Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 68 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dağ Başında...
 İsimler
 Cemil Meriç
 SULUKULE
 Gelenek
 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Çetin Altan: Herkesin bir derdi, değirmencinin de su derdi
Tarih: 29.03.2008 Saat: 19:50 Gönderen: karakutu
 

40 yıllık emektar yazı makinesini -namı-ı diğer pancar motorunu- emekliye çıkarıp, artık sonuncusu olduğuna inandığım bir yenisini aldığımda enikonu sevinmiştim.
Parmaklarım tuşların üstünde çok daha rahat kayıyordu.



* * *

Önceki sabah ne olduysa oldu, bizim yeni devreye girmiş zarif görünümlü pancar motorunun; her tuşa basışta harflerin, üstüne ve kâğıda vurduğu, özel mürekkepli makine şeridini bir tarafından ötekine saran makaraları kilitlendi.

* * *

Dur aman etme eyleme...
Makinenin üst kapağını kaldırıp, makaraların neden kilitlendiğini anlamak için, 2’sini de yuvalarından çıkardığımda; parmaklarım da, ellerim de simsiyah kesilmeye başladı.
Makaraları çeviren miller, ne yapsam dönmüyordu.

* * *

Kâğıdın üstündeki yazı yarım kalmıştı. Satırlarda Türkiye nutukçularının tatavalarını; azgınlaşan lodosla sel sularının neden dinlemediğine dair -kutuplaşmalar dışı- değerlendirmeler vardı.

* * *

Siyahlaşan el ve parmaklarımla makinenin neden böyle bir ihanete girdiğini çözmeye çalışırken; ne Çankaya’daki davetler umurumdaydı, ne Dick Cheney’in 70 arabalık konvoyu, ne de resmi törenlerde silindir şapka giyilmesinden ne zaman vazgeçildiği...

* * *

Emekliye çıkardığım pancar motoruna yeniden muhtaç olmam, eski emektarı da hoşnut etmişçesine:
- Görüyorsun ki 40 yıllık dostluk öyle kolay bırakılamıyor, der gibiydi o da.

* * *

Lavaboya gidip, ellerimi parmaklarımı sabunlu süngerle sildim temizledim.

* * *

Türkiye’de keskinleşen kutuplaşmalar, üst mevkilere kadar tırmanmış cinayet çeteleri, az demokrasi - çok demokrasi, ıspanağın artan fiyatı, Pandora’nın kutusu, foto-model yıldızının otosuyla fotosu, laiklik elden gitti - gitmedi; saçı bitmedik yetimin, saçı bitti bitmedi...

* * *

Eee anladık yani, biz de yazı emekçisiysek, insanız yani...
Hava güneşli, kıyı yolundan şöyle Tuzla’da Balıkçı Mustafa ile eşi Nuray Hanımın çardak altına doğru uzanıversek yani...

* * *

Tuzla tersanelerine bakmayı bile istemiyor insan; biliyorsun ki, ne bayrak direklerinin yükseltilmesi, ne ezan seslerinin volüm büyütmesi; oralarda çalışan işçilerin peşpeşe ölmelerini önlemeye yetmiyor.
Şayet peşpeşe ölenler bir de “mevki sahipleri” olsaydı...

* * *

Şayet 55 yıl önce Paris’te Hıfzı Topuz’la dinlediğimiz, güftesi Boris Vian’a ait Mouloudji’nin şarkısı; buralarda da şen şakrak dinlenebilir olsaydı...

* * *

İşte o Fransız şarkısından, Solmaz Kamuran’ın çevirdiği bazı mısralar:
Bay Başkan
Size bir mektup yazıyorum.
Umarım zamanınız olur da,
Okuyabilirsiniz.

Celp kağıtlarım geldi,
Çarşamba günü akşam olmadan
Cepheye gitmek üzere
Ayrılmalıymışım buradan.

Bay Başkan
Gitmek istemiyorum.
Ben bu dünyaya
Zavallıları öldürmeye gelmedim.

* * *

Yasaklar, hamaset, sıcak temas, sert bakış, bütçeyi gündem dışı bırakma, “yaşam kalitesi”nden asla söz açmama ve kutuplaşmalar, çalkantılar...

* * *

Balıkçı Mustafa ile eşi Nuray Hanım, Yunanistan’dan gelme bir göçmen ailesiydi.
Mustafa, tersanelerde işçi olmak yerine, balıkçı olmayı yeğlemiş ve ilk kez denemişti hayatını denizlerden kazanmayı...
Şimdi güzel bir balıkçı lokantaları ve küçücük torunları vardı.

* * *

Şayet ilkokullarda da “homo ekonomikus”un ne olduğu sade bir dille anlatılabilseydi; elbet bizim yazı hayatımız da, siyasal suçlamalar da, Türkiye’nin siyasal çalkantıları da, çok daha başka türlü olurdu.






Milliyet
29/03/2008


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Derleme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Derleme:
Cemil Meriç'ten inciler... Yapmanız gereken önce anlamak!


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Ölümünün 20. yılında yeni bir Cemil Meriç portresi
“Cumhuriyetimizin kıyıya çektiği aydın: Cemil Meric”
Cemil Meriç'in Tarık Buğra'ya cevabı
Cemil Meriç'ten inciler... Yapmanız gereken önce anlamak!
Ölmeden önce yapmamız gereken 1 şey!
Valery Önce Taharet Almayı Öğrensin
İddianame iki gün önce ellerindeydi
Cengiz Çandar: Irak Savaşı; 5 yıl önce, 50 yıl sonra...

"Herkesin bir derdi, değirmencinin de su derdi" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke