Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın dün yaptığı açıklama bizi
gerçekten üzdü. Harekatın ABD istediği için sonlandırıldığı iddialarına tepki
gösteren Büyükanıt “Bu yalnızca TSK’ya değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılan
seviyesiz saldırıdır” demiş ve “İspatlayın, ben de üniformamı çıkarayım” diye de
eklemiş.
Operasyonun ABD’nin baskıları sonucunda erken bitirildiği iddiasında bulunmuş
bir insan olarak, Genelkurmay Başkanı’nın sözlerini üstüme alındım ve tartışmam
gerekiyor diye düşündüm.
Bizim ülkemizde üst düzey yöneticiler arasında kötü bir âdet var. İşlemlerine
yapılmış herhangi bir eleştiriyi hemen vatan hainliği ve büyük ihanetler
kategorisine indirgeyip, kutulamayı tercih ediyorlar.
Amaç; bizlerin korkup hiçeleştiriye girmemesini sağlamak. Bu durumu demokratik
bir tavır olarak görmediğimi açıkça söylemek bile abes zaten. Mesleği askerlik
olan bir insandan pek de demokrat tavır beklemiyorum. Ancak sınır ötesi
operasyonun bitirilmesi şeklini analiz ettiğinizde, olayın akışına baktığınızda,
bitirilişte ABD’nin etkisi olabileceği şüphesi çocukların aklına bile
gelebilecek bir sonuçtur. Diyelim ki; bizler kötü niyetli olduğumuz için bu
sonuca vardık. Peki ama dünyanın neredeyse bütün önde gelen gazeteleri de aynı
sonuca vardılar.
Büyükanıt Paşa’nın anlamamakta ısrarlı olduğu bir nokta var. Nasıl ki; sonuç
itibarıyla bir meslek olan askerliğin kuralları varsa başka bir meslek dalı olan
gazeteciliğin de kendine özgü kuralları var.
Bunların başında, göz önünde olan olayların temeline inmeye çalışmak ve resmi
açıklamalara her zaman inanmamak gelir. Bu meslek kuralları birçok devlet
büyüğümüzün hoşuna gitmez ama bu da bizi fazla alakadar etmez.
Özetle; kimse işimizi yapmaya çalıştık diye kızmaya, küsmeye filan kalkmasın.
Sadece kızdıkları, küstükleri ile kalırlar o kadar...
Bir de şu var; Amerika’nın Türkiye üzerine baskı uygulayabileceğini düşünmek
neden o kadar uçuk, düşünülemeyecek bir şey olsun ki?.. İki ülke arasındaki
ilişkilerin tarihinden azıcık haberdar olan herhangi bir insan, hele de TSK ile
Pentagon arasındaki özel ilişkinin tarihini bilen bir insan, bu baskının
olabileceğini bilir ve buna da şaşırmaz.
Üzerime alındığım için şahsileştiriyorum. Bu köşenin yazarı hayatının bir
bölümünde Pentagon’un karışık koridorlarında göğsünde basın yazılı kartıyla
dolaşmış ve Türkiye birimindeki insanlarla özel ilişkinin tarihini konuşmuştur,
Bir gün ABD’nin isteği üzerine çekildiğimizi ispatlarsam, ben buna hiç şaşırmam
ama Büyükanıt Paşa’nın da üniformasını çıkarmasını istemem. Tarihsel gelişmenin
tüm yükünü Büyükanıt Paşa üstlenecek değil ya...
Türkiye sadece emperyalizm karşısında azgelişmiş ülkenin kaderini yaşamaktadır.
Süper gücün etkisi altındadır. Hayaller kurup, hastalıklı laflar filan
etmeyeceğiz tabii ki... ‘Ulusal Kurtuluş Savaşı’ filan istemeyeceğiz. Sadece
gerçekçi olacağız ve kime ne zaman afralanıp tafralanacağımızı iyi hesaplayalım
tavsiyesini vermekle yetineceğiz.
Akşam
04/03/2008