Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 151 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 Yeni Bir Parti Kuruluyor
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 Şiire dizgin vurulur mu?
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi
 Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
 "İyi şiir her zaman dinidir"
 Yapardım biliyorum
 İSTEK
 aşka ve terke dair
 GÜLÜM / Ömer Lütfi METE
 Şiir gibi yaşayanlar...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Serdar Turgut: Erdoğan, Türklere etnik temizlik yapıyor
Tarih: 23.05.2008 Saat: 12:20 Gönderen: editor

 

Bizim Başbakan durmadan ‘üreyin’ çağrısı yapıyor. İlk önce ‘Üç çocuk yapın’ dedi. Sonra Viagra dopingli bir cümle daha etti, sayıyı altıya kadar çıkardı

İki kişiden fazlası bir araya geldiğinde aralarında ya münakaşa ya da sonu cinayetle biten kavga çıkan bir ırka neden durmadan ‘çoğalın’ çağrısı yapıldığını bir türlü anlayamamıştım.

Bu benimki bir önyargı değil. Gözlemden oluşturulan bilimsel bir tespit.

Örneğin; dün ben pancar üreticilerinin toplantısında yaşanan bir münakaşanın sonuçlarının fotoğrafını gördüm. Hayli vahşi ve kanlı görüntüler vardı.

Kavga biraz uzasaydı sonunun büyük bir pancarcı katliamı ile sonuçlanacağı muhakkaktı.

Memlekette pancarcı da dahil her meslek grubunda haddinden fazla insan sayısı zaten varken ve Türkiye bir Malthusyen kâbus haline dönüşmüşken, bizim Başbakan durmadan ‘üreyin’ çağrısı yapıyor.

İlk önce ‘Üç çocuk yapın’ dedi. Sonra Viagra dopingli bir cümle daha etti, sayıyı altıya kadar çıkardı.

‘Neden?’ diye düşünüyorum o günden bu yana. ‘Bize kastı nedir ki?’ Bunun cevabını arıyor ama bulamıyordum.

Sonunda dün ‘nüfus biyoloğu’ denilen meslek grubunun çalışmalarını anlatan bir makale okuyordum. Sorumun cevabını orada buldum.

Nüfus biyologlarının ‘absürd çoğalma’ (Absurd proliferation) diye adlandırdıkları bir bilimsel tespitleri var.

Buna göre absürd biçimde çoğalmaya başlayan bir tür (Bu, ister bitki, isterse de hayvan olsun) sonunda hızla yok olmaya doğru gidecektir.

Bu, tarihi ve tabiatı izlemekten oluşturulmuş bir bilimsel sonuç.

Başbakan da bir tür hayvan sayılabilecek Türkleri absürd çoğalmaya teşvik ettiğinden anladım ki o; Türklerin tür olarak ortadan yok olmasını amaçlıyor.

Bu fikri ilk önce ben ortaya atmış olsaydım makul karşılanabilirdi belki ama durmadan halk çocuğu olduğunu filan ileri süren Başbakan, Türkleri neden tür olarak ortadan kaldırmaya karar verdi, doğrusu onu anlamadım.

Galiba ona da gına gelmiş durumda.

Ki; ben bilinçli olarak halktan uzak dururum. Ben bile sadece onları uzaktan izleyerek bitip tükenmiş durumdayım. Afakanlar basmış durumda bana halktan. Başbakan bizzat onların içinde, halkın telefonlarına bile çıkıyor.

Dolayısıyla onun sonunda türü tamamen ortadan kaldırmaya karar vermesi son derece doğal.

Adamcağız ‘hiç olmazsa emekli olduğumda biraz kafa dinlerim’ diye düşünüyor olmalı.

Bu plan çok güzel. Ben tüm kalbimle destek veriyorum da tek sorun şu: Türklerin çoğaldıkları andan tür olarak yok olacakları ana kadar geçen zamanda sabır gösterebilmemiz ve tahammüllü olmamız. Çünkü çıkın bakın etrafa, istediğiniz semtte yürüyün. Bu diyeceğim sınıflar üstü bir şey. Herkes aynı tavırda.

Hiçbir anne-baba çocuğunun, kendileri dışındaki hiçbir insana sevimli gelmeyebileceğini nedense düşünmüyor. Tek çocuklu insanlar bile bana kalabalık gibi gelirken, çocuk sayısı altıya çıkınca, bunun bilim kurgusal bir ortama uygun olacağını düşünüyorum.

Arada bir Başbakan’ın çağrısına şimdiden uymuş bazı absürd insanları da görüyorum sokakta. Bu tür insanlar genellikle çocukları olduğu için toplumda kendilerine öncelik, saygı ve ilk geçiş hakkı verilmesi gerektiğini düşünüyor.

Bu Nişantaşı’nda da böyle, Topkapı’da da. Dünyadaki tüm çocuklar da gerektiğinde tahripkâr ve hatta potansiyel olarak seri katil olduklarından durum had safhada tehlikeli ve gergin şu aralar.

Dolayısıyla ben çok çocuklu aile görünce aklıma daima Jonathan Swift’in ‘A modest proposal: For preventing the children of poor the people in Irealand from being aburden to their parents of country and for making them beneficial to the public’ adlı broşürü gelir.

Türkçesi ‘Fakir insanların çocuklarının ailelerine ve memleketlerine yük olmalarını önlemek yolunda mütevazı bir öneri’.

Mütevazı dediği öneri ise, bu çocukların pişirilip, kızartılıp yenilmesiydi.

Bu nedenle hem Başbakan’ın ‘üreyin’ çağrısını hem de onun nihai çözüm oluşturulacak türü yok etme planını da destekliyorum.

Yani Başbakan ne yaparsa destekleyeceğim. Umarım bu tavrım hükümete yakın kaynaklar tarafından dikkate alınır.

Anne ve babaların düşünme melekelerinin çocuk yaptıktan sonra nasıl aşağıya çekildiğini açıklamak açısından şu anımı yazmalıyım:

Jonathan Swift’in mütevazı önerisinden yola çıkarak ben bir zamanlar havlayan köpeklerin apartmanlardan atılmasının yerine ağlayan bebeklerin daha fazla gürültü çıkarabildikleri gerekçesiyle sokağa atılmalarını talep etmiştim.

Yazı çıktı ve ertesi gün bir baba beni aradı ‘Sen benim çocuğumun sokağa atılmasını nasıl isteyebilirsin?’ dedi.

Aptal insanların evrensel özelliği, genel olarak söylenen bazı lafların özel olarak kendilerine söylendiğini sanmalarıdır.

Adama cevap olarak bu lafları söyleyerek başladım sözlerime. Daha sonra da kendisinin ‘bir b..a yaramayan bir o. çocuğu olduğunu’ söyledim. Daha sonra da ‘inşallah yakında geberirsin’ dedim.

O zamanki yayın yönetmenim bu tavrımın iyi bir halkla ilişki tavrı olmadığını söyledi. Ona da ‘cehenneme kadar yolu olduğunu’ söyledim.

O gün çok formundaydım anlayacağınız...

Akşam/ 23.05.2008


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Makale
· Haber gönderen editor


En çok okunan haber: Makale:
Bir Fabl Olarak Fare ile Kedi Hikâyesinin Arkasındaki Mesaj


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 2


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Bir tuhaflık var
"Yeni bir sol parti" safsatası
Hüküm Giymiş Bir Kitap İçin Yazıt
Bir Fabl Olarak Fare ile Kedi Hikâyesinin Arkasındaki Mesaj
Bir erkeklik aleti olarak: Argo
Bir parodi olarak “iddianame”
Semih Gümüş: Okuma dersi olarak eleştiri
Dağ fareyi doğurmak üzere
Coca Cola Ve Fare
Depeche Mode: Enjoy The Silence
Solculuk bile yapılır
Beni acilen vuracaklarmış!
Kara Kedi
Aynı evin kedileri
Obez kediler
Büyükanıt: Örgütün arkasındakilere bakın
Keskin bir mesaj....
Hasan Cihat Örter'den mesaj var

"Erdoğan, Türklere etnik temizlik yapıyor" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke