Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 184 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Makale: Semih Gümüş: Okuma dersi olarak eleştiri
Tarih: 02.03.2008 Saat: 14:47 Gönderen: karakutu
 

'Körlük ve İçgörü' edebiyat eleştirisini kuramsal bir temele yayarak değerlendirirken saptadığı her noktada açtığı kuyulardan cevherler çıkarıyor. Paul de Man'ın ustalığı burada

Eleştirinin dünya edebiyatındaki özel adlarından Paul de Man'ın Körlük ve İçgörü kitabının kendi çevresindeki alanı etkilediği kuşkusuz söylenebilir. Bazı kitaplar böyledir ama şu da sorulabilir: Bir kitap, sonunda yalnızca okuyanların bilişsel dünyasına mı sızmış olur?



Bununla sınırlı kalsaydı, belki de hayatımızdan çoktan çıkmış olurdu kitap. Yaratıcı yazının taşıdığı anlamın gizilgücü ve sürekliliği kitabın etkisini geometrik biçimde çoğaltırken, ayrıca anlamın yeniliği, özgünlüğü de ikinci bir katsayıyla bu etkinin katlanmasını sağlar.

Körlük ve İçgörü ise okuduğumuz kitap, edebiyatın düşünce evreninin genişlemesine büyük bir katkı yaptığı biliniyor. Bu nitelikte bir kitabın bizim edebiyatımız üstündeki düşünsel etkisinin çok daha büyük olması da beklenir. Bu tür kitaplar düşünmediklerimizi düşündürür.

Verilmiş enerjinin yol açacağı katkı büyük bir dünyada zor ayırt edilirken küçük bir dünyada gözle görülür büyüklükte olur. Sanırım Körlük ve İçgörü de, onu derin yapısına dönük okumalarla içselleştirmiş yazarlar, önce de eleştiri yazarlarınca edebiyat dünyamıza donatılması gereken yepyeni bir oda açacaktır.
Körlük ve İçgörü edebiyat eleştirisini kuramsal bir temele yayarak değerlendirirken saptadığı her noktada açtığı kuyulardan cevherler çıkarıyor, bunları da her sözcüğü tartılmış bir anlatım biçimi içinde geliştiriyor. Paul de Man'ın ustalığı burada. Giriş yazısında Paul de Man için, "ince eleyip sık dokuyan ("cerrah titizliğinde" diyenler daha çok)," diyor Wlad Godzich. Yazınsal bir dil kurmaya çalışmıyor Paul de Man, ama dili kendine özgü; bazen etkili biçimde önermeleri art arda anlaşılır biçimde belirtirken, bazen birkaç kez okumayı gerektiren çetin yollara giriyor.

Aslında eleştirinin neye yaradığı sorusuna verilecek yanıt her zaman aynı: okuma kültürünün düzeyini yükseltmek. Bunun dışında belirgin bir somut katkısı olur mu? Hayır, olmaz. Eleştirinin bugün soyutlanabilen katkısı, belki okuma kültürünün düzeyinin yükseldiği bir gelecekte somut olarak da anlaşılabilir. Günümüzün yeni ve çağdaş eleştiri anlayışı içindeki her eleştirmen de okuma uğraşının bilişsel donanımına yaptığı katkıyla kendi konumunu belirler.

