Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 187 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Perihan Mağden: Barış için Hakikat için
Tarih: 06.03.2008 Saat: 11:42 Gönderen: karakutu
 

Harekâtın bittiğinin haberi, cep telefonuma NTV'den geldi.
Sonra da büyük bir Enformasyon Kargaşası çıktı hani: Diğer ajanslar "Yok, efendim olur mu hiç öyle şey! Hiç de bitmedi karamızın harekâtı" havasındaydılar zira.
Taksiye bindim bir yere gitmek için. Haber bülteninde artık kesin olarak, lamsız cimsiz, NTV'nin haklılığı doğrulanıyordu. Aradan iki saat geçmiş, tüm yayın organları 'acı gerçeği' kabul etmek zorunda kalmışlardı: Şanlı Ordumuz geri çekilmişti!


Ve fakat Şoför Kardeş bu 'acı gerçeği' bir türlü kabullenmek istemiyordu. "Nasıl olur?" diyordu, "nasıl olur da geri çekilirler daha şimdiden?"
Şimdilerde MHP'nin ve CHP'nin dillendirdiği hissiyatlanmalar silsilesi, Taksi Şoförü'nün ağzından daha sansürsüz/izansız/direktoman dökülüyorlardı. İnanamıyordu!
"Amerika istedi, çıktık biz de. Ne yapacaktık ki?" dedim.
Ki, CHP ve MHP'nin her ikisi de, Amerika'nın bir nevi telkin-tehdit-buyruğuyla (seç meşrebine göre) çekilmiş olmamızı DA kabullenemiyor, bu Bağımlılığı, tarihimizde ilk kez Genelkurmayımız'a vahim ve ciddi bir eleştiri olarak getirip sorguluyorlardı.
Bir Köşeci, Yaşar Büyükanıt'ın üniformasını istemediğini belirtti. Hakikaten kendisinde kalsın, onun için/onun ölçülerine göre dikilmiş üniforma. Ama Amerika'nın dediğini yaptığımızdan yüzde bin beş yüz emindi!
Üstelik Üniforma Ötesi celallenmelerden de imtina edemedi Paşamız: Hainlikle suçladı, bu Amerika Bağımlılığı mevzuunu dillendirme cüretini gösterenleri. MHP ve CHP'yi. Buyrun bakalım!
Böylece, daha önceki 24 kara harekâtımızda Irak'a, yapılmayan bir şey cereyan ediyor: Askeriye, resmen ve âlenen, üstelik ennnn yanıbaşında durması icap eden iki partimiz, hele hele siyasetimizin Orducu CHP'si tarafından eleştiriliyor! Açık ve seçik.
Onların isteği gerçi, savaşın devam etmesi; daha da daha da çok çocuğumuzun karda, kışta ölmesi: Bizimkilerin 'şehit düşmesi', onların 'etkisiz hale getirilmesi.'
Ölsünler ki çok çok: ameliyat tamamlansın. 'İçerde parça kalmasın.'
Çocuğu savaşta olmayanların atıp tutmasının 'kolaylığına' yeni bir kanıt pek tabii ki. El âlemin evladına acımamanın.
Ama Popstar Alaturka'da Bülent Ersoy'un feci gerçekçilikte barıştan yana çıkışlarından, CHP ve MHP'nin Ordumuz'a 'gözünün üstünde kaşın var' deme 'cüretini' sergilemelerine, Bu Ülke'de bazı vahim değişiklikler olmaktadır.
İsterseniz steril saflığa yorumlayın BU değişimleri: Ama bunlar Hakiki Demokrasi'nin ayak sesleridir! İşitmemek imkânsızdır.
Taksi Şoförü frene basma zaruretinden azade: "Asacaksın o Apo'yu!" buyurdu sonra.
"Nasıl olur? MHP bile meydanlarda yağlı urgan dolaştırdı, yapamadı da," dedim.
"O MHP'nin de-" dedi.
MHP'nin milliyetçiliğinin yetmediği Kabarmış Türkler var bu topraklarda.
CHP'nin hepten kifayetsiz geldiği.
Askeriyemiz'in yeterince 'sert', yeterince 'kodu mu oturtan' çizgide bulunmadığı/bulunamadığı 'kafalar' var. Kafataslar.
Bütün bunlara, bu kitlelere, bu kabartılmış/azdırılmış/galeyan çorbasına çevrilmiş varlıklara rğmen geliyor bu ülkeye hafiften, yavaştan demokrasi. İşte.
Genelkurmay Başkanımız kulaklarına inanamıyor. 'Askeriyemiz neylerse şahane eyler' partilerimizin, kurumlarını böylesine sert ve ciddi ifadelerle eleştirmesine.
"Size NE? Üstünüze vazife mi?" klasik azar sorusuna aldığı "Biz milletin vekilleriyiz" cevabına Baykal'dan, MHP'nin tümmm o "PKK'nın gücüne güç kattınız" suçlamalarına filan inanamıyor. Nasıl oluyor da oluyor?
Bugün BARIŞ için; öyle kompozisyon ödevlerinin, şımarık kız şiirlerinin, hamaset topaçlamalarının, atasözleri ve deyimler sözlüğü ezberlerinin ötesinde HAKİKİ olarak atılabilecek çok mühim, çok temel, üstelik de alabildiğine basit, somut adımlar var.
"Sallayamadılar Apo'yu" 'önerisinden' yola çıkarak sayın şoförümüzün, Abdullah Öcalan'ın hapishane koşullarının düzeltilmesi 'önerisi' diyelim.
Yaşam koşullarının ıslahı, BARIŞA dair son derece mühim, somut ve basit bir çözüm önerisidir.
Asılmasına imkân ve ihtimal olmaması Abdullah Öcalan'ın, aynı zamanda Kürt Meselesi'nde (hâlâ da) kaçınılmaz bir kilit görevi gördüğünün, kabulüdür. İlanıdır. Malûmun ilanıdır.
Müebbete mahkûm edilmiş birinin, diyelim TRT dışındaki radyoları da dinleyebilmesi, hücresinde televizyonunun bulunması, dışardan(kanuni çerçeve içinde) gelenlerle daha düzenli görüşebilmesi, bizler için ve Türkiye Cumhuriyeti için NE fark eder?
Karizmamız mı çizilir?
Oysa BARIŞa dair çok mühim bir adım atılmış olur.
Gün, Yurdumuz Kürtleri'yle çok daha gerçekçi, çok daha eşitlikçi, çok daha bizlere: yani Hakiki Demokrasi'ye geçmiş Türkler'e yarışır bir ilişki kurmanın günüdür. Tam da.
En basit, en temel, en sembolik adımla NEDEN başlamayalım?
NEDEN erteleyelim?
25-30 yıllık görmezden gelme/yüzleşmeme/inkâr/yalan-dolan YETMEDİ Mİ YANİ?





