Arap liderlerin Arap Birliği zirvesinde tek ortak noktası, içinde oturdukları
salondu. Araplar, İran'dan Filistin'e her konuda bölündü
Arap liderler, Arap saflarını yaran Saddam Hüseyin'in Kuveyt'i işgal etmesi
nedeniyle, 1990'da Kahire'de düşmanlık açısından en zor Arap zirvesinde bir
araya gelmişlerdi. Bugün şartlar daha kötü değil. Ne tanklar var, ne işgal, ne
de savaş hali. Fakat Araplar tıpkı Kahire'deki zirvede parçalandıkları gibi, şu
an da yarılmak ve iki kampa bölünmek üzere.
Birlikten söz etmek yalan olur. Parçalanma karşısında sessiz kalmaksa yıkıcı.
Libya lideri Muammer Kaddafi'nin dün dediği gibi, zirvede Arap liderleri
buluşturan tek şey, içinde oturdukları salondu. Arap devletleri arasındaki
bölünmüşlüğün halklar ve bölge üzerindeki maliyeti ağır.
Ana neden İran
Lübnan belki bazılarına göre, anlaşmazlığın nedeni olmayı hak etmiyor. Lübnan
aslında, büyük sorunun, yani Arapların farklı konularda çatışma yaşamasının
başlıklarından biri. Lübnan, İran nüfuzunun, Irak, Suriye, kendi toprakları ve
Gazze'ye dek hızlı yayılmasına dair yaşanan savaşın bir veçhesi. Lübnan Arap
liderler arasındaki güven eksikliği krizinin başlığı. Lübnan, öteki tarafa göre
korkunun krizi. Kaddafi bu korkuyu, yaptığı konuşmada dile getirdi. Sanki bir
korku filmi sunar gibiydi: "Sıra hepinize gelecek. ABD bir gün idam edilmemize
onay verebilir." Dış komployla korkutmak gerçekçidir ancak bu duruma karşı
mücadele tehlikeli ve yanlış ilaçlarla yürütülüyor.
Arapların Şam'daki zirveden birbirlerini boğazlayan iki ayrı grup olarak
ayrılması uzak ihtimal değil. Her konuda anlaşmazlığa düşen, biri Şam'la
beraber, diğeri Şam'a karşı olan iki eksen gibi... Tehlike, eksenlerin planlı
bir biçimde değil, her devleti kendisine uygun gruba katılmaya sürükleyen
birikmiş olayların sonucu olarak inşa edilmesi.
Peki bizler Şam zirvesi sonrasında iki ayrı kampa doğru mu gidiyoruz? Haritaya
baktığımızda, iki eksenin ilan edilmesine hazır olunduğunu görüyoruz: Lübnan'da
bir eksen çoğunlukla, diğeri muhalefetle beraber; Filistin'de biri Fetih lideri
ve Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas'la beraber, diğeri Hamas lideri Halid
Meşal'le; İran'ın tarafında duran ve İran'a karşı olan bir eksen; yeni Irak
rejiminin yanında olan ve bu rejimle savaşan bir eksen; ve Arap Birliği'nin
rolünün yanında olan eksenle ona karşı olan eksen...
Ayrılık Arapların kaderi oldu. Peki ne yapılmalı? Sessizlik ve fırtınayı en az
kayba yol açacak biçimde kendi haline bırakmak mıdır? Yoksa mücadele etmek mi?
Bu tehlikeleri ancak, Irak savaşından iki yıl önceki Umman zirvesinin önemini
idrak edersek anlayabiliriz.
O dönemde, Ürdünlüler Kuveyt ve Irak heyetlerini ikna etmeye çalışmıştı. Kuveyt
kurban olmasına rağmen uzlaşıyı kabul etmişti. Irak heyetiyse sembolik uzlaşı
karşılığı hava ambargosu dahil bütün ambargonun kaldırılmasını öngören öneriyi
sunan Arap grubuna çirkin sözler sarf etti. Ürdünlüler söz konusu fırsatın
önemini bildikleri ve gelecek tehlikelerin farkında oldukları için, utandı.
Iraklılar bu zirveyi heba etti. Tıpkı Kahire zirvesinde savaşı durdurma
fırsatının kaybedilmesi gibi. Bugün Şam zirvesinde de, uzlaşı ve Arapları
krizlerden koruma fırsatı kaçırılabilir.
ABDURRAHMAN ERRAŞİD
(Londra'da Arapça yayımlanan Şark ül Evsat gazetesi, 30 Mart 2008)
Radikal
31/03/2008