Ben örgütün ’fikri lideri’ymişim... Gülerim. Bu Cumhuriyet’i bombalayanlarla
aynı davada yer almak, şaka gibi... Eğer beni de katarlarsa, bu davanın ölçüsü
bozulabilir. Yargıyı rahat bırakmak gerekir. Herkes sorgulansın, hesap versin;
ben de bu hesabı veririm; verdim de... Bu bakımdan yargı görevini yaparken kimse
müdahale etmemelidir.
İLHAN Selçuk,
Beşiktaş Adliyesi’nden dün sabaha karşı 03.00’te ayrıldıktan sonra
Şişli’deki Cumhuriyet Gazetesi’nin bulunduğu binaya gitti. Selçuk
gazetecilere hiçbir açıklama yapmazken, kendisini saat 21.00’den beri bekleyen
bir grubun "Türkiye laiktir, laik kalacak", "İlhan Selçuk yalnız değilsin", "AKP
yıkılacak, Cumhuriyet yaşayacak" sloganları attığı görüldü. Tüm çalışanlar ve
yazarlar kendisini bekliyordu. Hepsi sevinç içindeydi. Odasında dostlarıyla bir
süre sohbet etti. "İlhan Abiniz nasıl olacak diye beklerken, bakın yine
tepenizdeyim" diye takıldı. Cumhuriyet’in ’Pazar Eki’nin nasıl olduğunu
özellikle sordu. Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’nde yaklaşık 11 saat
sorgulandığını,
Beşiktaş Adliyesi’nde üç savcıya 4.5 saat ifade verdiğini anlatan Selçuk, 48
saatlik gözetim süresinin dolmasına 1.5 saat kala serbest bırakılmış oldu.
CHP
İstanbul Milletvekili Çetin Soysal, gelişmeleri başından sonuna kadar
izleyen tek milletvekiliydi.
SUBAY TELEFONDA
Çok sakindi Selçuk... Gözetim altında bulunduğu sürece kendisine çok sıcak
davranıldığını anlattı: "Dün sabah biraz peynir, adliyeye getirildiğimde de bir
sandviç yedim. İmza karşılığı getirdikleri yemeği ise yemek istemedim. İnsan
sorgudaki sorulara konsantre olunca pek de açlığı düşünmüyor. Uyku
derseniz, gerektiğinde uyudum; her yerde de rahat uyurum; koltuk veya kanepede.
Özel bir şey yoktu."
Telefonları susmak bilmiyor Selçuk’un... Bu arada yardımcısı telefonda bir
subayın kendisini aradığını söyledi. "Hayrola" diye telefonu eline alırken,
"Yine dinlerlerse ’cunta’dan arıyor sayacaklar" diye gülerek konuştu. Daha sonra
arayanın eski bir subay akrabası olduğunu söyledi.
Cumhuriyet Yayın Kurulu Başkan yardımcısı ve yazar Emre Kongar, "İlhan Selçuk
İçin Karşılaştırmalı Biyografik Not’ başlıklı bir yazı yazmış bugün için...
İlhan Selçuk, köşesinde birkaç gün yazmayacağını söyledi; ancak (biz erken
yanından ayrılırsak) imzasız bir ’başyazı’ yazacaktı.
EMNİYET DEĞİŞMİŞ
Gözaltındaki duygularınız?
Benim için jimnastik oldu sayılır, (gülerek) uzun süre gitmiyordum. Hayatın
cilveleri bunlar.
Sizin gibi gözaltına alınan Doğu Perinçek, Kemal Alemdaroğlu’nu gördünüz mü?
Sadece Ferit İlsever’le tesadüfen karşılaştım; galiba Kemal’i (Alemdaroğlu)
ifadesi alınırken ekranda gördüm.
Sorgunuz?
İlk başta şunu söylemeliyim. Emniyet’in çok şeyin değiştiği anlaşılıyor.
Etrafta genç, yakışıklı, uzun saçlı ve küpeli memurlar vardı. Bilgisayar
kullanıyorlar. Aralarında uzman polisler vardı. Hatta birisi bana PKK’yı sordu,
sonra da kendisi anlattı bana; ilginç bilgiler aktardı. 180 sayfalık notlardan
sorular sordular... Üç savcı sorular sordu. Çoğu telefon dinlemelerine
dayanıyor; ayrıca yazdığım yazılarla bir bağ aradıkları ve bir yerlere varmak
istedikleri anlaşılıyor. Sorularda pek bir ciddiyet göremedim. Örneğin ben
konuşmalarımda ’kerata’ sözcüğünü çok kullanırım. Bunu ya İbrahim Yıldız ya da
bir başka arkadaşımla konuşurken, bir hitap anlamında kullanırım. Bu benim bir
sevgi işaretimdir.
ÖZ, SORGUDA YOKTU
Ergenekon davası ne olur?
AKP’nin kapatılma davasından daha büyük bir dava haline getirilebilir.
Savcı Zekeriya Öz mü sorgunuzu yaptı?
Hayır görmedim, üç savcı vardı.
ERDOĞAN’A ÇAĞRI
Bu soruşturmada size nasıl bir rol biçilmiş.
Örgütün ’fikri lideri’ymişim... Gülerim. Bu Cumhuriyet’i bombalayanlarla aynı
davada yer almak, şaka gibi... Eğer beni de katarlarsa, bu davanın namusu gider.
Yargıyı rahat bırakmak gerekir. Herkes sorgulansın, hesap versin; ben de bu
hesabını veririm; verdim de... Bu bakımdan yargı görevini yaparken kimse
müdahale etmemelidir.
Başbakan Erdoğan’ın art niyeti yoksa, ülkenin istikrarı için bir uzlaşma
yolu bulmalıdır; muhalefetle bir araya gelmelidir. Ancak bu şekilde Türkiye bu
badireyi atlatır. Yoksa, ülke bir çatışma noktasına doğru gidiyor. Kutuplaşmayı
çok tehlikeli bulurum.
Geçmiş olsun diye kimler aradı...
Hiç kimse...
Baykal...
Aramadı.
Polis: Size ’abi’ dersek kızar mısınız
Selçuk, sorgusunu anlatmaya devam ediyor: "Gözaltındayken yanımdaki polisler
’Size abi dersek kızar mısınız’ diye sorduklarında güldüm. Merdivenlerden
inerken koluma giren polis memuruna ’Kaçacak halim yok’ deyince, ’Yok abi bir
şey olmasın diye koluna giriyorum’ dedi. Evet böylece de epeyce yaşlandığımı
anladım." 12 Mart işkence dönemlerinden bugünlere Türkiye’de çok şeylerin
değiştiğini, belirli bir zihniyet değişiminin görüldüğünü, bunun en önemli
nedeninin ise öğretim birliğinin yok edilmeye başlamasıyla ortaya çıktığını ve
insanlar arasında farklılıkların de demokrasiyi yok ettiğini söyleyen İlhan
Selçuk, "En acısı da..." diyerek şöyle devam etti: "Cumhuriyet’e bomba atanların
içinde olduğu bir örgüte üye olduğumuz araştırılıyormuş; böyle bir şey olur mu?
Gülünç... Bu işte bir şeyler var. Bu durumda Türkiye başka bir
noktaya gidiyor. Olay siyasi hale çekiliyor. Bu konuda Türkiye açısından
çok üzgünüm."
Yılların dostları
Yalçın Bayer ve Uğur Dündar ile kendisini ziyarete gittiğinde İlhan Selçuk’un
yanında Prof. Emre Kongar vardı. Daha sonra Melih Aşık, Yalçın Pekşen ve Miyase
İlknur, ardından da Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ve yardımcısı Vasken
Barın geldiler. İlhan Selçuk’la yazarımız Yalçın Bayer’in dostlukları
1960’lardan beri sürüyor. Selçuk ve Bayer, aynı sitede oturuyorlar.
Not yanıt
ERGENEKON Soruşturması kapsamında Cuma sabahı gözaltına alınan ve önceki
gece serbest bırakılan Cumhuriyet Gazetesi imtiyaz sahibi ve başyazarı İlhan
Selçuk, dünü Etiler Gazete Muhabirleri sitesindeki evinde dinlenerek geçirdi.
Evinin önünde bekleyen gazetecilerin görüşme talebi üzerine Selçuk,
"Unutmayınız" yazılı bir not kağıdına "Sevgili Arkadaşlar" başlıklı bir notla
karşılılık verdi. Selçuk, notta "Sevgili arkadaşlar, ben gözaltına alınmadan
önce tv’ye çıkmıyordum. Röportaj önerilerine hayır diyordum. Pek ortalıkta
görünmüyordum. Müsaade ederseniz bu kuralları uygulayayım. Sizin için üzülüyorum
ama elimden bir şey gelmiyor. Boşuna beklemeyin. Hepinize sevgiler. İlhan
Selçuk" yazdı. Selçuk nota rağmen basın mensuplarının kapının önünden
ayrılmaması üzerine evinin balkonuna çıkarak, "İlkelerimi bozmayacağım, bana
yardımcı olun. Teşekkür ederim" dedi. Selçuk’un evine cumartesi ve pazar gününe
ait gazeteler getirilirken, evin çevresinde polis güvenlik önlemleri sürdü.
Yalçın BAYER
Hürriyet
24/03/2008