Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'nün Sultanahmet'teki Osmanlı
Arşivleri'nin çok temelli sorunları var. İlki ve belki de en önemlisi, personel
sorunu.
Devlet arşivlerine ait bir yasa yok ve o nedenle de personel alımı konusunda
ciddi sorunlar yaşanıyor.
Kuruma, uzman yardımcısı, 1991 yılından bu yana, ancak sözleşmeli statüde
alınabiliyor. Sözleşmeli personelin, yasa gereği geçici statüde istihdam
edilmeleri gerekirken, uzman yardımcıları daimi statüye alınmış durumda: Yani,
özlük hakları açısından, ne kuş ne deve konumundalar! Bu yüzden de, daha
güvenceli bir iş bulduklarında, uzman yardımcılarının vakit kaybetmeden Kurumdan
istifa ettiklerini öğrendim ve çok hayıflandım. Uzman yardımcılarının, Osmanlı
arşivinde deneyimli birer eleman olarak eğitildikten sonra ayrılıp gitmeleri,
Arşiv için büyük kayıp elbet! Osmanlı Arşivleri Genel Müdür yardımcısı Doç.Dr.
Mustafa Budak, 1991 yılında uzman yardımcısı olarak 600 personelin alındığını,
bunlardan bugün sadece 291'inin Kurumda çalıştığını söyledi. Demek ki, 18 yıl
içinde, uzman yardımcılarının neredeyse yarısı, özlük hakları nedeniyle Osmanlı
Arşivi'ndeki görevinden ayrılmış görünüyor! Ve geçen haftaki yazımda belirttiğim
gibi, Osmanlı arşivlerindeki 150 milyon belge ve 366 bin defterden ancak yüzde
40-45'i tasnif edilebilmiş durumda olduğuna göre, mevcut ve yeterli olmayan
sayıda uzmanlarla, geriye kalan bu belge ve defterlerin tamamı kaç yılda tasnif
edilebilecek;- varın, siz hesaplayın!
Başbakanlık Personel Yasası'na göre, başbakanlık bünyesinde istihdam edilecek
arşiv uzman yardımcısı personel alımında üniversitelerin tarih, edebiyat,
ilahiyat ve arşivcilik bölümlerini bitirmiş olmak sözkonusu. Oysa, Osmanlı
arşivlerin özellikle hukuk ve iktisat tarihine ilişkin belgelerin okunmasında
terminoloji sorunu ile birlikte meselenin kavranabilmesi açısından mutlaka
hukuk, iktisat, siyasal bilimler ve işletme öğrenimi görmüş personele ihtiyaç
var. Doç.Dr. Mustafa Budak, Başbakanlık Personel Yasası'nın, bu konuda ciddi
sıkıntılar yaşandığını belirtiyor. Son derece haklıdır...
İstanbul'daki Osmanlı arşivlerinin bir başka önemli sorunu da, mekân!
Sultanahmet'teki binalar hacim bakımından yetersiz! Bir kere, arşivlenen belge
ve defterler Bağcılar'daki depolarda bulunuyor. Doç.Dr. Budak, bir
araştırmacının istediği belgenin depolardan getirtilebilmesi için, Arşiv'e ait
bir aracın 40 kilometre katetmesi gerektiğini bildirdi. Üstelik harcanan zaman
da cabası! Dahası var: Belgelerin korunabilmesi için, deponun yeraltında olması
gerekiyor. Oysa Bağcılar'daki depolarda, maalesef, belgeler, yer üstünde
muhafaza ediliyor! Buna, 'muhafaza' etmek denilebilirse elbette!
Mekân sorunu nasıl çözülecek? Doç.Dr. Mustafa Budak, kendisiyle yaptığım
söyleşinin, en olumlu ve yürek ferahlatan açıklamasını yaptı: Kağıthane
vadisinde 80 dönümlük bir yamaç üzerinde, bir 'Osmanlı Arşivi Sitesi' kurulacak!
Projesi hazır. 4 yıl içinde tamamlanması öngörülen bu Site, Osmanlı arşivlerine
ilişkin mekân sorununu kökünden halledecek. Doç.Dr. Budak, Site'nin her türlü
donanıma sahip olacağını (Kongre salonları vb.) belirtiyor.
Daha önce de yazdım: Bir toplumun geçmişi, onun belleğidir; belleğini kaybeden
bir toplum, kimliğini de kaybeder. Çok uzun bir zamandan beri, belleğin,
dolayısıyla kimliğin kaybettirilmek istendiği bir süreci yaşıyoruz. Köksüz,
geçmişsiz, belleksiz bir gelecek inşasının vahim, ürkütücü sonuçları, şimdiden
gözümüzün önünde duruyor! 'Farkında mıyız?' sorusu asıl bu bağlamda sorulmalı,-
ama sorulmuyor! Başımızı siyasetin kumuna gömmüş devekuşları mıyız?
Öyleyiz, galiba!
Zaman
03/02/2008