ABD'deki başkanlık seçiminin ana meselesi, adayların Irak'a bakışı. Savaş
ulusal bir trajediye, ekonomik bir yıkıma, bölgesel bir felakete ve uluslararası
imajı onarılmaz bir yara alan ABD için küresel bir bumeranga dönüştü. Yeni
yönetimin Irak'taki savaşçı birlikleri çekmesi şart
İki Demokrat başkan aday adayı da, ABD'nin Irak'taki savaşçı misyonunu
kendilerinin muhtemel başkanlığından 12-16 ay sonra bitirmesi gerektiğinde
hemfikir. Cumhuriyetçi adaysa savaşı belki de 100 yıl boyunca, 'zafer'e dek
devam ettirmekten söz etti. Dolayısıyla, bu seçim kampanyasının ana meselesi
savaşın faziletleriyle, onu devam ettirmenin getiri ve götürülerine dair temel
bir anlaşmazlık.
ABD'nin savaşçı görevinden sıyrılması gerektiği savı güçlü. Fakat bunun, görev
süresi dolmak üzere olan Bush yönetiminin kasıtlı olarak başlattığı, demagojik
bir biçimde meşrulaştırdığı ve kötü yönettiği bir savaşın bölgedeki
istikrarsızlaştırıcı etkilerini hafifletecek türden kapsamlı siyasi ve
diplomatik çabalarla dengelenmesi gerekir.
İran'ı da güçlendirdik
Demokratların savaşı bitirmeye, Cumhuriyetçilerinse sürdürmeye yönelik savları
arasındaki zıtlık belirgin ve dramatik. Savaşa son vermeye yönelik sav, fahiş ve
somut bedellere dayandırılırken, 'rotada kalma' savı bilinmeze dair yaratılan
belirsiz korkulardan ve en kötü durum senaryolarından besleniyor. Bush'un ve
Senatör John McCain'in bölgesel felaket tahminleri, ABD'nin Vietnam'daki süren
varlığını meşrulaştırmak için kullanılan 'düşen domino taşları' öngörülerini
hatırlatıyor. Ne başkan ne de McCain savaşa son vermenin felaket anlamına
geleceğine dair gerçek kanıtlar sunuyor; fakat, felaket tellallığı savaşı
uzatmayı kolaylaştırıyor.
Bununla birlikte, Amerikan halkına beş yıldan uzunca bir süre önce Bush'un
Saddam Hüseyin'i devirme saplantısının 4 bin Amerikalı'nın hayatına, neredeyse
30 bininin yaralanmasına ve birkaç trilyon dolara -ABD'nin dünya çapındaki
inanılırlığı, meşruiyeti ve ahlaki duruşuna verilen ve kolayca ölçülemeyen hasar
bir yana- değip değmeyeceği sorulsa, yanıt neredeyse kesinlikle net bir 'hayır'
olurdu.
Fiyaskonun bedeli burada da bitmiyor. Savaş Ortadoğu ve Güney Asya'daki Amerikan
karşıtı duyguları körüklerken, Irak toplumunu parçaladı ve İran'ın nüfuzunu
artırdı. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın kısa süre önceki Bağdat
ziyareti, Irak'ta ABD'nin yerleştirdiği hükümetin bile İran'ın etkisi altına
girmeye başladığına bol bol kanıt sunuyor.
Kısacası, savaş ulusal bir trajediye, ekonomik bir yıkıma, bölgesel bir felakete
ve ABD açısından küresel bir bumeranga dönüştü. Dolayısıyla, buna son vermek en
yüksek öncelikli ulusal çıkar. ABD'nin savaşçı operasyonlarına son vermek askeri
bir karardan daha fazlasını gerektirecek. Iraklı liderlerle, bir dış tehdit söz
konusu olduğunda (örneğin İran'dan) acil yardım verilmesi için, bir ABD gücünün
bırakılmasına yönelik düzenleme yapılması gerekecek; bu aynı zamanda, Irak
güçlerine kalan Kaide unsurlarıyla savaşırken Amerikan desteği verilmesinin
sürmesi için yollar bulunmasını gerektirecek.
Askeri ilişkileri koparma kararı ayrıca, potansiyel tehlikelere karşı koruma
amaçlı tasarlanmış siyasi ve bölgesel girişimlerle birlikte alınmalı.
Kararlarımızı Bağdat'taki Yeşil Bölge'de bulunmayanlar da dahil tüm Iraklı
liderlerle kapsamlı biçimde tartışmalıyız ve Irak'ın İran dahil tüm komşularıyla
da bölgesel istikrar üzerine görüşmeler yapmalıyız.
Çıkışımızın felaket anlamına geleceğine dair Cumhuriyetçi iddiaların tersine,
muharebenin mantıklı bir biçimde kesilmesi aslında Irak'ı uzun dönemde daha
istikrarlı hale getirecek. Şii-Sünni ilişkilerindeki çıkmaz, yıkıcı ABD
işgalinin acı bir yan ürünü; işgal, Irak toplumunu parçalarken bile Iraklıları
bağımlı hale getiriyor. Britanya sömürgeciliği dönemini fazlasıyla hatırlatan bu
bağlamda, Irak'ta ne kadar uzun süre kalırsak, çeşitli rakip grupların ödün
verme dürtüsü o kadar azalacak ve hiçbir şey yapmamak için daha fazla neden
bulacaklar. Iraklı liderlerle ABD'nin gelecekteki ayrılışıyla ilgili girişilecek
ciddi bir diyalog, onları bu uyuşukluk halinden çıkaracak biçimde sarsar.
ABD'nin savaş çabasına son vermek tabii ki bazı tehlikeler de taşıyor. Fakat
bunlar, böylesine geç kalınmışken kaçınılmaz. Irak'ın bazı bölgeleri zaten kendi
kendilerini yönetiyor; buna Kürdistan, Şii güneyin bir kısmı ve Sünni merkezdeki
bazı aşiret bölgeleri dahil. ABD'nin askeri ilişkileri kesmesi, Iraklılar
arasındaki kendi bölgelerini daha etkin biçimde yönetme yarışını kızıştırır; bu
da, halk arasındaki ihtilafların bir süreliğine şiddetlenmesine yol açabilir.
Fakat bu tehlike, uzun süredir devam eden Amerikan işgalinin kaçınılmaz sonucu.
İşgal ne kadar sürerse, yaşayabilir bir Irak devletinin ortaya çıkması da o
kadar zorlaşır.
Irak'taki Amerikan karşıtı direnişin çoğunlukla Kaide'den esinlenmediğini teslim
etmek de önemli. Yerel cihatçı gruplar, ancak kendilerini nefret edilen yabancı
bir işgalciye karşı savaşla birlikte tanımladıklarında güç kazandı. İşgal
biterken ve Iraklılar iç güvenlik konusunda sorumluluk alırken, Irak'taki Kaide
tecrid edilecek ve varlığını sürdürmekte zorluk çekecek. Dolayısıyla işgalin
sonlandırılması, Kaide'ye karşı savaş açısından rahatlama sağlayacak; sadece
Kaide'nin Irak'ta belirmesini hızlandırmakla kalmayıp, ABD'nin dikkatini Kaide
tehdidinin başta büyüdüğü ve varlığını sürdürmeye devam ettiği Afganistan'dan
başka yere çeken, yanlış yola sapmış bu maceraya son verecek.
Komşularla görüşmek gerek
ABD'nin askeri çabalarını sonlandırmak ayrıca, Irak'ın tüm komşularına yönelik
geniş kapsamlı bir Amerikan girişimini de kolaylaştırır. Bazıları, ABD işgali
belirsiz bir süre boyunca sürdürmeye kararlı göründükçe tartışmaya girmeye
isteksiz kalacak. Bu nedenle, önümüzdeki yıl bir noktada, askeri ilişkileri
kesme kararı ilan edildikten sonra, bölgesel istikrar, sınır kontrolü ve diğer
güvenlik düzenlemelerinin yanı sıra ekonomik kalkınmayı teşvik etmek için
bölgesel bir konferans toplanmalı. Bunların tümü, ABD'nin askeri ilişkileri
kesmesiyle bağlantılı olan kaçınılmaz tehlikeleri hafifletmeye yardımcı olur.
Irak'ın tüm komşuları -farklı nedenlerden dolayı- buradan yayılan yoğun etnik ve
dini ihtilaflar karşısında zayıf olduğu için, böyle bir konferansla muhtemelen
ilgilenir. Mısır, Fas veya Cezayir gibi daha uzaktaki Arap devletleri de
katılabilir ve bazıları, yabancı işgalinden özgürleştikten sonra Irak'a barış
gücü yollamaya istek duyabilir. Dahası, Irak'ın kendini toparlaması ve özellikle
de 2 milyondan fazla Iraklı mülteciye ev sahipliği yapan Ürdün ve Suriye'nin
yükünü azaltmak için 'bölgesel bir rehabilitasyon programı'nı ele almalıyız.
Son yılların hatalarını düzeltmeyi amaçlayan kapsamlı bir Amerikan statejisinin
nihai hedefi, Ortadoğu'yu alevlendirmek yerine yatıştırmak olmalı. Sovyetler
Birliği'nin çöküşünden sonra ortaya çıkan ve Bush yönetimindeki bağnazların
çığırtkanlığını yaptığı 'tek kutuplu an', güç, askeri tehdit ve işgalin
demokrasi maskesi altında tek taraflı kullanıldığı bir siyaset yaratmak için
boşa harcandı; bunların hepsi gerilimleri amaçsızca artırdı, sömürgecilik
karşıtı kızgınlığı ateşledi ve dini fanatizmi doğurdu. Ortadoğu'nun uzun
vadedeki istikrarı giderek büyüyen bir tehlike altına atıldı.
Tahran'la görüşmeliyiz
Savaşı durdurmak, Ortadoğu'yu sakinleştirmek için atılması gereken ilk adım,
fakat başka önlemler de gerekecek. İran'la hem bölgesel güvenlik hem de ortaya
koyduğu nükleer meydan okumaya dair ciddi müzakereler ABD'nin çıkarına. İran
üzerinde güç kullanmaya yönelik tehditler de, İran milliyetçiliğini dini
fanatizmle kaynaştırdıkları için yapıcı değil.
Fena halde duraksayan İsrail-Filistin barış sürecinde gerçek ilerleme de,
bölgenin dini ve milliyetçi tutkularını yatıştırmaya yardım eder. Fakat böyle
bir ilerlemenin gerçekleşmesi, tarihi bir uzlaşma için gereken karşılıklı
ödünleri vermeye başlamaları konusunda ABD'nin iki tarafa da gayretle yardım
etmesini gerektiriyor. İsrail-Filistin barışı, daha fazla bölgesel istikrara
doğru atılmış dev bir adım oluşturur ve hem İsraillilerin hem de Filistinlilerin
Ortadoğu'nun büyüyen servetinden nihayet yararlanmasının önünü açar.
Bu savaşa düşünmeden başladık ama bağlantımızı sorumlu biçimde sonlandırmalıyız.
Ve, savaşa son vermemiz gerektiği kesin. Bunun alternatifi, savaşı ABD'nin
tarihi zarar görmesi pahasına ebediyen sürdüren, korkunun yönlendirdiği bir
siyaset felci.
Washington Post
(Eski ABD ulusal güvenlik danışmanı, 30 Mart 2008)
Radikal
04/04/2008