Bak yeminle DTP'nin durumunu yazacaktım. Hem ağır sinir oluyorum DTP'ye, hem de
1 DTP'ye katlanamayan Türkiye (D)emokrasisi'ne (Hem eleştirmez miyim olup, hem
eleştirenlere köpürmece.)
İsmet Berkan'ın çarşamba günkü yazısını bitiriş cümlesini alacaktım. 'O-HA!'
filan yazacaktım. Cidden.
'Gelen vurdu/Giden vurdu'lara da illet oluyorum. Çerkezler, Gürcüler, Cartlar,
Arnavutlar.. diye başlayan 'Peki ya başka HALKLARIN haltları'na da.
Ayıptır! Zira öyle bir Gürcüce konuşma sorunu yok. Ama Kürtçe Üniversite
gereklidir, iyidir. 'Demagojinin bütün renklerine saçık perde' herkesin duruşu.
Üslubu.
Bak, sabahtan beri o kadar şişirdin ki içimi, en nihayet, kurduğun/alındığın
bütün yazılardan öte- İşte! en nihayet!
BU YAZI SENİN ÜSTÜNE!
Bir yerde Türkiye (Dem)okrasisini de andırıyorsun. Hem her telkine açıksın, hem
de asla dinlemiyorsun!
Hem teşhisimi bekliyorsun, hem de uzattığım röntgenlere, raporlara, reçetelere
kayıtsızsın.
Aldırışsızsın. 'Fena hastayım' demesen de (pek ayırdında değilsin) 'Fena
bataklardayım' çizgisindesin. Galiba 'bataklarda' olma haline az biraz müptela
da olarak. Tan. Kertenkele.
Sonra ben aksırarak ve tıksırarak, karlı dağların başındaki sıcacık mağarasından
güç bela çıkan Yaşlı 1 Cadı gibi, pelerinimi giyip asamı elime alıyorum ve hiç
tanımadığım diyarlara gidip hayatta tanımayacağım insanlarla saatlerce
konuşuyorum.
Saatlerce göz kesiliyorum. Kulak kesiliyorum. Yürek kesiliyorum. Dişsiz,
tırnaksız, kılıçsız kesiliyorum. Zira senin için ordayım. İyiniyet/Güzelyürek
Elçisiyim. Parçalara ayrılıp her bir parçamla anlıyorum. Dinliyorum.
Parçalanıyorum yeminle.
Böyle Yaşlı 1 Savaşçı için zor şeyler.
Sonra anlıyorum ama dinleye dinleye.
Bak senin için pelerinimi anlayış ve efendilikten dokudum. Çakımı mağarada
bırakıp bir sopayı asa kılığına soktum.
Bak sırt üstü kaç takla attım üst üste: Gönülçelen oldum. Kimse bu kadar
dinlememiştir başkalarını. Bu kadar kamyonla hak vermemiştir.
Bunları senin hayatını kolaylaştırmak için yaptım. Beni duyabiliyor musun?
Sonunda onları çok dinleyip çok duyduğum için, onlara çok hak veriyor
olabilirim.
Ama senin haklı bulunman gerekmiyor. Benim tarafımdan. Ben zaten senin
tarafınım.
Senin bu İmkânsızlık Kayığı'na binip kurt, kuzu, ot, boru ve oğlan çocuğunu
karşı kıyıya geçirmen gerekiyor. O kadar!
Çok zorlanıyorsun. İki seferde bunca imkânsızlığı nasıl o karşı kıyıya
ulaştıracaksın?
Sen çok zorlandığın için, içim sızlıyor.
Ve tüm bu bir arada olmayacak şeyleri Karşı Kıyı'ya ulaştırmana yardım edebilmek
dışında derdim yok.
Bugün kendimi tamamen iptal ettim. Derdim senin derdin- o kadar.
Ve senin bazı şeylerini iptal etmen gerekiyor. Az biraz 'normalleşmen.
Tamam, ben kimseye 'normalleşmeyi' anlatacak birine benzemeyebilirim. Ama beni
buldun sen.
Üstelik inan bana gönülgözümle bakıyorum. Biraz fazla bakmak olsa da-
Görmediğimi iddia edemezsin.
Sonra gördüklerimi, duyduklarımı sana anlatmam gerekiyor.
Borunun içinden otu nasıl üflememiz gerektiğini ve kuzunun otu, kurdun kuzuyu
yememesi için oğlan üzülmesin diye, ne yapmamız gerektiğini sana boğazım
parçalanarak tarif etmem.
Sen ne yapıyorsun? Üzgünlükten bir perde çekiyorsun aramıza. NE desem
dinlemiyorsun, duymuyorsun.
Tamam çok harap oldun. Kayık senin İmkânsızlık Kayığın. Karşıya nasıl geçeceğin
karşısında karanlıklardasın.
Ama onca dinleme ve anlama sonunda söylediklerimi, dinlememeye de kararlısın.
Bir nevi işine gelmiyor.
Bir nevi ziyadesiyle üzüldün.
Bir nevi fazla ödev vermiş gibi oldum.
Tıkadın kulaklarını, gözlerin üzüntüden içlerine döndü. Beni dinlemiyorsun.
Beni dinlemiyorsun.
Oysa ben bunca zamanımı ve emeğimi akıttığım için değil, seni koruyup kollamak
istediğim ve Mutlu Son hastası olduğum için mutlaka duymanı istiyorum beni.
Oğlanı zamanın karşı kıyısına geçirebilmemiz için.
Çok iyi bir insan olduğun için.
Bu denli üzülebiliyor olman kimsenin üzülmediği bu zamanlarda, yüreğimi
dağladığı için.
Bak bu yazı tamamiyle sana yazıldı. Ve ben köşemi MEKTUP YERİ olarak kullanmış
oldum.
Ama beni dinlemeni isterim. Çok düşündüğümü ya da düşünmediğimi, bilmeni.
Senin iyiliğini istediğimi.
Kayık senin olunca İmkânsızlık Kayığı. Beni dinlersen bu işi halledebiliriz gibi
geliyor.
Üstesinden geliriz vallahi.
(Radikal/10/01/2008)