Radikal
06/03/2008


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Perihan Mağden
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Perihan Mağden:
Dava Açılan Yazının Tamamı


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 3
Toplam Oy: 3


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Senin davan balondu söndü
The Daily Star: Kapatma davası Ortadoğu'da açılsa silahlar konuşurdu
Muhammed Nureddin: Kapatma davasının sonunda kaybeden Türkiye olacak
Dava Açılan Yazının Tamamı
Semih Gümüş: Yazının Yalnızlığı
Çağrılmayan Yakup - Tamamı

"Barış için Hakikat için" | Hesap Aç/Yarat | 1 yorum | Tartışma Ara
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: Barış için Hakikat için (Puan: 1)
Gönderen: ANLAM-SIZ Tarih: 07.03.2008 Saat: 10:09
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Acaba! Görmezden gelme, yüzleşmeme, inkar, yalan dolan diye bir şey söz konusu mudur gerçekten? Hiç sanmıyorum. Bu millet bir yerde hissediyor neyin ne olduğunu. Çok basit bir şekilde özümsemiş her şeyi. O taksici eminim sizin yanınızda zırvalamış. Gerçekte öyle şeyler düşünmediğine de eminim. Bu bizim milletin has özelliğidir. Sİyasetçilik az çok var yani. Dışarıda, birilerinin yanında azcık kıvırır. Yüzünü göstermez.


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke