Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 93 Üye Adayı ve 4 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dağ Başında...
 İsimler
 Cemil Meriç
 SULUKULE
 Gelenek
 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Louis Aragon: Nâzım Hikmet için
Tarih: 31.01.2008 Saat: 01:48 Gönderen: karakutu
 

Hayır, yazamam, şimdi olmaz, rica ederim. Bırakın benim için bütünüyle ölsün, yoksa, daha önce, altmış yaşındaki bu delikanlı, bu sarışın boğa, ne hapishanenin, ne hasta­lığın, ne yaşın etkileyebildiği bu insan içimde terütaze yaşadıkça hiç bir şey yazamam. Şimdi olmaz. Daha sonra. Söz veriyorum size, yazacağım, hatta bu dergide, daha başka bir konu üzerinde: Ölümünden değil, yaşamından söz edece­ğim.



Pentecôte yortusu için sayfiyeye giderken cumartesi sabahı satın aldığım Znamia dergisinin son sayısını da gö­türmüştüm, dergide Nâzım'ın Les Romantiques (Romantikler) adlı romanının son bölümü vardı. Yortu sırasında her­kes onun değil, Papa XXIII. Jean'ın ölümünü bekliyordu. Her saat,  radyoların başında. Ve pazartesi sabahı Papa daha yaşıyordu ... Nâzım'a gelince, hiç bir şey bizi uyarmamıştı, can çekişmedi, şöyle ayakta, bir merdiveni çıkarken, ansızın ölüverdi. Yaşarken öldü. Bir ağaç gibi devrildi. Bırakın da benim için bütünüyle ölsün. O zaman yazarım derginize, u­zun uzun, benim için, başkaları için ne anlam taşıdığını, bu­rada yazarım, belki gelecek ay, yaza kadar izin verin bana, temmuza kadar, ona pek yaraşan temmuz ayına kadar izin verin. Bundan on sekiz yıl önce hapisanede, büyük Türk mistiği Mevlana Celâleddin ya da İran'lı Ömer Hayyam gibi rubai biçiminde yazdığı şu dört mısranın bir kehanet olmak­tan çıktıklarını anlayacak kadar vakit bırakın bana:
 
« Paydos ... » - diyecek bize bir gün tabiat anamız, ­
……«gülmek, ağlamak bitti çocuğum ... »
 
«Ve tekrar uçsuz bucaksız başlayacak:
……«görmeyen, konuşmayan, düşünmeyen hayat ... »

 
Yortunun pazartesi günü, sabah, onun düşüşünden hemen bir iki saat sonra, telefon. Nâzım. Ey ölüm, günü­müzde ne de hızlı gidiyorsun! İki saat bile geçmeden bütün Avrupa'yı geçmiş, beni aramış. Yvelines'lerin evinde bul­muş, yüreğime işlemiştin, ey ölüm, telefonla gelen, görünmeyen, düşünülmeyen, daha bir sözcükten, bir addan başka bir şey olmayan ölüm, ve hayır diyorum, Nâzım olamaz. Evet. O.  Nâzım  ... Ta kendisi, başkası değil. Bütün insanlar gibi o da. Ve şiirindeki bir çocuğu ansıdım:
 
«Recep, damdan düşer gibi karıştı söze: »
«Harbe girdiğin zaman, bir gavur öldürüp »
……«bir yudum içersen kanını »
……«korku kalmazmış.»

 
Ben onun kanından bir damla içmeyeceğim. Konuşma­yan ... uçsuz bucaksız hayat ... Nâzım, senden bana ilk 1934' de söz ettiler, sen hapisteydin, o zaman bir şeyler yazabildim. Dostluğumuz otuz yıl sürmeyecekti. Ne kadar az, otuz yıl. 1950'de, bizler: yani Türk halkı, dünyanın her köşesin­deki şairler seni hapisten kurtardığımız zaman, bir on dört temmuz günü dosdoğru hayatın içine daldın. Ama bu yıl, sabırsızlığından, temmuzu bekleyemedin ... Hapisane dışında on üç yıl, ya da buna yakın bir şey, kırk sekizinden altmış birine dek, güzel bir yaşam bu. On üç yıl, çok şey. Hapisane dışında öldün, bu da çok şey. Çünkü öldün. Bu fikre alıştıracağız kendimizi. İnsan Manzaraları'nı sensiz hayal etmeye çalışacağız... Senin deyiminle, manzarayı bu ağaç ol­madan hayal etmeye çalışacağız. Uçsuz bucaksız hayat'ı ...
 
6 Haziran 1963
*Nâzım Hikmet'in ölümünden üç gün sonra yazılmıştır.

 

 

ÇAĞIMIZIN SANATI /ARAGON
Çev: Bertan Onaran
Gerçek Yayınevi / Nisan 1966

Sayın gunfrfd'ye teşekkürlerimizle


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Cogito
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Cogito:
AVRUPA’DA AYDINLANMA DÖNEMİ SİYASİ HAREKETLERİNİN ALMAN BİRLİĞİNİN KURULMA


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 3


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

AVRUPA’DA AYDINLANMA DÖNEMİ SİYASİ HAREKETLERİNİN ALMAN BİRLİĞİNİN KURULMA
Aydınlanma Nedir ?
Katolik aydınlanmacılık: Kemalizm
Cumhuriyet Dönemi Öncesinde Rus Edebiyatından Türkçeye Yapılan Çeviriler
Vecdi Akyüz: Mezhepler Doğarken: Müçtehit İmamlar Dönemi
Cengiz Çandar: Askeri harekât; Siyasi skandal...
Yeni bir siyasi parti tutar mı?
Beyrut'ta yine siyasi suikast, gözler Suriye'de
Cengâver Alman milleti
BİR ALMAN DOSTA MEKTUPLAR / 1
BİR ALMAN DOSTA MEKTUPLAR / 2

"Nâzım Hikmet için" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke