Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 102 Üye Adayı ve 5 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dağ Başında...
 İsimler
 Cemil Meriç
 SULUKULE
 Gelenek
 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Alev Alatlı: İşte Alev Alatlı'nın sakıncalı bulunup yayınlanmayan yazısı
Tarih: 19.02.2008 Saat: 12:10 Gönderen: karakutu
 

Zaman gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı yazar Alev Alatlı'nın "türban" konusunu işleyen "İçerden mırıldanmalar" başlıklı yazısını yayımlamadı.

Alatlı, 15 Şubat 2008 Cuma günü yayınlanması gereken yazısını her zaman olduğu gibi perşembe günü gazeteye gönderdiğini, bir süre sonra kendisini arayan sayfa editörünün yazıyı yayınlamayacaklarını söylediğini belirtti.

Alatlı gelişmeyi şöyle anlattı:



"Sayfa editörü 'bizim okurumuz buna hazır değildir' gibi bir gerekçe gösterdi. Benim, yazar çizerle sürekli kavgam 'okurlarınızı küçümsüyorsunuz' konusunda olmuştur. 'Okuru küçümsemeyin, oto sansüre girmeyin' deyip, okur anlamaz türü laflara hep karşı çıkmışımdır. Kendi kitaplarımda da çıtayı yükseltirim. Hiç de zararını görmedim."

Zaman'da yaklaşık dört yıldır yazdığını ve ilk kez böyle bir durumla karşılaştığını anlatan Alatlı, "Ben muhalif bir yazarım, hep de muhalif oldum. Türban konusu 'yumuşak karın' olduğu için yazımın yayınlanmadığını düşünüyorum. O korkutucu. Yaşanan durumu, ülkenin bütününde olup bitenin tezahürü olarak gördüm. Bu kadar hadise oluyor, bu da bu hadiselerin içinde bir tanesi. Yazıda bütün yapmaya çalıştığım 'Allah aşkına bırakın kadınlar konuşsun' demekti. Yazının yayımlanmayacağını duyunca sadece 'fesuphanallah' dedim" diye konuştu.

İşte o yazı:

İçerden mırıldanmalar

Gözlemlediğim odur ki, korkutan tülbent değil, türban. Niye, çünkü, derin belleğimizdeki hayırhah kadının uzantısı tülbent. Döner yara sarar, döner kırık kol bağlar, döner sancılı başı sıkar... hastanın terini siler, yavukluya armağan olur, hasreti iyileştirir. Nurani yüzleri çevrelerken anılır...Türban öyle değil. Çünkü, türban, İslâmi tesettüre ilişkin en katı (dilerseniz, en erkeksi) yorumun benimsendiğinin ilânı hüviyetindedir; ve dolayısıyla, kadına ilişkin tüm diğer yorum ve kuralların da kabullenildiğini ima eder. Bunların arasında kötülük, fitne ve uğursuzluk kaynağı olmamızdan başka, dinen ve aklen dûn (eksik) yaratıldığımız, namazı bozan köpekler ve eşeklerle bir tutulduğumuz şeklinde...haysiyetimizi rencide eden yorumlar vardır. Türban, bu yorumların zımnen kabulü olarak görüldüğü için korkutur.

Kadın/ana koşulsuz sevginin simgesidir...Hiç bir ideolojinin yada toplumsal kurgunun ya da inancın selâmeti anayı çocuklarını feda etmeye iknaya yetmezken, kadın, pederşahi kuralların inşa ettiği dünyanın iflâh olmaz muhalifi olarak tebarüz eder. Bu iflâh olmaz muhalif, yeri geldiğinde tüm kuralları çiğneyecek, oğlan ya da kız, suçları ne olursa olsun, doğurduklarının esenliğini sağlamaya çalışacaktır. "Ağlarsa ana ağlar gerisi yalan ağlar" olgusu, kadın unsurunun beşere sunduğu eşsiz sığınağı minnetle ulularken; kadının kendisi yeryüzünde gözlenen tüm karışıklıkların (fitnenin) müsebbibi olarak takdim edilir, dünya kurulalı beri.

Hint'in kutsal metinlerinde, "doğuştan düşüncesiz ve hilekârdır" kadın... Buda, öğretisini sulandıracakları için kadınların rahibe olmalarına karşıdır. Ortodoks Yahudi erkeklerinin sabah dualarından biri, "Beni bir kadın olarak yaratmayan Kâinatın Yaratıcısı Efendimize hamdolsun."... Hıristiyan geleneğinin başat bileşeni, kadının kötülük, ayartma ve günahla özdeşleştirilmesidir... Hayrın ve şerrin, cinslerdeki karşılıkları erkek ve kadın olarak belirlenirken, yeryüzüne kötülük bulaştırdıkları gerekçesiyle kadınlardan topluca tövbe edip, günahlarını affettirmeleri talep edilir... İslam'da, "Ümmetim için kadın fitnesinden daha büyük bir fitne kaldığını bilmiyorum" mealindeki cümlenin Hazreti Muhammed'e ait olduğu bildirilir. "Allahım bizi kadınların şerrinden, fitnesinden ve onlarla imtihan olup kaybetmekten koru" mealindeki duanın(3) varlığı, semavi dinlerin ortak tutumlarının yansıması olarak belirir...Öte yandan, 1900'lü yılların başlarına kadar medeni dünyanın hemen her ülkesinde bir eş, kocasının gölgesi, uzantısı, parçası olan kadın, dünyayı saran değişimden nasibini alacaktır. "Yeni kadın" erkeğin bir refleksinden ibaret olmayı kabullenmeyen, yardımcı oyuncu rolünü reddeden, kendisine ait bir içdünyasına sahip, coşkulu, bağımsız, özgüven sahibi, yaşamını bir başına sürdürmeyi göze alabilen kadındır.

Yeni kadın, erkeğin ne gönlüne ne de aklına hitap eder. Erkek cinsinin en duyarlı zümresi iken şairler, yeni kadını ne görürler, ne duyarlar, ne anlarlar, ne de ayırt ederler... Edebiyat, ihanete uğramış, terk edilmiş, acı çeken kadınlar, intikamcı zevceler, büyüleyici aşifteler ya da iradesiz, renksiz, sade, şirin kızlar üretmeyi sürdürür...Yaşı ne olursa olsun, erkeğin kanatlarının altında olmayan kadın, ana muamelesi görür. Özetle, kadının ne olup olmadığı erkekler tarafından kadınlar üzerinden tartışılan bir süreç olmaya devam eder; günümüzde türban meselesinde gördüğümüz gibi...

Yeni kadının tecrübesi, yeryüzündeki yaşamın somutta ispatlanan aşkla ayakta kaldığı şeklindedir, yasalarla değil... Gerektiğinde baş örten, gerektiğinde yara saran tülbent, kadınlara mahsus bilginin kadim nakil aracı olarak görülür. Bu bağlamda, türban, kadınlık bilgisinin bastırılması, diğer bir deyişle, kadının kadına ihanetinin dışavurumu olarak algılanabildiği için korkutur.

Türk toplumun eriştiği tarihinin bu noktasında, yargıç kürsüsündeki yerini dişiyle tırnağıyla elde etmiş yeni kadın, tanık mahallindeki hemcinsinin şahitliğini irade ve akıl bakımından erkeklerden daha zayıf olduğu gerekçesiyle reddetmeyi aklından bile geçirmezken, dünya ve kâinat görüşünü türbanı aracılığıyla ilân eden kadın yargıcın vereceği hüküm, erkek cinsi lehine cinsiyet ayırımı yapacağının peşinen kabulü demek olacağı için korkutur. Benzeri korkular tıptan sahne sanatlarına, öğretmenlikten turizme kadar hemen her uğraş dalında nüksedebilecek; yalnız seyahat edememekten yönetici kadrolarından uzak durmaya varıncaya kadar çok sayıda olası yasaklar gündemde kalmaya ve ürkütmeye devam edeceklerdir.
Bana sorarsanız, türban sorunu işbu "kadının kadına ihaneti" olarak ifade ettiğim açmazda düğümlenmektedir. Bir kısmımız türbanı egemen erkeklerle kadınlar aleyhine yapılan bir ittifak olarak değerlendirirken, diğer bir kısmımız yasakçılarla birlikte hareket etmek suretiyle kendilerine tekâmül yollarını kapayan hemcinslerinin ihaneti olarak görebilmektedirler. Her halûkârda, konu üzerinde tartışacak, uzlaşma zemini arayacak, meseleyi çözüme ulaştırmaya çalışacak olan kadınlardır; kadınlar üzerinden ahkâm kesen muhalif ya da muvafık erkekler değil.


Milliyet


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Alev Alatlı
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Alev Alatlı:
Kalbim acıyor


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 3.87
Toplam Oy: 32


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Kalbim acıyor
KALBİMİ FİLİSTİN’E GÖMÜN
Kalbim Dinamit Kuyusu
Acıyor
Furuğ-i Ferruhzad: Acıyorum Bahçeye
Masonlara acıyorum

"İşte Alev Alatlı'nın sakıncalı bulunup yayınlanmayan yazısı" | Hesap Aç/Yarat | 6 yorum | Tartışma Ara
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: İşte Alev Alatlı'nın sakıncalı bulunup yayınlanmayan yazısı (Puan: 1)
Gönderen: yigitseyda Tarih: 19.02.2008 Saat: 12:31
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Sayın Alatlı'nın haklı olduğu yanlar var elbette.Başörütüsü veya türban..bu konu hakkında hüküm vermesi gerekenler ilk başta olayın kahramanı bayanlar olmalıdır çünkü faillleri bayanlardır.Ve haklı sebeplerini yine ortaya koyacak olanlar yine kendileridir.Ötesinde Alev Alatlı bence biraz da feminist bir şekilde yaklaşmış olaya.Bu kadar sert olmamak lazım...Kaldı ki sadece kadını bir kötülük makinesi yapan öğretilerle Peygamber Efendimizi aynı keseye koymak büyük ahmaklıktır.Çünkü belliki Alatlı sadece mealini okumakla kalmış.Keşke bir de tefsirini okusaydı daha anlamlı olurdu.Kur'an-ı Kerim de Nisa Suresi ni okursa kadına ne kadar değer verildiği ayan beyan ortadadır.Ve kadında ki zayıflıkları da gözardı etmeyelim.İnsanız neticede ve zaaflarımız var kadın-erkek demeden.Peki eğer biz insanlarda bu zayıflıklar yoksa neden bu kadar kötülükler ortaya çıkıyor.Neden zina denen şey var..veya neden kadın-erkek birbirini aldatıyor...İşte bu hem kadındaki hemde erkekteki zayıflıkların bir sonucudur.Teşekkür ederim...



Re: İşte Alev Alatlı'nın sakıncalı bulunup yayınlanmayan yazısı (Puan: 1)
Gönderen: celalzade Tarih: 20.02.2008 Saat: 15:29
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Türban/basörtüsü islami temellere dayanan "basörtüsü-sac-örtüsü" islami icerikli tesettüre iliskin en kati,ataerkil bir yorum degildir ama.Kur`an talebesi olarak,sokaktaki sade bir mümin olarak söylüyorum.ilahi hitabin nur suresi 31inci ayet metninde gecen"basörtülerinizi omuzlarinizdan asagi sarkitin...ibaresinde gecen HIMAR sözcügüne arap dili ve edebiyati bilginleri :basörtüsü-sacörtüsü manasina geldigini ifade etmekteler.Ve ahzap suresi 59uncu ayet metninde "Ey nebi ,hanimlarina ,kizlarina ve müminlerin hanimlarina söyle bedenlerini örtecek elbislerini giysinler...metnin orijinalinde gecen "CiLBAB" -cogul olarak gecer- kadinin disilik özelliklerini belli etmeyen örtü demektir.Binaenaleyh ,HIMAR/basörtüsü ve CILBAB/monto/carsaf gibi kiyafetleri Allah Rasulu Muhammed aleyhisselam eril olmasi bakimindan vahyin bu emrini yasayarak tanislaktiramazdi bunu hanimlari ve kizlari ve dönemin hanim sahabileri yapti.Ülkemizde yasayan fanatik kemalist guruh bunu böyle bilmeli;ve bilmeliki bu ülke devleti aliyeyi osmaniye`nin bizlere bakiyesidir/kalintisidir. istiklal harbi islami degerler üzerinden veril behey kemalistler !.



Re: İşte Alev Alatlı'nın sakıncalı bulunup yayınlanmayan yazısı (Puan: 1)
Gönderen: bahar34 Tarih: 22.02.2008 Saat: 19:56
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
alev alatlıya sadece şunu söylemek istiyorum efendimizin hadislerinden, edilen allahümme... diye başlayan dualardan bahsetmiş keşke alev hanım biri biraz araştırma yapmadan bu konulara girmeseydi zira bunların hepsi açıklanmış din alimlerince... bundan sonra daha dikkatli olmanız dileğimle...



Re: İşte Alev Alatlı'nın sakıncalı bulunup yayınlanmayan yazısı (Puan: 1)
Gönderen: teyfur Tarih: 23.02.2008 Saat: 11:12
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Ne zaman kadın söz konusu olsa' insanlık sınıfta kalıyor'diye düşünüyorum.Her adımımımızda ya feminist diye eleştiriliyoruz ya gerici olmakla suçlanıyoruz.Bu tartışmaların ortasında en çok yarayı biz alıyoruz.Söz söylerken gideceği yer,kıracağı gönüller iyi hesaplanmalı.Buna en çok ilim sahibi insanlar dikkat etmeli.


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke