Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 194 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


İskender Pala: Yuşiva ile Fumi
Tarih: 13.02.2008 Saat: 05:09 Gönderen: karakutu
 

Derler ki, denizin mavisi içinde, berrak havası, yeşil vadileri, mor dağları olan büyükçe bir adada bir karı koca yaşardı. Yuşiva ile Fumi. Birlikte mutlu yıllar geçirirken bir oğulları olmuştu.
Herkes imrenirmiş bu aileye, sonsuz mutluluk dağıtırlarmış çevrelerine. İyilikte, fazilette parmakla gösterilirlermiş.



Oğulları delikanlılık çağında iken bir gün denize açılmışlar birlikte. Sonra bir fırtına, sonra bir dalga, derken delikanlı düşmüş denize, kaybolmuş. Yuşiva, kadın kalbini iyi bilirmiş, Fumi'yi teselli ederek geçirmiş geri kalan yılları. Yaşlandıkça birbirlerine daha çok bağlanmışlar, yıllar geçtikçe oğullarını karşılıklı kendilerinde görür ve hisseder olmuşlar. Evlerinden çıkmayan sakin ihtiyarlar imişler. Çook uzun yıllar geçip de ölümün yaklaştığını anladıklarında, bir gün, Yuşiva, karısından izin alıp gençliğinde gidip odunlar topladığı ormana bir kez daha gitmeyi ve dünyayı o haliyle yeniden görmeyi istemiş. Fumi izin vermiş elbette. Yuşiva çok dolaşmış, gezinmiş, yorulmuş ve nihayet bir pınar görüp oturmuş başına. Karnı acıkmışmış, sudan birazcık içmiş. Eve dönerken ne görsün, saçları simsiyah olmada, dizlerine taze bir kuvvet geliyor, yüzündeki buruşuklar gidiyor, bedeni tazeleniyor.

Yuşiva, anlamıştı gençlik pınarından su içtiğini. Derhal eve koştu. Fumi eve gelen bu genç adama ne istediğini sordu. Yuşiva'nın anlattıklarına bir yandan gülüyor, bir yandan onun gençliği karşısında kendi yaşlılığına ağlıyordu. Ertesi gün Fumi, erkenden, daha Yuşiva uyurken onun anlattığı pınara doğru yola koyuldu. Yuşiva uyandığında onu, pınara götürmek için evin her yerinde aradı, ama bulamadı. Aradan saatler geçti. Akşam olurken Yuşiva onun pınara gittiğini anlayıp endişe ile doğru ormana koştu. Bir de ne görsün; pınarın başında neredeyse bebek denecek yaşta, ağlayan, bulunduğu yerde debelenip duran bir kız çocuğu. Bu, gözlerinden uzun bir ömrün tecrübelerinin okunduğu bir bebekti... Yuşiva onu kucağına aldı ve eve götürdü. Bir vakitler hayat yoldaşı olan sevgili eşini bir baba gibi büyütmek zorundaydı artık.

Suyu israf eden kişi ab-ı hayata kavuşsa ne!?..

[SUYA ECEL GELMEZ]

Dünya dillerinin hepsi ele alınıp su üzerine deyimler, mecazlar ve anlam aktarımları incelense, suyun hayattan ibaret olduğu, hayatın da suya vabeste olduğu derhal anlaşılır. Her şeyden evvel su, bilge tabiatlıları temsil eder. Hiçbir şeyle yarışmaz ama her şeyi geçer. Tıpkı kendi yolunda azimle giden kemal ehli gibi.

Türk kültüründe "Su küçüğün, söz büyüğün"dür. Su ile ekmek (ab u nân) cömertlik sembolüdür. Toprak ile su, faniliğin işaretidir. Bunun için başını yere koyarak akar. Büyüklenmez. Kendisine itibar edene de etmeyene de ortak bir nimet sunar. Tıpkı Allah'ın Rahmeti gibi. Zaten gökten yağarken adı rahmet oluverir. Kendisi cansız olsa da can verir. Su içene yılan bile dokunmaz. Suyun azizliğinden ve suya hürmetten dolayı.

Korkut Ata "Suya ecel gelmez." buyurur. Çünkü Türk mitolojisi suyu ölümsüz kabul etmekle kalmaz, onu yaratıcı erkin başat aktörü sayar. Pek çok kültürün mitolojik bilgilerinde Allah'ın önce suyu yarattığı bilgisi mevcuttur. Belki bu yüzden Türk efsanelerinde ilk önce Dirilik Suyu vardı ve bu su, deniz misali varlığı kuşatıyordu. Tıpkı ana rahminde bebeğin su içinde gelişip hayat bulması gibi.

Suyun gizlenen, utangaç haline bizim dilimizde pınar derler. Pınar sanki on dördünde bir Karacaoğlan güzelidir de peçesini açmaya erinir. Ama açınca da çevresinde susuzlar kanar. Belki de bu yüzden pınar kelimesi sudan gayrı her güzel şey hakkında bir ilk çıkış noktası olarak kullanılır. Aşk pınarı, sevgi pınarı, güzellik pınarı... Yani pınar bir baştan binlerce başa ayrılıp yeryüzüne yayılır.

Divanu Lugati't-Türk'te kayıtlı en eski ata sözlerinden biridir: Ağılda oglak togsa arıkta otu öner. Yani ağılda oğlak doğsa ırmakta otu biter, demeye gelir. Irmak, suyun hareketli adıdır. Çeşitli coğrafyalarda çeşitli boyutlarla bütün dünyanın çevresini dolaşır. Dur durağı yoktur; koşar, yürür, düşer, atılır, varır, yetişir... İyi bir şeyler yapmak için durmadan çalışan ehl-i diller gibidir; enerji üretmek ister, rızık yetiştirmek ister, hayat sunmak ister. İçinden sunar, kıyısından sunar. Hayatı devşirmek üzere kol kol ayrılıp toprağa uzanır, kavrar, kucaklar. Orada kendini yitirir, yeniden doğmak için ölür. Hayat için fena bulur. Üstad "İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su" der.

Su ki yeryüzünde hayatı harmanlayan nimettir, kıymetini hayatla ölçmek gerekir. Suyu yeryüzünden alınız geriye yalnızca ölüm kalır.

İnsan düşünmez mi ki kirli su yoktur da, kirletilmiş su vardır.

Hamiş: Suların en güzeli için sözlerin en güzelini Sevgili söylemiştir: "Hiçbir damla yoktur ki o, Allah katında O'nun korkusuyla dökülen gözyaşı damlasından veya Allah yolunda akıtılan kan damlasından daha makbul olsun."

BERCESTE


Bir bahr-i gamda urmadayız dest ü pây kim

Keştîsi yok, kenâresi yok, nâhudâsı yok

Öyle bir gam denizinde yüzüyoruz ki, gemi parçalanmış, sahil görünmüyor, kaptan boğulmuş...

Nabî



Zaman
29/01/2008
 


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Divan Edebiyatı
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Divan Edebiyatı:
Gelen Giden


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Darbe belgelendi
Gelen giderken
Gelen Giden

"Yuşiva ile Fumi" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke