Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 94 Üye Adayı ve 4 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dağ Başında...
 İsimler
 Cemil Meriç
 SULUKULE
 Gelenek
 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Can Dündar: Kaosistan
Tarih: 06.03.2008 Saat: 11:51 Gönderen: karakutu
 

Türkiye’de yabancı diplomat olduğunuzu düşünsenize... Sabah “Harekât neden bitti?” tartışmasıyla uyanıyorsunuz.
Öğleyin muhalefet partilerinin askere yönelik salvoları gündemi belirliyor.
Akşam eve gittiğinizde “Gece muhtırası” patlıyor; asker salvoya ağır bir cevap veriyor.


Durumu rapor etmek için yeniden işbaşı yapıyorsunuz. Türkiye günlerce bunu konuşur zannediyorsunuz.
Oysa bu da gündem tablosunda hepi topu 2 saat kalabiliyor.
Gece yarısı Fenerbahçe’nin zaferi geliyor ve gün içinde olup biten her şeyi unutturuyor.
Kostüm değiştirir gibi her öğün gündem değiştiren ülkemiz, bir günde gazetelere 4 kez manşet değiştirterek “sürprizler diyarı” unvanını bir kez daha hak ediyor.

* * *

Peki yabancı bir diplomatın bunca ağır mesai içinde neredeyse saatlik değişen güç dengelerini çözümlemekte ne kadar zorlanacağını düşünebiliyor musunuz?
Daha birkaç ay önce kavga kıyamet görüntü veren hükümetle askerin, şimdi “uyumlu bir beraberlik” sergilemesine, hükümete yönelik eleştirilere askerin göğsünü siper etmesine, düne kadar askere laf ettirmeyen CHP ve MHP’nin harekâta son derece ciddi eleştiriler yöneltmesine, askerin öfkesini dizginleyemeyip gece vakti “Hainler” diye fırça çekmesine akıl erdirmek mümkün mü?
Dünyada, ittifakların bu kadar hızla kurulup hızla çözüldüğü, dengelerin sabahtan akşama altüst olduğu, gece erken uyuyanın sabah karşısında bambaşka bir ülke bulduğu, her an her şeye gebe başka bir “kaosistan” var mıdır acaba?

* * *

Aslında kargaşanın tozu dumanı arasında çok önemli değişimler yaşıyoruz.
İlk kez “devleti koruma refleksi” çok güçlü iki parti -hem de bir askeri harekâtın ardından- Genelkurmay’ı hedef alan ciddi eleştiriler yapıyor.
İlk kez Genelkurmay bu kadar yüksek perdeden bir ses tonuyla muhalefetle “sınır içi” çatışmaya giriyor.
İlk kez Bülent Ersoy gibi bir popüler figür, hem de harekâtın orta yerinde cesaretle askerliği sorguluyor; “sivil itaatsizlik” tartışması açıyor.
Alıştığımız şablonlar altüst oluyor, ezberimiz bozuluyor.
Vücuda giren yabancı bir cisim nasıl yüksek ateş yaparsa, öyle yükseliyor siyasi ateşimiz; kızıyor, geriliyor, titriyoruz.

* * *

Evet, bir kaos görüntüsü bu... dizgininden boşanmış sürücüsüz bir kısrak gibi koşuyor Türkiye... ne zaman nereye çarpacağı belirsiz...
Ama bir yandan da, içten içe değişiyor, yenileniyor. Asırlık “biat kültürü”nden uzaklaşıyor örneğin...
Bir askeri harekâtın da siyaseten eleştirilebileceğini, askerin de hata yapabileceğini, en uç fikirlerin bile demokrasi zemininde dile getirilip hoş görülebileceğini öğreniyor.
Asker-sivil ilişkilerinde “normal”i arıyor; taşları yerli yerine oturtmanın sancılarını yaşıyor.
Zor bir süreç bu... Çünkü ateş çok yükselirse “hasta”yı kaybedebiliriz.
Ama ateşi düşürüp vücudun direncini artırabilirsek bir daha hasta olmamayı da öğrenebiliriz.
O yüzden, başta Genelkurmay olmak üzere herkesin her türden eleştiriye tahammüllü olması, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere herkesin tansiyonu düşürmeye çalışması gereken bir dönemdeyiz.
Bunu başarabilirsek, bugün kaos gibi görünen durum, bir normalleşme sürecinin doğum sancılarına dönüşebilir.

 

 

Milliyet
06/03/2008


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Siyaset
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Siyaset:
'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 3.33
Toplam Oy: 3


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'
Avni Özgürel: Diplomasi çifte standart demek
Avni Özgürel: Seçim demek, liste kavgası demek
Demek artık 'yollar aşınıyor'!

"Kaosistan" | Hesap Aç/Yarat | 1 yorum | Tartışma Ara
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: Kaosistan (Puan: 1)
Gönderen: ferychita_ Tarih: 06.03.2008 Saat: 16:37
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
çok doğru bir tesbit tasviri Can Bey. fakat bu konuda maaetessüf optimist olamayacağım.korkarım ölümle sonuçlanır bu yıllar önce yakalandığımız kaos hastalığına. öyle ki, tüm hücrelerimiz inler olmuş, milletçe bölünmüş, fikirce dağılmış, zihince küflenmişiz. Duamız ki diğer seçenek zafer kazansın bu ümitsizliğimizi desdest edip.. Saygılarımla.


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke