Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 120 Üye Adayı ve 5 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?
 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Çetin Altan: Kadın berberlerinin tarihi, “Kibarlık Budalası” ve Savarona
Tarih: 05.03.2008 Saat: 11:04 Gönderen: karakutu
 


Molière “Kibarlık Budalası” piyesini 1670 yılında yazdı.
Parisli bir zengin olan Mösyö Jurden, dört dörtlük muhteşem bir düzeyin bir temsilcisi olmaya çalışıyordu. Eskrim, müzik, dans ve felsefe dersleri alıyordu.
Yeterince gelişmiş ve yontulmuş görmediği için de; kızını, kendisiyle evlenmek isteyen genç bir Parisliye vermiyordu.


*

Bakalım bugünkü gazetelerin sürmanşetleri, Fenerbahçe-Sevilla futbol karşılaşmasının sonucunu; bitmeyen bir “başarı açlığı” ile kendi kendine “övünüp durma” tsunamisine uğramış Türkiye’de, genel bir şenlik yaratacak, bir “galibiyet” haberi olarak verebilecek mi?
Dileriz öyle olur.
Tersi olursa da, patlayıveren bir balonun küçülüveren ince, lastik, delinmiş parçası gibi; “görmezlikten gelme” bidonunun içine fırlatılıverir.

* * *

TV ekranlarında toplu, tanklı, helikopterli, üniformalı görüntülerle; kürsü nutukçularının polemikleri ve sokaklarda yaygınlaşan itiş kakışlar süre dursun...
Bendeniz, daha martın ilk günlerinde güneşli bir havayla gerdeğe giren Boğaz’da, bir kez daha yaşamaya çalışırım gönlümün İstanbul’unu.

* * *

Gümüşsuyu’na inmeye başlamadan Parkotel’in, o koskocaman beton yıkıntı kalıntısı; özetliyormuş gibi görünür gözüme, son 80 yılda daha ilkokuldan başlayan hamasetçi eğitimin, nasıl bir hasat verdiğini.

* * *

Gönlümdeki İstanbul ise, o kadar ayrı bir albümün içindedir ki...
Dolmabahçe’den Beşiktaş’a, Beşiktaş’tan Ortaköy’e, Ortaköy’den de Kuruçeşme’ye doğru uzanıvermek...
Kuruçeşme rıhtımına bağlı Savarona’nın dibinde olta balıkçıları, oltalarını çırpınıp duran sürü sepet istavritle birlikte havaya doğru kaldırırken; çevrelerinde pusuya yatmış değişik renklerdeki kediler de, istavritlerden bir tanesini kapıverme umudu içindedirler.

* * *

Aa o da nesi?
Genç bir kızla bir delikanlı, sarmaş dolaş ağır ağır geldiler ve Savarona’nın dibinde dudak dudağa öpüşmeye başladılar.
Eminim ki, hemen hemen tüm Türkiye gibi, o gençler de; ne “Savarona”nın ne anlama geldiğini biliyorlar, ne denize indirildikten sonra yaşadığı serüvenleri, ne de Türkiye’ye nasıl geldiğini ve Ankara-Washington-Berlin-Londra arasında nasıl bir diplomasi trafiğine neden olduğunu.

* * *

Kime nasıl anlatabilirsin ki; hâlâ daha “köy” bile olamamış 40 bin mezrası bulunan bir diyarda, “hamasetçilik” hipnozlarıyla beyinleri dondurur ve kendi gerçek tarihiyle yüz yüze gelmesini kökünden hadım edersen; 450 YTL’lik 3 aylıklarını almak için banka kapısına yığılan engellilerle yaşlılar, “sıra” kavgasına tutuşur ve engelliler bile birbirini bıçaklamaya başlar.

* * *

Hızla çalkantılı bir döneme doğru kayılmakta olduğunun temelinde; ilk “kadın berberi”nin Türkiye’de kaç yılında ve nerede açılmış olduğunu, “gelişmiş ülkelerdekilerle kıyaslamamak” yattığına; nasıl inandırabilirsiniz ki Hazine’den geçinmeli “mevki sahipleri”ni?
“Kadın”ı sürekli bir küfür aracı olarak kullanıp, “erkek millet” olmakla övünmek; kimliği “üreme” zembereğine göre biçimlenmiş Kozmos diyalektiğiyle çatışma anlamına gelir ki, Kozmos affetmez böyle bir yamukluğu.

* * *

Molière “Kibarlık Budalası” piyesini 1670 yılında yazdı.
Parisli bir zengin olan Mösyö Jurden, dört dörtlük muhteşem bir düzeyin bir temsilcisi olmaya çalışıyordu. Eskrim, müzik, dans ve felsefe dersleri alıyordu.
Yeterince gelişmiş ve yontulmuş görmediği için de; kızını, kendisiyle evlenmek isteyen genç bir Parisliye vermiyordu.

* * *

Mösyö Jurden’i kafeslemek için; uşağının taktikleriyle bir Türk sultanı, yahut şehzadesi benzeri bir kılığa giren Parisli delikanlı, dileğine kavuşuyor ve Mösyö Jurden’in kızıyla evleniyordu.

* * *

Mösye Jurden’in, Türk sultanı benzeri bir kılığa girmiş olan Parisli gençle karşılaşması; ayrıca -çok değişik bir biyografisi olan- Lully’nin müziğiyle de renklendirilmişti.
Lully, o sahne için “Türk usulü tören marşı”nı beslemişti.

* * *

Aynı tarihlerde Osmanlı tahtında, sünnetsiz tahta çıkan IV. Avcı Mehmet oturuyordu.
Acaba yine aynı tarihlerde nerelerde kadın berberleri vardı ve nerelerde yoktu?

* * *

Savarona’nın dibinde dudak dudağa öpüşen gençler de, hiçbir zaman merak etmeyecekler bu tür konuları.
Oysa 2400 yıl önce yaşamış olan Sokrat, Delfi tapınağının kapısı üstünde yazan bir sözü, sık sık tekrarlar dururdu:
- Gnôthi seauton, kendi kendini tanı!

* * *

Kendi kendini hamasetçilikten ibaret bir “tanıma”ya raptetmenin, yeterli olmadığı anlaşılıyor ama; artık çok gecikilmiş gibi...

* * *

Unutulmaz eserler vermiş olan, tiyatro yazarlarından Cahit Atay, bir mektup göndermiş bendenize.
Türkiye’de oyun yazarı olmadığını söyleyen bazı kişilere kızdığını ve onlara yanıt olarak da, şöyle bir ilan gönderdiğini yazıyor:
“OYUN YAZARI CAHİT ATAY
memlekette oyun yazarı yok diyenlere karşın 3 yeni oyununu temsil edecek tiyatrolar aramaktadır”

* * *

Martın daha henüz başındayken güneşli Boğaz da çok güzeldi, gönlümdeki İstanbul da...
Kutuplaşıp duranların Türkiye’si ise, bilemiyorum ne kadar güzeldi?




Milliyet
05/03/2008


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Derleme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Derleme:
Cemil Meriç'ten inciler... Yapmanız gereken önce anlamak!


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 1
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Ölümünün 20. yılında yeni bir Cemil Meriç portresi
“Cumhuriyetimizin kıyıya çektiği aydın: Cemil Meric”
Cemil Meriç'in Tarık Buğra'ya cevabı
Cemil Meriç'ten inciler... Yapmanız gereken önce anlamak!
Ölmeden önce yapmamız gereken 1 şey!
Valery Önce Taharet Almayı Öğrensin
İddianame iki gün önce ellerindeydi
Cengiz Çandar: Irak Savaşı; 5 yıl önce, 50 yıl sonra...

"Kadın berberlerinin tarihi, “Kibarlık Budalası” ve Savarona" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke