Veli Küçük'ün örgütte hep "üç numara" olduğu söyleniyordu, hatta bazı
söylentilere göre de -Allah herkesi kuru iftiradan saklasın-iki numaralı
vatandaş 06 DS, bir numara da 06 HK plakalı araba kullanıyordu...
Ama şimdi, Kanada'ya sığınan ve orada hahamlık yapan karanlık adamın dediğine
göre, Küçük Paşa alt tarafı sekiz numaraymış! Kendisine hiç yakıştıramadım.
Aynı adamın ifadesine göre bunlar "şamanlık" da takılıyorlarmış, yani İslam'ı
"Arap dini" olduğu için reddediyorlar, "gerçek Türk dinine", atalarımızın inancı
olan "Şamanizm'e" meylediyorlarmış...
Fakat bunların ayakçıları gerek eylem sırasında gerek duruşmada "şeriat isteriz"
demeyi de hiç ihmal etmiyorlar ha! Yersen...
Bizim bildiğimiz, siyasal bilimlerde "literatürün" de dediği, her faşist
yapılanmada mutlaka bir de "radikal kanat" bulunur, fakat bu, zamanı gelince
tasfiye edilir... Almanya'da da Nazi Partisi, yani Nasyonal Sosyalist Alman İşçi
Partisi içinde, işin sosyalizm yanını ciddiye alan saftırıklar vardı, Gregor
Strasser ya da Ernst Röhm gibi, ama Hitler tarafından yok edildiler...
Bizim putperestler direniyorlar demek ki... Belki de meseleyi, Almanlar gibi,
iktidara geldikten sonra çözecekler.
Ben de şifreleri çözmekte zorlanıyorum, kontrgerillanın gizli silah deposu hangi
"Türk bayrağı dikili elektrik binasının altında" acaba?
Neyse ki bu benim işim değil, polisin işi.
Ben bazı arkadaşların kaç numara olacağına taktım... Gerçi içlerinde "yüz
numara" da var ama...
Otel, işyeri, okul gibi binalarda odalara numara verilir ya, af buyurun
memişhane de numarasız bırakılır, kapısına "00" yazılır... Fransızca "numarasız"
yani "sans numero" olan bu makam, bizim yarı aydınlarımızın ağzında aynı şekilde
okunan "cent numero" ya dönüşmüş, oradan da dilimize tercüme edilerek
"yüznumara" olmuş çıkmıştır.
Fakat bizimkiler örgüte gerçekten üye olmaya kalksalar kaç numara alırlar?
Örneğin, bu gizli örgüt soruşturmasını gazetecilik deyimiyle "görmekten" ısrarla
kaçınanlar...
Daha da ileri gidip "yok böyle bir şey" diyenler... "ABD'nin oyunu" deyip
çıkanlar...
Yani, "dışarıdan" destek verenler. Örgütün, ülkeyi karıştırıp darbe ortamı
yaratma amacına dolaylı da olsa katkıda bulunanlar...
27 Nisan 2007 muhtırasına zil takıp oynayanlar, seçimden önce "CHP kendisinin de
ummadığı ezici bir zafer kazanacak" diye sallayanlar...
Hani şu, kontrgerilla kışkırtmalı mitinglere katılan kişi sayısını dörtle
çarpanlar, hızlarını alamayıp üç milyondan, beş milyondan dem vuranlar...
Araştırma yapanlara küfür edenler... Seçimde madara olunca da özeleştiri yapıp
pısacak yerde büsbütün edepsizleşip sağa sola saldıranlar?
"Yargıya saygımız sonsuzdur" ayağından AKP'nin kapatılmasını dört gözle bekleyip
ellerini ovuşturanlar?
Oylarını onların beğenmedikleri yönde kullananlara sövenler...
Bu hükümetten kurtulmak için "kriz patlasın, ekonomi batsın" duasına çıkacak
kadar pusulayı şaşıranlar...
Savcılara emirler ve tehditler yağdırmaktan utanmayanlar...
Kendine Atatürkçü süsü veren faşistler... Kifayetsiz muhterisler... Çapsız
duygu sömürücüleri...
Hani "yetmiş iki milletin buçuğu" diye bir laf vardır ya...
Onun gibi, Ergenekon'un çeyreği mi?
Sabah / 23 Nisan 2008