Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 193 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


İskender Pala: Rüzgar
Tarih: 26.02.2008 Saat: 03:46 Gönderen: karakutu
 

Yaşı benimkine yakın olanlar Victor Flemming'in Rüzgar Gibi Geçti (Gone With the Wind) filmini keyifli bir nostalji olarak hatırlarlar.
Kimler yoktu ki o filmde!.. Saçlarının briyantinleri hâlâ gözlerimin önünde duran kalem bıyıklı (Bu bıyıklar daha sonra Ayhan Işık'a çok yakışacaktı) Clark Gable, hüzünlü bakışlarıyla yürekler yakan Vivien Leigh, daha sonra yıldızı parlayacak olan Leslie Howard...

Hollywood'un altın çağındaki en güzel film diye bilinir Rüzgar Gibi Geçti ve bizim gençliğimizde bu filmi seyretmemiş olmak yahut ondaki sahnelerden örnek bıçkınlıklar yapamamak delikanlılığı bozan şeyler arasında sayılırdı. Şimdi geriye dönüp bakanlar aslında o demlerin de rüzgar gibi geçtiğini acı bir tecrübeyle bilmekteler.

Sahi, Rüzgarlı Bayır'ı okuyan kaldı mı artık?!.. O ki bir romandan çok bir iç titremesidir. Otuz yaşında öldüğünde Emily Bronte (1818-1848), ardında dünyanın en büyük aşk romanlarından birini, daha doğrusu insanın içine işleyen bir anlatımla dile getirilmiş o uzun şiiri bize armağan bırakmıştı. Çünkü ancak o roman okununca anlaşılır rüzgarın insana ne anlattığı, ve ardından gelir savaş rüzgarları, aşk rüzgarı, şöhret rüzgarı, değişim rüzgarları... "Nice bin atlı kapılmıştı fetih rüzgarına" der sonra Yahya Kemal.

Rüzgar!.. İşte bildiğimiz şey... Her vakit ayrı yönden estiği, her daim değişim içinde olduğu için olsa gerek atalarımız "felek, talih, zaman, zamane" gibi anlamlar yüklemişler kelimeye ve bilhassa tasavvuf ile Divan şiiri onun bu anlamını pek önemsemiş. Mesela şaire göre o sürekli değiştiği için asla güvenilmez, her an yol değiştirebilir, bugün siyah gibi gösterdiğini yarın beyaz, şimdi güzel gösterdiğini az sonra çirkin sayabilir. Rüzgara karşı koymak veya rüzgarın estiği yöne gitmek bakış açısına, zamana ve zemine göre iyi veya kötü anlamlar kazanabilir. Ruzgar, geçici olduğu için tasavvuf kalıcı olana itibar etmeyi söyler.

Rüzgarın bize kendini göstermek için büründüğü karakterler vardır. Lüzumlu lüzumsuz kılık değiştirmesi de bu yüzdendir. Öfkeli, kindar, mütebessim, mütevazı vs. Aslında kimselere danışıp bugün nasıl olayım dediği falan da görülmemiştir. Elbet birinden emir alıyordur ama onu bize pek belli etmez. Mesela şöyle kabadayı rüzgarları hatırlayın. Girdikleri yerleri darmadağın ederler, acımasızlık ruhlarına işlemiştir. Lut kavmini helak eden de, Sodom ve Gomore üzerinde esen de onlardı nihayet. Poyraz, Lodos, Bora gibi erkek adlarını onlar vermiştir ölümlülerin çocuklarına. Eskiden onları Poseidon'un oğlu Aeolus'un Akdeniz'de bir adanın derinlerine zincirlediği düşünülür veya Norveç taraflarında dev kanatlarını sallayarak irili ufaklı rüzgarlar, fırtınalar çıkardığına inanılan Hraesvelgr'a hürmet gösterilirdi. Havai rüzgar tanrısı Laamaomao bütün rüzgarlarını su kabaklarında, Çin rüzgar tanrısı Feng Po ise sarı bir çuvala koyup sırtına atmıştı. Lüzumu halinde kabağı eğivermek veya çuvalın ağzını açıvermek, hele de biraz öfkeli iken o günlük çuvalı boşaltıvermek bir kabadayılık değil de nedir? II. Dünya Savaşı'ndaki Japon intihar uçaklarına kamikaze denilmesi "ilahi rüzgar"ın adı olan Kamikaze'den alınmıştı.

Zarif rüzgarlara gelince; onlar hayatı hep aynı nezaket içinde harmanlarlar. Açacak çiçekler, tohumunu alacak toprak, bal yapacak arılar, tarlasını ekecek çiftçi hep onun yolunu gözler. Hoş geçimli bir delikanlı gibidir o. Çok çalışır, herkese güleryüz gösterir. Zarif dedik ya işte, bütün genç kızlar onun peşine takılıp gider. İçlerinde bazı romantik olanları da yok değildir. Bazen bir denizden yamaçlara doğru, bazen bir yaz akşamında gece lambalarının pervanelerine eşlik ederek, hatta sevgili saçını tararken onun kokusunu aşıka götürmek üzere amade beklerken... Bakmayın siz onun Saba, Meltem gibi kız adıyla dolaştığına.

Sur'a üfürdüğü vakit İsrafil'in çıkaracağı rüzgara gelince. Aman dikkat!.. O, dünyanın çevresini sarıp sarmalayıp şöyle altını üstüne getirecek; yer içindekileri dışa fırlatacak, gök de sahip olduklarını yere boşaltacak... Eğer düşünürseniz o ne dehşetli bir gümbürtüdür öyle!.. Tam da rüzgar ekenlerin fırtına biçecekleri an.


RÜZGAR İLE SİVRİSİNEK
Hatırlıyorum, ilkokul okuma kitabımda bir hikaye vardı. Sivrisinek ile rüzgarın mücadelesini anlatırdı. O sivrisinek ne afacan şeydi öyle. Bir gün rüzgara kafa tutar ve vzzzz!.. vzzzz!.. Sen de kim oluyorsun? vzzz!... vzzz!.. Rüzgar önce sükunetle haddini bilmesini söyler. O biraz daha kibirlenmiştir: vzzz!.. vzzz!.. vzzzz! Ben sivrisinek!. Bana ne yapabilirsin ki! vzzz!.. vzzzz! Rüzgar şöyle elinin tersiyle bir vurmak ister o hemen kaçıp bir ağacın arkasına saklanır: VZZZ!.. VZZZ!.. Rüzgar biraz daha şiddetini artırıp ağacın arkasını da kuşatır ama sivrisinek oradan kaçıp bir evin çatısına saklanır: VZZZ!... VZZZ!.. VZZZZZZZZZ!.. Rüzgar onuruna yediremez tipi boran, fırtına derken evin çatısı sallanmaya başlar: Sivrisinek o sırada ne dese beğenirsiniz:

- Bana bak, rüzgar efendi!.. Kızıyorum ama, sonunda fakirin çatısını mı yıktıracaksın bana!..


BERCESTE
Tevekkül bâdbânın kıl küşâde fülk-i ihlâsa

Eser bahri emelde bir muvafık ruzigar elbet

İhlas gemisiyle yola çıkıp tevekkül yelkenini açarsan, emel denizinde elbette uygun bir rüzgar esecektir.

Fıtnat Hanım



Zaman
26/02/2008
 


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Divan Edebiyatı
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Divan Edebiyatı:
Gelen Giden


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 3
Toplam Oy: 2


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Darbe belgelendi
Gelen giderken
Gelen Giden

"Rüzgar" | Hesap Aç/Yarat | 1 yorum | Tartışma Ara
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: Rüzgar (Puan: 1)
Gönderen: kelimelerim Tarih: 27.02.2008 Saat: 15:50
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Evren'de herşey kendi içinde derin manalar taşır. Ve herşey kendi doğasına uygun olan şeylerle ilişkilendirilir. Zarif rüzgarların meltem, saba kadın isimlerinde , sert rüzgarların Poyraz, Lodos, Bora erkek adlarında kullanılması gibi. Ne olduğumuz değil ne ile yüklendiğimiz önemli. Her rüzgarın işlevi farklı ,asıl olanda budur. Hepsi bir bütüncül devinimin parçası . Herşey yüklendiği şeyin dışına çıktımı, çok çatılar yıkılır. Bütüncül devinimin uyumu bozulur...


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke