Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 178 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Nuray Mert: Siyasetin sonu
Tarih: 18.03.2008 Saat: 16:32 Gönderen: karakutu
 

Olabilecek en kötü şeylerden biri oldu ve AKP'nin kapatılması davası açıldı. Bu, sıradan bir siyasi kriz değil, sistem krizi ve gelinen nokta, tüm ülke için çok ama çok vahim. Süreç ne şekilde işlerse işlesin ve sonuç ne olursa olsun, hasar şimdiden çok büyük.



Daha öncekilerden daha derin bir kriz, çünkü bu kez çoğunlukla iktidar olan parti kapatılmak isteniyor, bu yürütme ile yargının daha önce görülmemiş biçimde karşı karşıya gelmiş olması demek.

Önce şu konuda anlaşalım, böyle bir durumdan 'kazançlı' çıkan olmaz. Ne, 'Kapatırlarsa yüzde 70'le geliriz', ne de 'Yüzde 90 olsalar kapatırız/kapatırlar' kafasıyla bu süreçten salimen çıkamayız. Sonuçta, toplumun bazı taleplerini dikkate almamakta ısrarlı bir kurucu ideoloji söylemi ve kurumları ile, kurucu ideolojinin temel reflekslerini ve kurumlarını ciddiye almakta zaafa düşen bir demokrasi söylemi ve yürütme ile karşı karşıyayız. Bu çok ciddi bir çatışma hattı ve ortamı.

Ne kurucu ideolojiyi sonsuza kadar her türlü tartışmaya kapatarak 'Cumhuriyet' korunur, 'ne seçimle geldik, kralını tanımayız' kafasıyla demokrasi işler. Bu iki kafanın bizi sürüklediği uçurumda tutunacak dal bulmak zorundayız. Ne dar kafalı bir cumhuriyet bekçiliği ne de, aynı derece dar kafalı bir demokrasi kahramanlığı tutunacak dal değil. Kim ne kadar bekçilik yapar veya diğer taraftan kim ne kadar çok oy alırsa alsın, demokrasiler, asgari müştereklerin olduğu zeminde işler.

Demokrasi dediğimiz şeyin işlemesi için, asgari uzlaşma zemini, en az özgürlüklerin teminatı kadar önemlidir. Asgari uzlaşı zemininin ortadan kalktığı toplumlarda, özgürlük falan lafta kalır, kapışma, dalaşma ortamı hâkim olur. Şu anda söz konusu olan, bu yönde bir gidiştir.

Bence testi, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde kırılmıştır. Laikliğin bu denli gergin bir çatışma hattı olduğu bir ülkede, sadece on sene önce büyük bir demokrasi türbülansı olan 28 Şubat müdahalesine (velev ki, haksız olarak olsun) muhatap olan İslamcı siyasi heyetten birinin cumhurbaşkanlığında ısrar, sistemin sigortasını attırmıştır. Hep söylüyorum, benim bu heyetin 'gizli niyetleri' olduğu yönünde kuşkum yok. Ancak. 'Dün söylediklerimize bakıyorum da inanamıyorum diyen' bir siyasi kişilik portresinin kuşku, sorun yaratmaması beklenemezdi.

AKP'nin birinci iktidar döneminde, normalleşme yolunda bir umut belirmişti. Başbakan, önce Cumhurbaşkanlığı adaylığından imtina ederek, seçim sonrasında da 'uzlaşma' işareti vererek, bu normalleşmeyi ikinci döneme taşıma iradesi sergilemişti. Keşke partisi ucuz siyaset yerine, Erdoğan'ı trajik seçim yapmaya zorlamak yerine, elini rahatlatan tavır takınsaydı, bugün durum daha farklı olurdu diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Şimdi, iki duvar arasına sıkıştık. Bir yanda, laikliği, türban konusunu marazi bir takıntı haline getirerek, parti kapatarak, (sevin sevmeyin, beğenin beğenmeyin) yakın tarihte siyaset sahnesine çıkmış en popüler siyasetçiyi yasaklayıp, oyun dışı bırakarak korumaya çalışan bir cumhuriyeti koruma anlayışı ve onun kullandığı siyasi imkânlar var. Diğer yanda ise, demokrasiyi, 'piyasaları satın almak' ve 'vur vur inlesin'ci bir milli irade parantezine sıkıştıran bir anlayış, parti ve onun kullandığı siyasi imkânlar var.

Ve belli ki, taraflar bu imkânları kullanmakta gaza basmaktan geri durmayacaklar. Bu durumda, ben artık tünelin ucunu göremiyorum. Yine de, nasıl olacak bilmiyorum ama, inşallah bu süreçten korktuğumuzdan daha az hasar alarak çıkarız.





Radikal

18/03/2008


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Siyaset
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Siyaset:
'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'
‘Muhafazakâr sinema yazarı’ tam olarak ne demektir?
Avni Özgürel: Diplomasi çifte standart demek
Avni Özgürel: Seçim demek, liste kavgası demek

"Siyasetin sonu" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke