beni hedef gösteren gazetenin genel lümpeninin
yanağını okşarken Genelkurmay Başkanımızın fotoğrafı var.
Ben bu davada tarafım arrrkadaş.
Fırsat bu fırsat: En nihayet, hep birlikte bağırabiliriz. “Ordu kışlaya! İşinin
başına! Ait olduğu yere! Sonsuza dek siyasetimizden/idaremizden uzaklara!
Haydi!”
Radikal/ 05/07/2008