Machiavelli, Vauban, Büyük Frederick, Guibert, Bulow, Jomini, Clausewitz,
Moltke, Schlieffen, Du Picq, Foch, Bugeaud, Gallieni, Lyautey, Delbrück,
Churchill, Lloyd George, Clemenceau, Ludendorff... Bu isimler size bir şeyler
hatırlatıyor mu?
Hayır yanılıyorsunuz; sizi Paris'in, Roma'nın, Berlin'in ya da başka bir Avrupa
başkentinin metro istasyonları, devasa 'Avenue'leri ya da prestij semtleri
arasında gezdiriyor değiliz. Fakat bu isimlerden çoğunun kimi zaman bir büyük
caddeye, kimi zaman bir önemli metro istasyonuna, kimi zaman bir büyük semte
verilmiş olduğuna tanık olabilirsiniz yaşlı Avrupa kentlerinde gezintiye
çıktığınızda... Ama yine de bunlar semt, cadde, durak adı filan değildir.
Bunlar yaşlı kıtanın bin bir acıyla dolu geçmişinin 'temel faaliyetine'(!) yani
savaşa, doktriner bakışlar getirmiş önemli düşünürler, kuramcılar ya da
askerlerdir.
Elimizde bir kitap var; dünya tarihini büyük ölçüde etkilemiş; hatta çekinmeden
daha cüretkâr bir ifade kullanalım; belirlemiş askeri kuramları ortaya koyan
kişilerin tezlerini ve yapıtlarını bir bir inceliyor; kitabın adı: Modern
Stratejinin Ustaları... Bu dev kitabı, akıcı bir şövalye romanı gibi, bir
oturuşta okudum kalktım desem kim inanır bana? Ben bile inanamazken!
Eser tek bir yazara ait değil. Derleme bir kitap. Edward Mead Earle isimli bir
Ordu Savaş Akademisi (ABD) hocasının imzasını taşımakla beraber pekçok yazarı
var. Yazarların her biri kendi alanlarının uzmanları. Akademisyen, savaş
kuramcısı, düşünür ya da doğrudan asker, subay... Ve her biri taktire şayan
birer uzun deneme ile askeri doktrinler tarihinde kilometre taşı olabilecek
düşünür ve kuramcıların ortaya koyduğu tezleri, kendi uzmanlık alanlarında,
askeri sosyolojik konteks içinde değerlendiriyor. Kitabı beğendiğimi ve
ülkemizdeki harp okullarında, harp akademilerinde, askeri tarih ve sosyolojiyle
ilgilenen ilgilenen çevreler arasında dikkatle incelenmesini tavsiye ettiğimi
peşinen belirtmeliyim.
Machiavelli'nin özelliği
İnsanlık tarihinin en acımasız dönemeçlerinin belirleyicisi olmuş askeri
doktrinler dikkatle incelendiğinde değeri ölçülemez bir tanıklık ve bilinç
çıkacaktır ortaya. Lakin biz, yerimizi bilerek, söz konusu askeri kuramlar
hakkında mütalaa yürütmekten ziyade, bir eser olarak ele alındığında Modern
Stratejinin Ustaları'ndan nasıl fayda damıtmak mümkündür ve kitabın yazınsallık
alanındaki eksisi artısı nedir; ona bakacağız. Eseri değerlendirmesi gereken
mahfillerin, mesele Türk ordusunun, bu derlemenin farkında olmadığını
düşünmüyorum doğal olarak. Sanırım onlar kitabı çoktan mercek altına almışlar,
satır satır inceliyorlardır. O nedenle bize düşen daha ziyade kitaba dikkat
çekmek, önem taşıyan özelliklerine vurgu yapmak, gailesini irdelemek ve yordam
noksanları hakkında eleştirilerde bulunmaktır.
Kitap, yayın piyasasına hızlı bir giriş yapan ve art arda pek çok kapsamlı
kitapla birlikte çıkan Doruk Yayımcılık'a ait. Yeni bir editorial hamle
başlatmış olmasına karşın Doruk Yayınevi son derecede nitelikli bir çeviriyle
karşımıza çıkmış bu kitapta. Sanırım bunda çevirmen Selma Koçak'ın taşıdığı
potansiyellerin etkisi büyük. Kitapta pek az düzelti olduğunu, metnin aktığını,
kolay okunduğunu, sade bir Türkçe kullanıldığını, zaman zaman insanın kendini
metne kaptırdığını ve çoklarına sıkıcı gelecek bu konuyu büyük bir ilgi ile
okuttuğunu söyleyebilirim. Lakin böylesi kapsamlı bir derleme kitabın kapsayıcı
bir önsöz, ayrıntılı bir lugatçe, yer ve zaman dizinleri ve mümkünse açıklayıcı
haritalar içermesi gerektiğini düşünüyorum. Bunları kitapta bulamadığımızı, bu
hususlarda gerekli hassasiyetin gösterilmediğini belirtmek zorundayım.
Kitap, çok yerinde bir tercihle, modern askeri doktrinler tarihini Rönesans'ın
önde gelen düşünürlerinden Machiavelli'yle başlatıyor. Petrark, Boccacio, Dante,
Ariosto gibi önemli Rönesans düşünür ve edebiyatçıları arasında anılan
Machiavelli'yi neredeyse çocukluğumuzdan beri bilir, okuruz. Bizlerdeki imajı
daha ziyade siyasi faydacılık üzerine yoğuşmuş Machiavelli, esasında Roma
İmparatorluğu sonrası şehir devletlerinin çöküş dönemlerine denk gelen bir fikir
adamıdır. Devran dönmüş, krallıklar ortaya çıkmış ve şehir devletleri son
demlerini yaşamaktadır. İşte o dönemde devlet ricali içindeki konum ve
deneyimlerinden damıttığı fikirlerle bazı önemli kitaplar yazar Machiaveli.
Bunları hâlâ ilgiyle okuruz. Tüm bunların ötesinde Machiavelli savaşın
incelenmesini bir sosyal bilim haline getirmiş ilk düşünürdür. O, işin özüne
inmiş; "Savaşı ahlaki amaçlarından soyutlamış, anayasal, siyasi ve iktisadi
amaçlarla bağdaştırmıştır. Askeri konuları şansa bırakmak yerine planlamaya önem
vermiştir." (s. 78)
Yeni doktirinler devrede
Kitapta büyük bir ilgi ile okuduğum ikinci bölüm ise Vauban'a ayrılmış. Vauban,
XIV. Louis Fransa'sında yaşamış bir askeri kuramcı, uygulamacı. Bir askeri sınıf
olarak istihkamın temellerini atmış önemli bir devlet adamı. Onun devrinde artık
şehir devletleri yoktur. Krallıklar vardır. Ve kralın hükmettiği geniş ülke
topraklarının savunulması için gereken düzenlemeleri yapmak mecburiyeti vardır.
Bunlar nasıl olacaktır? Sınır boylarını savunan kaleler, kalelere ulaşan yollar,
köprüler vs. Ya da ileri harekâtta devirilmesi gereken menziller; örneğin bir
kalenin fethi, nasıl olacak? İşte burada Vauban, tüm ömrünü adadığı mesleğinde
örnek kale modelleri, kuşatma teknikleri, siper kazma yöntemleri ve lağımcılık
tekniklerine dair kuramlarını geliştiriyor. Ülkeyi boydan boya savunma amaçlı
özel tasarlanmış kalelerle donattığı gibi, ileri harekattaki teknikleri
geliştiriyor. Bütün ömrünü, sınır bölgelerinde, savaşlarda, ıssız hanlarda, gece
gündüz çalışarak geçiriyor ve Fransa Krallığı'nın gücünün bölgesinde hâkim
olmasını sağlıyor.
Ardından önemli savaş kuramcısı Prusyalı Büyük Friedrick ve daha sonra Fransız
Guibert ve Bulow geliyor. Zaman akmaktadır. Krallıklar ömrünü tüketmiştir. Ulus
devletlere sıra gelmiştir. Ona dair kuramlar ortaya atılmaktadır. Ve tarih kimi
zaman, kimi aymazların beyan ettiği gibi sonu gelen bir şey değildir; orada da
durmamaktadır. Fransız Devrimi ardından gelişen devranlar içinde Napoleon
Savaşları adını verdiğimiz döneme gelinir. Konsept tamamen değişmiştir. Jomini
(Askeri istihbarat sınıfını ilk öneren İsviçreli kuramcı), Clausewitz (On War)
gibi kuramcıların fikirleri devreye girer. Artık eskisi gibi kralın paralı
askerleri filan yoktur. Bütün ulus, yediden yetmişe, kadını erkeği, savaşın bir
parçasıdır. Ulusça savaşa angaje olmanın getirdiği olağanüstü büyük insan gücü
Napoleon'u uçurur. Yepyeni bir doktrin devrededir. İkmal ikinci plana atılmış, 'blitzkrieg'in
(yıldırım savaşı) ilk örnekleri uygulanmaktadır. İstila ettiğin ülkeden ikmal
yapmak, hızlı hareket etmek, hafif teçhizatla intikal etmek, ikmal
mecburiyetinden kurtulup ilerlemek... İşgal ve istila değil, rakip ordununun
merkezine saldırıp topyekün yok etmek... Napoleon bisküvi ve peksimet taşıyan
askerleriyle Alpler'i aşar ve İtalya'yı zapteder. Sonra kendisine karşı birleşen
bütün Avrupa ülkelerini dağıtır. Ulm'de strateji üstadı olarak bilinen General
Mack'ı 30.000 askeriyle tutsak alır, küçük bir köy olan Austerlitz'de Avusturya
Macaristan İmparatorluğu ordularını dağıtır. Prusyalıları Jena'da bozguna
uğratır. Ve sonra tüm 'patriot'ların savaşa dahil olmasının doğal bir sonucu
olarak o güne kadarki tarihin görmüş olduğu en büyük ordu ile, 600 bin kişi ile
Rusya üzerine yürür. Gerisini Tolstoy okuyanlar bilir. Ardından Waterloo ve Elbe
Adası...
Ekonomistlerin ortaya çıkması, Adam Smith, Alexander Hamilton, Frederich List ve
ardından sosyalistler; Marx, Engels... Ve Prusya ekolü... Fransız ekolü...
Birinci Dünya Savaşı; Churchill, Lloyd George, Clemanceau... Topyekün savaşa
ilişkin Alman kavramı ve Ludendorff, Sovyet konsepti ve Maginot ve Liddell Hart
savunma doktrini ve de Jeopolitik kavramı: Haushofer... Kitap, İkinci Dünya
Savaşı, Naziler ve Hitlerin savaş doktrinlerine kadar devam ediyor.
Çok şükür bir tek bizlerin naçiz yaşamlarımızı içeren Soğuk Savaş ve en son
model huzursuzluk alameti farikamız 'Asimetrik savaş' yok kitapta. Yani
meseleler biraz eskide bırakılıyor. Ama bu hiçbir şeyin eksik kaldığı anlamına
gelmez. İnsanlığın serüveni öylesine hazin ki klasik sorunsallar ve temel izlek
hiç değişmiyor. Geçmişe bakan geleceği görüyor. Bu çağda bakmayı iyi bilmek
gerek.
Çünkü yaşadığımız çağ ana kucağı değil, asimetrik savaş ocağı!
HİKMET TEMEL AKARSU
MODERN STRATEJİNİN USTALARI
Edward Mead Earle, Çeviren: Selma Koçak, Doruk Yayımcılık, 2007, 647 sayfa
Radikal Kitap
22/02/2008