Ey köleler!
Ey ceketi düğmeliler!
Sizinle aynı havayı solukluyor olmaktan utanıyorum.
Sizinle
aynı 'vatan' toprağı üzerinde yürüyor olmaktan utanıyorum.
Sizinle aynı çeşmeye ağız veriyor olmaktan, aynı ekmeği lokma ediyor olmaktan, aynı yağmurda ıslanıp, ülkemin aynı sevincini ve hüznünü paylaşmaktan
utanıyorum...
Uğruna ne düşüşlere tanık olduğum toprağımın, sizin gibi insanımı içinde barındırabiliyor olmasına tahammül edemiyorum...
Bu topraklarda yetişen bu 'kuraklığı' kabule yanaşmıyorum!
Bu benim
toprağım olamaz!
Bu, geceleri uykumu elektriğiyle dağıtan, bu zoraki nadasa soyundurulan toprağımın,
böylesi bir kuraklığa dönüşüyor olmasını kabullenemiyorum!
Bu insanlar gittikçe çoğalıyor.
Bir ayrık otu gibi
sardılar iyice toprağımı.
Soluklanacak bir gölge, susuzluğuma bir 'kanış' yok mu artık?
Bedeli ödenmemiş bir parsellemedir şimdi toprağımın bu esareti.
Gözlerimi çizik içinde bıraktınız yansıdığınız tüm
görüntülerde!
Dilimin ucuna bir darağacı kurdunuz, sözlerimi infaza çabaladınız!
Bu, emeksiz parsellediğiniz ülkemin, her güzelliğini talan etmekten yorulmadınız!
Emeğimin alnımda biriktirdiği tere, bir bardak
soğuk su ferahlığını çok gördünüz!
Sözün ırzına bu kadar kolayca geçiverdiniz!
Cellatlığınıza, gasplığınıza ne kadar da çok müşteri buldunuz!
Ne kadar da çok alkışlandınız! Ne kadar da kolayca bu toprakta kök
saldınız!
Ey siz memeleri buruşmuş tanrılarına, ibadet bahşeden şehvetli kullar! Bu toprağın sahibi mi sandınız kendinizi?
Bu kumdan yapılma tanrılığınız bizi esir eder mi sandınız?
Bu dikiş tutmaz ceketlerimize,
siz düğmelerinizi dikebileceğinizi mi sandınız?
Bunun hesabının burada kalacağını mı sandınız!
Ben yeşerdiğiniz toprağın mahsulü değilim sizin!
Sizin emeğinizde emanette ve güvende değilim!
Bir
gölge olamaz bana sizin gövdeleriniz.
Ama bilin ki, güneşiniz de beni kavuramaz!
Siz ey ceketi düğmeliler!
Bu köleliğiniz bizi esir alır mı sandınız?...
West_Indies / Mustafa Evci
|