Türkiye; uygar dünyadaki bütün gecikmişlikleri gibi, 19. yüzyıl Avrupa'sının
en atlanamaz olgularından ve işçi hareketinin en önemli yazılı belgelerinden
biri olan, Marx-Engels'in Komünist Parti Manifestosu konusunda da nasibini aldı.
1848'de Londra'daki basımından günümüze geçen 160 yılda; Türkiye'deki baskıları
sırasıyla 1923'te, 1936'da ve 1968'de yapılabildi, ancak hemen yasaklandı. Dünya
işçi-devrimci hareketinin alfabesi demek olan Manifesto'dan habersiz,
Türkiye'nin devrimci-işçi hareketi devam edip giderken, Komünist Parti
Manifestosu'nu bu ülkede, uzunca yıllar sadece yabancı dil bilen aydınlar ve
akademisyenler okuyabildi...
Dünya işçi sınıfının ilk politik programı olan Komünist Partisi Manifestosu'nun
Türk diline (daha doğrusu Osmanlıcaya) aktarılmasının, Tanzimat'la birlikte
yönünü tümüyle Batı'ya dönmüş olan Türkiye'nin de gündemine girmesi
kaçınılmazdı, ancak bakın ne oldu?
1888'deki İngilizce baskısına Önsöz yazan Engels, bir yerinde sonucu şöyle
açıklıyordu:
"Bana anlatıldığı kadarıyla, birkaç ay önce İstanbul'da Ermenice olarak çıkması
gereken çeviri, yayıncının, üstünde Marx isminin bulunduğu bir kitabı basmaya
cesaret edememesinden, çevirenin de kitabı kendi eseriymiş gibi göstermeyi
reddetmesi yüzünden gün ışığına çıkamamış."
Yıllar önce, bir tarih dergisi yöneticisi arkadaşın elindeki, eski yazı bir
kitabın jeneriğini okumaya çalışıyorduk. Üç kişi üzerine abanmıştık, eski yazıyı
sökmek için ve şunları okuduk: "Aydınlık Külliyatı, Numero: 9., Komünist
Beyannamesi, Karl Marks ve Fridrih Engels, Nakil: Doktor..."
Doktor'dan sonraki harfleri birbirine çatamayınca, bir dördüncü arkadaş imdada
yetişip okuyuverdi: "Şefik Hüsnü, Şehzadebaşı, Evkaf Matbaası, 1923-1339. Fiyatı
10 Kuruştur."
Aslının yayımlanışından 75 yıl sonra, Türkiye'de ilk kez Türkçeye (daha doğrusu
Osmanlıcaya) çevrilerek yayımlanabilen bir kitap olma özelliğini taşıyan
Komünist Beyannamesi (yani Komünist Parti Manifestosu) Dr. Şefik Hüsnü'nün
Birkaç Söz'ü ile başlıyor. Birkaç Söz'ün hemen başında Şefik Hüsnü Bey, kitabın
Türk diline çevrilişine kadarki süreçten söz ediyor, bundan sonra da, 'halkçı
devrim' olarak nitelediği 1919-1922 Hareketiyle, Komünist Beyannamesi'nin
ilişkisini ortaya koyuyordu.
5 Mart 1925'de yürürlüğe giren Takrir-i Sükun Yasasıyla, tümüyle yeraltına
itilen Türkiye Komünist Hareketi'nin, aşağı yukarı her yıl uğrayacağı
tutuklamalarda; militanların ve sempatizanların evlerinde, işyerlerinde,
zulalarında bulunup ele geçirilecek olan bir suç unsuru oluşturuyordu Komünist
Beyannamesi... Örgütlenme bir yana, özellikle söz ve yazı özgürlüğünün uzunca
bir süre ortalıkta görünmeyeceği Tek Parti Diktatörlüğü yılları başlamıştı
artık. Ancak, demokrat ve ilerici birkaç yazarla, Türkiye Komünist Hareketi'nin
kimi 'akıncı öncüleri'nce olabildiğince zorlanarak nispi, legal bir yayın ortamı
açılabilecekti, 1930'ların başında.
1936'da yasaklandı
Şefik Hüsnü'nünkinden on üç yıl sonra, 1936'da Kerim Sadi, İnsaniyet Kütüphanesi
Yayınları'ndan Komünist Parti Manifestosu'nu yayımladı. Çevirmeni de Kerim
Sadi'nin kendisi olan Manifesto, Bozkurt Matbaası'nda basılmıştı ve 64 sayfa
idi. "Dört önsözüyle birlikte, tam metin" şeklinde sunuluyordu okura. Ancak aynı
yıl, Bakanlar Kurulu'nun 29 Ağustos 1936 tarihli ve 2/4253 sayılı kararıyla
yasaklandı.
Kasım 1968'de Bilim ve Sosyalizm Yayınları, Ankara'da Komünist Parti
Manifestosu'nun Türkiye'deki üçüncü baskısını yayımladı. Adaletin Ankara'daki
aslanı, pençesini hemen, Komünist Parti Manifestosu'na, çevirenin ve
yayımlayanın üzerine atıverdi.
12 Kasım 1968'de C. Savcı Yardımcısı kitabın toplatılmasını talep etti. Üst
mahkeme bu talebi "bilirkişi raporu olmadığı"ndan kabul etmedi. Savcı Yardımcısı
hemen daktiloya sarıldı: "Acele itirazdır." İtirazı kabul edildi. 13 Kasım
1968'de kitap toplatıldı. Savcı Yardımcısı bu kez, hem kitabın çevirmeni hem de
Bilim ve Sosyalizm Yayınları'nın sahibi Süleyman Ege için tutuklama talebinde
bulundu.
Süleyman Ege'nin; TCK'nin 142/1. maddesinden, önce 5 yıl ağır hapsine, sonra
bunu yarısı kadar artırarak 7 yıl 6 ay ağır hapsine ve ayrıca 5 yıl süre ile
Denizli şehrinde ikamete, bu süre içerisinde emniyeti umumiye nezareti altında
bulundurulmasına karar verdi. 19 Ekim 1971 günü de tutukladı. Yargıtay Birinci
Dairesi bu cezayı 14 Aralık 1972'de aynen onadı. Komünist Parti Manifestosu'nun
yayımcısı Süleyman Ege, 1974 yılında çıkarılan affa kadar hapiste kaldı.
(Bu yazı, yazarın Can Yayınları için hazırladığı Türkiye'de 100 Yasak Kitap
çalışmasından kısaltılarak alınmıştır.)
EMİN KARACA
Radikal Kitap
02/05/2008