Hepimizin gözünün önünde gücü büyük olan bir medya faşisti ite kaka yaratılıyor.
Aydın Doğan şu anda Türk demokrasisinin önündeki en büyük tehdidi oluşturuyor.
Haber tekeli onun elinde, ilan tekeli de
Aydın Doğan yine kendinden bekleneni yaptı. Yaptığı bir işteki haksız, usulsüz
yönleri yazan gazetemizin patronuna karşı tamamen farklı bir boyuttan saldırmaya
başladı. Saldırıyı yapan Vatan gazetesi böylece satın alınmanın karşılığında ilk
hizmetini de yapmış oldu. Bu gibi işlere alışık hatta kaşarlanmış olan Zafer
Mutlu’dan önümüzdeki günlerde daha büyük hizmetler bekleneceği muhakkaktır.
Bunların yaptığı işe karşı gazetemizdeki ilk tepki, ‘yalanlarına karşı detaylı
cevap verelim, her konuda insanları aydınlatalım’ şeklinde oldu. Ben ise
gazetemizin sayfalarını bu konuda yoğun haberlere açmak taraftarı değilim. Çünkü
çoğunluk, çıkarlar üzerine kurulmuş medya savaşlarından tiksinmiş durumda.
Bu tiksintinin oluşmasının en başta gelen sorumlusu ise Aydın Doğan.
Gazetelerini omuriliksiz yayın yönetmenleri aracılığıyla her türlü manipülatif,
çıkar takipçi ve çıkar kavgacı haberlere yıllardır açarak hem toplumdaki
gazeteci imajını kirletti hem de Türkiye’yi.
Biz ne yaptık; bir hatırlatayım. Yıllardır kendisine özgür, bağımsız gibi
komik-trajik ifadeler kullanan ama Doğan Grubu tarafından desteklendiği
neredeyse 3 yaşındaki çocukların bile bildiği bir gerçeği gizleyerek bugünlere
kadar sürünerek gelen Vatan gazetesi artık bu tuhaf duruma dayanamadı ve fiilen
olan bir şeyi resmileştirip Aydın Doğan’ın resmen sahipliğini ilan etme adımını
attı.
Bizler batma noktasına gelen bir gazetenin bir şekilde kurtarılmasına tabii ki
karşı gelmeyiz-gelemeyiz. Oradaki gazeteci arkadaşların geleceği nedeniyle bu
gelişmeye karşı çıkamayız. Ancak oldu-bittiye getirilmeye çalışılan bu satış
olayında tuhaflıklar var. Rekabet Kurulu’nun verdiği onayda anlaşılması zor
hükümler bulunuyor.
Gazete kurtulsun tabii ki ama açıkça konuşalım; BİR ÜLKEDE TEK BİR İNSANIN BU
KADAR FAZLA SAYIDA GAZETEYE SAHİP OLMASI NORMAL KARŞILANABİLİR Mİ? Türkiye’de bu
normal görülüyor ve resmen destekleniyor. Hepimizin gözünün önünde gücü büyük
olan bir medya faşisti ite kaka yaratılıyor. Aydın Doğan şu anda Türk
demokrasisinin önündeki en büyük tehdidi oluşturuyor. Haber tekeli onun elinde,
ilan tekeli de.
AKŞAM gazetesi olmasa, gücüne güç katmak için Vatan’ı da almasının haberini
yazacak gazete kalmadı ortada. Çünkü çoğu Aydın Doğan’ın, geri kalan ise
Doğan’ın cilveleştiği AKP’nin gazeteleri.
Onlar da yazamaz gerçekleri.
Ülke çıkarlarının gereğini yaptık ve resmi makamlardan çıkarttığımız haberi
fotoğrafla da belgeleyerek yazdık gazetemizde. Onlar ‘hayır böyle değildir,
doğrusu şudur’ diyecek yerde (çünkü gerçek bir tane, o da bizim yazdığımız gibi)
susturabileceklerini sandıkları için karşı saldırıya geçtiler.
Oysa bizim utanacağımız bir gizliliğimiz yok, sadece işimizin gereğini
yapıyoruz. İçimiz rahat, gerçeğin peşini bırakmayacağız.
Doğan’ın gazeteleri bu saldırma ve gerektiğinde çekilme işini bir sanat haline
getirmişlerdir. Bunlar arasında usta olanı Hürriyet’tir. Bir bakarsınız bu
gazete iktidara saldırmaya başlamış, sonra bir gün bir iş anlaşmasının haberi
gelir ve ertesi gün günlerdir saldırıları yazan koskoca adamlar, utanmadan bir
gün önce dediklerinin tamamen tersini yazarlar.
Okuyucunun aptal olduğunu, onunla istedikleri gibi oynayabileceklerini sanırlar.
Ama okuyucular oynanan pis oyunun tamamen farkındalar.
Uzun yıllar boyunca çeşitli iktidarlarla oynanan bu ahlaksız oyun, insanların
çoğunun midesini bulandırmıştır, şimdi AKP döneminde de aynı alışkanlık sürüyor.
‘Alışmış kudurmuştan beterdir’ lafını doğrularcasına...
Aklı başında birkaç insanın bir araya geldiği yerde hep aynı sorular soruluyor:
Bu Aydın Doğan’ın bitip tükenmez, daha fazlasını alma hırsı ne zaman normale
dönecek? Adam kendisine bir zamanlar yapılan iş tekliflerini, zamanı gelince
nasıl olsa kaba kuvvet kullanarak alırım demek âdetinden hiç vazgeçmiyor.
İnşallah bir gün normale döner.
Bu tür konuşmalardan haberdar olmadıklarını düşünmek zor, çünkü bunları
konuşanlar Aydın Doğan ve adamlarının medya faşisti taktiklerinden artık bıkmış
işadamları ve reklamcılar. Yani kendi dünyalarının içindeki insanlar.
Bize gelince; medya faşizmine karşı direnen son kale olarak gerçekleri sonuna
kadar yazmayı sürdüreceğiz.
Okuyucularımızın desteğine güveniyoruz.
Akşam/15.03.2008