Okumayı bilmenin eleştirisi

Paul de Man'ın eleştiri yazıları okumanın bilinmediği varsayımının çevresini kuşatır ki, sonunda nasıl okunacağı bir biçim olmaktan çok içerik ve anlam üstüne kurulmuş derin bir söyleme karşılık gelir. Bir söylem yaratma endişesini kavrayamamış eskil eleştiri anlayışları okumanın pastoral biçimlerinden kalıplaşmış gerçekçi anlayışlara uzanan bir yelpazeyi açarken "onu dedi, bunu demedi" sınırlarından dışarı çıkamamış, bu yüzden bugün yazılanlardan daha hızlı eskimeye başlamıştır.
Körlük ve içgörü gibi iki köktenci kavram sanırım Paul de Man'ın eleştiri anlayışının niçin bu denli etkili, etkileyici, temel alınası olduğunu açıklar. Paul de Man'ın önemi, bu iki kavramı eleştirinin ve okumanın iki kıtası gibi görüp ona bütüncül bir düşünsel derinlikten geçerek ulaşma çabasından gelir. Çünkü bugünkü eleştiri de sonunda kendini körlük ve içgörü kavramlarına giden yolda bulur; sanki önsel bir kabul gibi, ikisinden biri olmadan sonunu bulamadığı bir yolculuktur bu ve aralarındaki ilişkiyi aydınlık ve bireşimsel biçimde açıklayan eleştiri daha yukarıdaki basamaklara çıkar.

Eleştirinin, yazınsal yapıtı tamamıyla içselleştirip oradan kendine geri dönerken açığa çıkardığı bilgi, her aşamada yeniden kurulması gereken bir eleştiri biçimini de zenginleştirir. Bu süreç her zaman yapıtın kör noktalarına yönelen okuma biçimiyle iç içe yaşanır, metnin kör noktasını saptamaya çalışır. Kör noktaları anlamak yerine sözcük, tümce ve gerçek ya da yazınsal bilginin doğrularıyla yanlışlarını ayırt etme üstüne kurulan eleştirinin edebiyata katkısından söz edilemez. Belki bu arada okumanın yakın çekimlerini de yapar bu tür eleştiri, ama onlar da somut saptamalar olarak kalır. Oysa yorum alanları aydınlatıldıkça bir anlam zinciri oluşacak, bu zinciri kavrayabilen eleştiri yazarı kendi anlayışını oluşturacaktır.

Paul de Man, "Gündelik iletişim dilinde, anlam karşısında göstergenin ya da gösterge karşısında anlamın önsel olarak ayrıcalıklı bir konumu yoktur; yorumlama edimi, bu ilişkiyi mevcut belirli durum için her seferinde tekrar tesis edecektir," diyor.
Her seferinde yeniden kurulan dil, eleştiriyi gündelik dilin dışında bir üst-dil olarak yaratırken öncekinden de yukarıya taşır. Sonunda, şiirden ya da romandan söz etmiyoruz ki, şair ya da yazarın gençlik yapıtları bazen olgunluk dönemlerindekilerden daha önemli olsun. Eleştiri yazarının son yapıtının her zaman ilkinden daha önemli olduğunu söylemiş oluyorum. Değil mi ki yazınsal dilin yanında düşünsel düzeyde ve zincire yeni halkalar ekleyerek yazılmaktadır eleştiri, sonuncusunun ilkinin üstünde bulunacağından kuşku duyulamaz.

Modernizm ve Paul de Man

Modernizm ile edebiyat kavramlarının herhangi bir açıdan uyumlu olup olmadığına ilişkin kuşkuları da Paul de Man'ın eleştiri dünyasının önkabullere karşı dayanıklılığını gösterir. Modernlik yaşanmakta olanın aşılması, geleneksel ya da klasik olanın dışına çıkılması ve onların yerine yeni edebiyat kaygılarının geçirilmesi biçiminde anlaşılıyorsa, Paul de Man da bu anlayışın yanındadır. Yoksa modernliğin edebiyatı kendiliğinden yücelttiği önermelerini dışlar o. Bütün edebiyatı onunla açıklamak yerine, edebiyatın bazı sorunlarını açıklamak için kullandığı modernliği, ortaya çıktığı yerde geçmişi yadsırken hemen içinde bulunduğu ânı da eskiterek kendini yadsıyan bir oluşum biçimi olarak görür. Üstelik arada şu önemli saptamayı da yapar:
"Modernizm kendi stratejilerinin bilincine varır varmaz -ve bu metinde olduğu gibi bir gelecek kaygısıyla haklı çıkarılıyorsa, bilincine varmaması mümkün değildir- kendisinin yalnızca tarih yaratan değil, aynı zamanda geçmişe dek uzanan yaratıcı bir şemanın parçası da olan yaratıcı bir güç olduğunu keşfeder."

Kendisi yaratıcı bir güç halini alan modernizm, tarihin yeniden anlamlandırılmasını gerektirirken geleceğe dönük öngörüleriyle de belirleyici bir düşünce olarak, maddi bir güce dönüşür. Bir yüz yıl daha geçtikten sonra geçmişe bakanlar, Avrupa tarihinin en önemli kesitini modernite içinden mi ayıracaktır, sorusunu, Bana kalırsa öyle olacaktır, diye yanıtlarım. Çünkü tarihin kendisi, sözgelimi postmodern bakış açılarının bütünüyle kavrayamayacağı bir dağınıklık ve parçalanmışlık içinde dururken, yeni düşünce biçimleri postmodernizmin bıraktığı yerden tuttukları çizgiyi ortalamaya hizalar. Orada modernizmin keskin gözlerine gereksinim duyulur.

Paul de Man moderniteyi bu düzeyde, belki bu yazıdaki düşüncelere de yakın, ama tam olarak tanımlanması kolay olmayan bir genişlik ve çapraşıklıkta anlamaktadır; onun bu çok boyutluluğu da edebiyat ve eleştiri ile modernizm arasındaki ilişkinin niteliğini yükseltir. Üstelik yaşanıp yadsındıktan sonra da kabul edilmektedir ki, modernizm edebiyatın yaşadığı en büyük sıçramayı açıklamak ve çözümlemek için sağlam bir dayanaktır. Edebiyat eleştirisi için bunun daha da vazgeçilmez olduğunu eklemek gerekir; eleştirinin hem yazınsal, hem de açıklayıcı biçimleri terk edip çözümleyici niteliğini korkusuzca öne geçirmesini sağlayan yordam da modernizmdir.

Körlük ve İçgörü'de, son on yıl içinde kendimce sürekli yinelediğim, ama hem düşünce tembelliğinden, hem de edebiyatı bu düzeyde kabul edebilme yetişkinliğinden yoksun olmaktan, yazınsal yapıtın sonunda eleştirinin nesnesi olacağına, eleştirinin günümüzde bundan başka bir düzeyde kabul edilmesinin olanaksızlığına ilişkin düşüncemin karşılığını da görüyorum
"Fakat kendisine aktarılan deneyimi doğru bir şekilde anlamaya çalışan bir eleştirmen açısından, eserin kendisi de, eleştirmen onun münhasıran duygulanımsal mahiyetine saygı duyduğu oranda, bir bilme nesnesidir," diyor Paul de Man. Çözümlenen yapıtın sonunda nesne olmasının onu değersizleştirmekle ilgisi yok elbette, yalnızca eleştiriyi özgür bırakmaktır bu. Eleştiriyi özgürleştirecek ikinci ana yol da onun niteliksel varlığının yadsınamayacak yetkinlikte olmasıdır. Yoksa yolda bırakılır.



Radikal Kitap
29/02/2008


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Makale
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Makale:
Bir Fabl Olarak Fare ile Kedi Hikâyesinin Arkasındaki Mesaj


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Bir Toplum Mimarı Olarak Yahya Kemal
Bir İmparatorluğun Sonu
Kasırgalar yerine, hafif bir meltem biraz da...
Bir Fabl Olarak Fare ile Kedi Hikâyesinin Arkasındaki Mesaj
Kalkınma yöntemi olarak sosyalizm
‘Muhafazakâr sinema yazarı’ tam olarak ne demektir?
Dağ fareyi doğurmak üzere
Coca Cola Ve Fare
Ustaların gölgesindeki sevgililer
Dünya Klasikleri ile aranız nasıl?
Selim İleri: Bu şehirde Edip Cansever'le...
Kara Kedi
Aynı evin kedileri
Obez kediler
Büyükanıt: Örgütün arkasındakilere bakın
Keskin bir mesaj....
Hasan Cihat Örter'den mesaj var

"Semih Gümüş: Okuma dersi olarak eleştiri" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke