Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 184 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Soner Yalçın: İşte siyasal günlükler
Tarih: 01.04.2008 Saat: 15:10 Gönderen: editor
 

AKP’nin kapatılma davası süreciyle birlikte, medyada yine Demokrat Parti Hükümeti’nin 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesiyle yıkılması gündeme getirildi.
Bazı köşe yazarları, Yassıada Mahkemesi kararlarıyla AKP’nin kapatılma davası arasında paralellikler kurdu.
Benzerlik abartılı olsa da, yakın siyasal tarihimizi tartışmakta her zaman yarar vardır. Ancak bu tür tartışmalar çoğu zaman tarafların bilgi-belge yoksunu olduğunu ortaya koyuyor.
Yassıada Mahkemesi’nin en önemli delillerinden biri, DP’lilerin tuttukları günlükleri, not defterleriydi. DP’lilerin hatıra defterlerinde neler yazıyordu?
Yazılanları yorumsuz aktaralım ki, sizler bugünün siyasal ortamına ne kadar benzeyip benzemediğini -etki altında kalmadan- değerlendiriniz...

ETHEM MENDERES’İN GÜNLÜĞÜ

“İsmet Paşa’yı sehpaya götürmekte hiç tereddüt etmem!”


Tarih 8 Kasım 1957: (DP) Grubun fiskos havasını beğenmiyorum. Dün gece Samet (Ağaoğlu), Şem’i (Ergin), Hayrettin (Erkmen) vesaire arkadaşlar Cumhur reisine (Celal Bayar) davetli idi.

Bayar, ‘Tehlikeli vaziyetteyiz, icap ederse diktatörlükle idare edeceğiz’ demiş, dinleyenler üzerinde tesir menfi. (Bu hava) Yavaş yavaş grup içinde yayılıyor; Hayrettin endişede, Şem’i tenkit ediyor; Samet te.

Tarih 14 Kasım 1957: (Celal Bayar’ın) Umur motöründe (teknesinde) Cevat Açıkalın ve Fahrettin Kerim (Gökay) ile beraber konuştuk. Açıkalın daha sonra geldi.

Bayar ‘İcap ederse İsmet Paşa’yı da sehpaya götürmekte hiç tereddüt etmem’ dedi. Korkunç ihtiras. Böyle bir sebep hiçbir zaman mevcut olamaz. Bu telkinler karşılıklı, Başvekille (Adnan Menderes) hangisinden çıkıyor acaba?

Tarih 11 Haziran 1958: Başvekil (A. Menderes), milletvekili Fahri Ağaoğlu’nun gruptaki konuşması münasebetiyle çok ağır konuştu. Kırıcı mukabele taraftarı. Başvekilliği bırakmamak için silaha dahi müracaat edeceğini söyledi. Bir nevi delilik alameti.

Tarih 9 Mayıs 1959: Başvekil (A. Menderes) İzmir’de İsmet Paşa’ya selam durdurulan emniyet ekibinin subayı hakkında sordu. Emniyet ekibini selama durduran subayın vaziyetini halletmek mühim imiş?

Küçük işlerden kurtulamayacaklar.
Tarih 6 Haziran 1959: İktidarımız durmadan yıpranmakta. Zavallı Başvekil (Adnan Menderes) 7–8 ay evvel ‘Vatan Cephesi harekâtı ile üç, beş ay içinde Halk Partisi’ni boş çuvala çevireceğim” demişti. Zeka ile idraksizlik bir arada.

Tarih 2 Ekim 1959: (Başbakan) Menderes, Avni Doğan’a, ‘seçimi kaybedeceğimizi hissedersem Halk Partisi’ni dağıtırım, yine iktidarda kalırım’ demiş. Düşüncesi de bu; ‘Radyo mücadelesiyle Halk Partisini eriteceğim, İsmet Paşa’yı mahvedeceğim” diyor.
 


REFİK KORALTAN’IN GÜNLÜĞÜ

“Gazetelere bozguncu yazılar yazdırıyor!”

Tarih 1 Şubat 1958: Bu adama (Adnan Menderes) bir zamandır gurur geldi. Artık emruhu emrüküm; nerede ise tek adam. Her şeye hakim ve sahip rolüne geçti. Yani geçmişteki çökenlerin hatalı yoluna giriyor. Artık kimseyi dinlemiyor. Efkarı umumiye diye de tehdit savuruyor.

Tarih 25 Mayıs 1959: Reisicumhur (Celal Bayar) hala itilaf (uzlaşma) taraftarı görünmüyor. Partiler arası uzlaşma fikrinde değil, bu maksatla Zafer ve Havadis gazetelerine daha çok bozucu yazılar yazdırıyor…

Tarih 25 Temmuz 1959: Dün İstanbul’dan dönen Cumhurbaşkanı’nın (Celal Bayar) ziyaretine gittim. Umumi hasbıhal sırasında Adliyeden ve hakimlerden şikayet etti. ‘Türkiye’de hakim ve mahkeme yoktur’ dedi…

Tarih 3 Şubat 1960: Reisicumhur (C Bayar) geldi. Otomobilde muhalefet partilerinin verdiği tahkikat önergelerinin gündeme alınmamasını istedi; bu hal TBMM gibi murakabe (denetleme) organını manen bitiriyor.

Yok, yere ısrar artık kabili müdafaa olmaktan çıkan bir iş haline geldi. ‘Ben çok müşkül durumdayım’ dedim. Cevaben, ‘Bunda ne var bir müddet daha kalsın’ gibi sathi (yüzeysel) bir cevapta bulundu.

Bir daha anladım ki bu zat da ruh ve cevher kalmamış. Halbuki gündeme alınmayan bu önergeler, mevzuları itibariyle önemli ve Anaya hükümleri ile teminat altında bulunan hakların çiğnenmiş olduğuna mütedairdi (ilişkindi) ve adeti 11 kadar vardı.

Mesela; şahsın hürriyeti, can emniyeti, seyahat hürriyeti ile ilgili, (İsmet İnönü’ye saldırılan) Uşak, Topkapı olayları, bedeli peşin verilmeden Anayasa ve İstimlâk Kanunlarına aykırı yapılan istimlaklere ve muayyen suiistimallere mütealikti (ilgiliydi).

Bir an önce gündeme alınıp umumi efkârın aydınlatılması ve yolsuzlukların müsebbibleri (sebeb olanları) hakkında gereken muamelenin yapılması zarureti vardı.

Gündeme alınmamakla içtüzük ve Anayasa hükümleri fiilen işlemez hale getirildi. Yazık.

Tarih 18 Nisan 1960: Reisicumhur ta 4 Nisan’dan bu yana her gün; gerek sathı vatanda ve gerekse matbuatta (basında) artan tahrik ve tezvirler (bozgunculuk) ile bunalan ve adeta tehlikeli bir hal almaya başlayan fitne ve fesattan çok endişeli olduğunu, hükümetin en şiddetli tedbirleri almasını söylüyor.

Esasen öteden beri müşarün ileyh (bu şahıs) hep böyledir. Ne yazık ki iş çığırından çıkmış doğru yanlış tezgaha konmuştur. İşte bunun için de bu gibi mevzular çok defa söylenmiş öylece kalmıştır.

(Gazeteci) Ahmet Emin Yalman’ın hapishaneye girmeden affını söylemiş ve Bayar’a adeta kerratla telkinde bulunmuş idim. Hayır, dedi. Başvekili de doldurdu.

ŞEM’İ ERGİN’İN GÜNLÜĞÜ

“Biz milletvekili değil tasdik makinesiyiz”


Tarih 28 Ekim 1957: İşte bir (DP’li Bakan) Emin Kalafat, işte bir Maliye Vekili (Bakanı) Hasan Polatkan; ne olsun zavallı millet bu kadar aç insanı doyurmağa müsait midir?

Tarihsiz: 27 Ekim 1957’de yapılacak milletvekilliği seçiminde Demokrat Parti’nin aday listesi hazırlanırken bir gün Anadolu kulübünde DP Genel Kurul üyesi Celal Ramazanoğlu’nu görerek ‘ne var ne yok’ diye sordum.

’Bir tasdik makinesi gibi çalışıyoruz. Adnan (Menderes) Bey, listeleri içeride tanzim ediyor; bize gönderiyor, bizim reyimizi dahi almıyor. Biz de herkes bizi alışverişte görsün diye her gün toplanıyor, havanda su dövüyoruz’ dedi.
Tarih 19 Haziran 1959: Reisicumhurun daveti üzerine Çankaya Köşkü’ne gittim. O gün pek iltifat etti. Acaba nedir diye kendi kendime sordum.

Biraz sonra iltifatın manası ortaya çıktı. Reisicumhur, ‘(Çankaya Köşkü’ndeki) Muhafız Alayı TBMM’ye bağlı, Köşke bir taaruz vaki olduğu zaman bu alay kimden emir alacaktır’ diye sordu. Reisicumhur olarak doğrudan emir verebilmeli imiş ve Alay Meclisten ayrılmalı imiş!

Malum evhamın uyku kaçıran sancıları; darbeci hükümet. Sanki her gün, herkes Reisicumhuru nasıl devirebiliriz, nasıl Köşke taaruz edebiliriz diye düşünüyor?

İşte devlet adamının kafasına bu evham girdikten sonra ondan memleket ve millet adına hizmet beklemeye imkan yoktur. Onda artık yalnız ve yalnız sandalyenin korkusu ve endişesi vardır.

İşte Reisicumhur Celal Bayar’da kendisini bu ejdere kaptırmış durumdadır. Artık iflah olmaz.
 


ABDULLAH AKER’İN NOT DEFTERİ

“Tek çare CHP’yi kapatmak mebuslarını tevkif etmektir!”

Tarih 22 Mayıs 1960

Yer Ankara Başbakanlık Binası

Demokrat Parti’nin son bakanlar kurulu toplantısı yapıldı.

Kabinenin gündeminde; İstanbul ve Ankara’daki sıkıyönetimin tüm yurdu kapsaması ve CHP ile bir kısım basının faaliyetlerini tahkike memur edilen TBMM Tahkikat Komisyonu Encümeni’nin raporu vardı.

Koordinasyon Bakanı Abdullah Aker tüm konuşmaları bir bir not aldı.

Hayrettin Erkmen (Ticaret Bakanı): Sokak nümayişleri (olayları) hükümet için de bile endişe yaratmaktadır. Üç zabitin (subayın) bile katılması bizi düşündürürken, üzerine bir de Harbiye talebesinin böyle bir hadiseye katılması oldukça mühimdir.

Bidayette ilgisiz görünen halk şimdi alakalı görünüyor. Örfi idare fonksiyonu itibarıyla tatminkar görünmüyor. Ama hadiseye sebep verenlerin cezalandırılması çok mühimdir.

Fatin Rüştü Zorlu (Dışişleri Bakanı): Biz sokakta hasta birilerinin araziyle uğraşıyoruz. Gazetecilerin kötülüğü vardır; orada gördüğü 200 kişiyi 1000’den fazla yapıyor.

Gazete kapatıyoruz peki yarın? Tek çare vardır; Halk Partisi’ni kapatmak ve bütün mebuslarını tevkif etmektir.

Tevfik İleri (Bayındırlık Bakanı): Bu raporu mutlaka kullanmak mecburiyetindeyiz. Bu raporu meydana çıkarmadan seçime gitme taraftarı değilim.

Böylesine seçime gidersek bu hava içinde sandık başına müşahit bulamayacağız. Seçim yoluyla iktidarı bunların (CHP’nin) eline vermiş oluruz.

Bunlardan hesap sorabilir miyiz soramaz mıyız? Komitecilerden soramazsak kendimizden şüphe ederiz. Fatin Rüştü’ye katılıyorum; her sahada kuvvetle olur. Yoksa bu korku içinde icra-i hükümet edemeyiz.
Hasan Polatkan (Maliye Bakanı): Burada kendi kendimize konuşmamız iyi olmuyor. Raporu hemen neşredelim.

Çok rica ediyorum (Milli Savunma Bakanı) Ethem (Menderes) Beyefendi arkadaşımızdan, içeriden ve dışarıdan matbuat (basın) hürriyet aleyhtarı, önlem alınsın.

Haluk Şaman (Çalışma Bakanı): Bu raporu vicdanlı, izanlı bir mahkeme tarafından suçluların mahkum olacakları kanaat getirildikten sonra neşretmeliyiz. Bu raporun suçluları beraat edecekse bu bizim için ağır olur. Şahısların ceza görmeleri şarttır.

İzzet Akçal (Devlet Bakanı): Bunları mutlaka cezalandırmak lazımdır. Bu tür müessir tedbirler alınmazsa vakıalar devam edecektir. Cumhurbaşkanımızın bildirdiği gibi Harbiye talebesi derhal tevkif edilmeli ve mahkemeye sevk edilmelidir.

Adnan Menderes (Başbakan): Biz bunları iki dakikada tenkil (cezalandırma) etme yoluna giderdik. Ama askeri halkın huzurunda dövdürmek istemedik.

Şimdi neticede bundan sonra ne olacak onu düşünelim. Bu işin içinden nasıl çıkalım? Tahkikat raporu yarın meclise gelecek, müzakeresi yapılacak, kabul olunacak.

Raporda istenilen cezalar için ne yapacağız? Biz nerelerde tertiplendiğini yakaladık. Üç yerde 20’şerlik ekip birbirinden habersiz çalışıyor.

Biz yerlerini bulduk, yarın tevkif edilecek. Bunlar bir merkezden idare ediliyor. Yedek subay ve Harbiye de buradan dağılıp gidecektir.

Atıf Benderli (Milli Eğim Bakanı): ‘Üç noktada toplanıyorlar’ dediniz, Subaylar aralarında var mıdır yok mudur?

Adnan Menderes (Başbakan): Bunlarda endişeli bir vaziyet görmüyorum.

Şem’i Ergin (Ulaştırma Bakanı): Bu konuşmanızdan içim çok ferahladı.

Adnan Menderes (Başbakan): Bu raporda birtakım telefon muhavereleri vardır. Bunlar orijinal sesleriyle teybe alınmıştır. Bu Halk Partisi’nin nasıl bir yolda çalışmakta bulunduğunu tebyin eder mahiyettedir.

İzzet Akçal (Devlet Bakanı): Sayın Menderes’i dinledikten sonra huzura kavuştum. Bir politikanın mevcut olduğunu öğrendim.

Halk Partisi’nin kapatılmasını intaç edecek şekilde (sonuçlandıracak), Büyük Millet Meclisine gelecek şekilde burada konuşmamız lazımdır. Netice alacak şekilde hareket etmek lazımdır.
 


Hürriyet / 30 Mart 2008
 


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Makale
· Haber gönderen editor


En çok okunan haber: Makale:
Bir Fabl Olarak Fare ile Kedi Hikâyesinin Arkasındaki Mesaj


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Bir Toplum Mimarı Olarak Yahya Kemal
Bir İmparatorluğun Sonu
Kasırgalar yerine, hafif bir meltem biraz da...
Bir Fabl Olarak Fare ile Kedi Hikâyesinin Arkasındaki Mesaj
Kalkınma yöntemi olarak sosyalizm
‘Muhafazakâr sinema yazarı’ tam olarak ne demektir?
Dağ fareyi doğurmak üzere
Coca Cola Ve Fare
Ustaların gölgesindeki sevgililer
Dünya Klasikleri ile aranız nasıl?
Selim İleri: Bu şehirde Edip Cansever'le...
Kara Kedi
Aynı evin kedileri
Obez kediler
Büyükanıt: Örgütün arkasındakilere bakın
Keskin bir mesaj....
Hasan Cihat Örter'den mesaj var

"İşte siyasal günlükler" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke