Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 153 Üye Adayı ve 15 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 Yeni Bir Parti Kuruluyor
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 Şiire dizgin vurulur mu?
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi
 Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
 "İyi şiir her zaman dinidir"
 Yapardım biliyorum
 İSTEK
 aşka ve terke dair
 GÜLÜM / Ömer Lütfi METE
 Şiir gibi yaşayanlar...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Güncel: Avni Özgürel: Bir asır sonra aynı tartışma
Tarih: 06.04.2008 Saat: 19:03 Gönderen: karakutu

 

İttihad Terakki mağdur ettiği alaylı askerlerin protestosunu kendine gerekçe yaptı. 2. Abdülhamid çatışmaya sebebiyet verilmemesi için 1. Ordu Kumandanı'na direnmeyeceğine dair yemin ettirdi

Günümüzde AKP hakkında açılan kapatma davasıyla yeniden başlayan laiklik tartışmaları ve endişesi cumhuriyetle başlamış değil, mazisi hayli eski. Osmanlı döneminde mesele laiklik olarak değil gericilik ya da irtica diye gündemdeydi. Kadızadeler hareketi diye bilinen fıkhi tartışmanın sebep olduğu 'Softa Ayaklanması'nın İstanbul'u ve sarayı az uğraştırmadığı bilinir.



Ama şüphe yok ki 'irtica' denildiğinde akla ilk gelen 31 Mart Vak'ası.. Miladi takvime göre de 14 Nisan hadisesi..
Selanik'te dernek olarak kurulup bir dizi zaaf içinde sürüklenen İstanbul'u uzaktan kontrol edecek gücü kazanan İttihad Terakki Cemiyeti'nin
fedailerinden İsmail Mahir Paşa'nın 6 Nisan'da kendilerine muhalif gazetecilerden Hasan Fehmi Bey'i öldürtmesiyle başladı hadiseler.. Ardından gazeteci Ahmed Samim'in katledilmesiyle tırmandı gerginlik. Ve nihayet ordu içinde harbiye mezunu subaylarla alaylı tabir edilen asker ocağında yetişip rütbe almış subaylar çekişmesi sürerken İttihadçıların alaylıları askeriyeden uzaklaştırma kararıyla fitil ateşlendi..

Doğrusu basında yansıyan 'yangın' havası da olayların büyümesini sağladı.
İttihad Terakki yanlısı gazetelerle saray yanlısı basının kalem kavgasının teması 'iç savaş'tı.
Bu ortamda 3. Ordu'nun Selanik'teki tümenlerinde 'Nigehban-ı Hürriyet' ya da 'Muhafız-ı Meşrutiyet' taburları oluşturuldu ve bunlar Taksim'deki Topçu Kışlası'nda görevli askerlerin uzun zamanadır haklarını alamamadıkları için kalkıştıkları protestosu gösterisi sırasında 'Adalet İsteriz' manasında 'Şeriat İsteriz' sloganıyla bağrışmalarını 'ayaklanma' olarak değerlendirip 'Hareket Ordusu' adı altında İstanbul'a sevk edildi. Başlarında subay bulunmayan, başçavuş ve çavuşların komuta ettiği Topçu Kışlası askerleri Ayasofya ve Sultanahmet Camii çevresinde toplanmışlar, halktan hamallar, seyyar satıcılar, işsiz güçsüz pek çok kişi de onlara katılmıştı. Haklarını alamamalarının sorumlusu olarak gördükleri sadrazam Hüseyin Hilmi Paşa'yla, Meclis-i Mebusan Reisi Ahmet Rıza bey'in azlini istiyorlardı. Ancak olaylar öyle gelişti ki kalabalık o an oradan geçmekte olan Adliye Nazırı Nazım Paşa'yı Ahmet Rıza Bey zannederek öldürdü. Aynı şekilde milletvekili Arslan Bey de İttihadçı gazetecilerden Hüseyin Cahid (Yalçın) zannıyla kurşunlara hedef oldu.

Bu sırada 2. Abdülhamid'in olayları sona erdirmek için yaptığı girişimlerden sonuç alamadığını da kaydetmek lazım. Padişahın 2. Tümen Komutanı'nı Yıldız Sarayı'na çağırıp çatışmalara müdahale etmesi için emir verdiğinde 'Ordu kumandanından emir almadan harekete geçemeyeceğini' söylediği bilinir. Sonradan bu tereddütlü tavrından dolayı pişman olduğunu söylemiş olsa da içinde bulunulan durumda ittihadçı kadroyla birlikte hareket eden Mahmud Muhtar Paşa'nın bu yönde emir vermeyi reddettiğini ekleyeyim.

Said-i Nursi yatıştıramadı

Bu sırada olaylar devam ediyordu. Ve İttihatçı şımarıklığından şikâyetçi dindar kalabalıkların katılmasıyla hadise büyüme istidadındaydı. Said-i Nursi gibi bazı din adamlarının durumun bir tuzak olduğunu söyleyerek ortalığı yatıştırma çabaları sonuç vermeyince İttihadçılar İstanbul'a el koyma zamanının geldiğine hükmederek Mahmut Şevket Paşa komutasındaki Hareket Ordusu'nu başkente girmeye zorladılar. İstanbul'daki kıtalarda görevli komutanlar olayın vahim bir noktaya gitmekte olduğunu ancak o zaman gördüler. Ama iş işten geçmişti.. 1. Ordu Kumandanı Nazım Paşa duruma müdahale edeceğini söylemek için Yıldız Sarayı'na gittiğinde
2. Abdülhamid'ten 'Şu ana kadar yapılamayan şeyler için artık vakit çok geç. Müslümanın Müslümanı kırmasına izin veremem..' cevabını aldı. Daha ötesi padişah Hareket Ordusu'na silahla karşı koymayacağı konusunda Nazım Paşa'ya yemin ettirerek söz aldı.

Sonuç malum. 25 Nisan'da Hareket Ordusu işgal gücü gibi İstanbul'a girdi. Ünlü Yıldız Sarayı yağması gerçekleşti, 27 Nisan 1909'da Meclis-i Umumi silahların gölgesinde toplanıp 31 Mart Vak'ası'nı tertip etmek suçlamasıyla 2. Abdülhamid'i hal kararı aldı. Ardından sıkıyönetim ilan edildi ve bir dizi idam kararının çıktığı ünlü 'Divan-ı Harb-i Örfi' kuruldu.

Demokrasi müzesinin yeri

Demokrasi mücadelemizin yansıyacağı bir müze ve belgeliğin kurulması gereğini uzun süredir yazıyorum. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın benimsediği bir proje bu. Ziverbey Köşkü demiştik olmadı. Mabeynci Ziverbey'e ait olup 12 Mart döneminde emniyet güçlerince kullanılan ünlü sorgu ve işkence mekanı şimdi özel mülk ve içinden kebap kokuları yükseliyor.
Ancak ümitsiz olmamak lazım. Sirkeci'de şimdi adliye binası olarak kullanılan Sansaryan Han ya da eskiden Bab-ı Seraskeri binası olup Bekirağa Bölüğü diye isimlendirilen bölümü hapishane olarak kullanılan, halen İstanbul Üniversitesi'nin mülkiyetindeki Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin faaliyet gösterdiği bina da düşünülebilir..
Sansaryan Han'ın nasıl bir yer olduğunu kavramak için herhalde Reha Oğuz Türkkan'ın anlatımı kâfi: 'İstanbul'a nakledildiğimizde, Emniyet'in Sansaryan Han'ın en üst katındaki hücrelere kapatıldık. İşkenceler orada uygulandı. 'Mutena Oda' adı verilen, iki metre yükseklikte, 50 cm eninde ve tepesine Nazi Almanyası'ndan alınma özel yapılmış şiddetli acı veren ampuller yerleştirilmişti. Yukarıdan kelepçelerle asılı duruyorduk. Butün bunlar Sansaryan Han'ın sekizinci katında oluyordu. (...) Sansaryan'ın
en alt kattaki mahzenlerinde de hücreler vardı. Sırf beton, lağımla ıslak, akrepli yerlerdi. Ne yatak vardı, ne oturacak bir şey..."
Sansaryan'da uygulanan işkence yöntemleri ve tutuklulara eziyeti iş edinmiş 'Parmaksız Hamdi'ye ilişkin hatıradan bol bir şey yok..
Bekirağa Bölüğü'ne gelince adı imparatorluğun son yıllarında ölçüsüz şiddet ve saldığı korkuyla hatırlanan hapishane komutanı Bekir Ağa'nın adıyla anılsa da 'Tırnakçı' lakabıyla bilinen ünlü işkenceci Salim Bey'in dehşet tüneliydi orası.
Özetle mekan bulunur. Tarihi yarımadayı yeniden yapılandırma
niyeti ciddiyse orada Sirkeci'de, Sultanahmet'te adliyenin bulunması
hata zaten. Ayrıca herhalde Günay'ın girişimde bulunması halinde İÜ de Demokrasi Müze ve Belgeliği'ne yer açar.

Sinan'a saygı...

Osmanlı İmparatorluğu çağlar ötesine sadece güçlü/güçsüz/ padişahlar ya da büyük kumandanlarla değil sanatçılarla taşındı.. Yunus'lar, Fuzuli'ler, Şeyh Galip'ler, Baki'ler, Levni'ler...
Mücevher kıymetindeki bu isimler arasında kuşkusuz Mimar Sinan'ın yeri çok özel. Sinan, Türk/İslam kültürünün anıt isimlerinden biri. Süleymaniye, Selimiye, Mağlova Kemeri gibi onlarca göz alıcı yapıda imzası bulunan Sinan estetik anlayışı yanında mühendislik çözümlemeleri bakımdan da yapı tarihinde kendisinden önce de kendisinden sonra da eşine raslanmayan büyük bir usta.
Ne yazık ki biz Sinan'ı çağdaşı iki büyük İtalyan sanatçı Leonardo Da Vinci ve Michelangelo Buonarroti kadar dünyaya tanıtmakta başarılı olamadık.. Sinan'ın inşa ettiği ve uzunluğu 50 kilometreyi bulan İstanbul su kanalı projesi büyüklük, önem ve milimetrik hassasiyette mühendislik tekniği bakımından günümüzün ölçüleriyle herhalde ancak Ay'a insan gönderme projesiyle kıyaslanabilir..

Geçtiğimiz yıl Vakıflar genel Müdürlüğü ve Vakıflar Bankası'nın desteğiyle History Channel için Grand Sinan adlı bir belgeseli yapmıştım. İlgilenenler bu akşam 2. bölümünü seyredebilir. Ayrıca Çekül Vakfı, Multi Turkmall şirketinin sponsonluğunda 'Sinan'a Saygı' projesini başlattı. Fotoğraf yarışması, Sinan Envanteri, Sinan Kitaplığı, Sinan Gezi Haritaları, Sinan Eserleri Eskiz Yarışması ve Ağırnas'ta Sinan Evi çevresinde bir dizi etkinliği kapsıyor proje. Geçtiğimiz hafta 210 sanatçının 419 eserle katıldığı Sinan eserleri fotoğraf yarışması sonuçlandı. Uygar Korça'nın Selimiye'yi resmettiği 'Ustanın Mührü' adlı fotoğrafının birinci seçildiği sergi Ayasofya'da.. Çekül Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Metin Sözen hocaya ve destekleriyle projenin gerçekleşmesini sağlayan Multi Turkmall'a teşekkür borcumuz var.




Radikal
06/04/2008


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Tarih Üzerine
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Tarih Üzerine:
Sarkozy'nin beğenmediği Kapadokya


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Sarkozy'nin beğenmediği Kapadokya

"Avni Özgürel: Bir asır sonra aynı tartışma" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke