Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 178 Üye Adayı ve 9 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Derleme: Jerzy Kosinski: Adımlar
Tarih: 02.01.2008 Saat: 23:50 Gönderen: editor
 

Hayatı, devamlı olarak çeşitli araçlarla denetleniyor, negatiflere kaydediliyor, çizelgeler haline getiriliyor ve bir sürü doktorla hemşire tarafından didik didik ediliyor, göğse ve damarlara yapılan iğnelerle gayrete getiriliyor, oksijen tüpleriyle içine dolup küçük cam tüplere boşaltılıyordu. Kısacık ziyaretlerim, oksijen tüplerini değiştirmek ya da ona yeni ilaçlar vermek üzere içeri dalan doktorlar, hemşireler ve diğer hastane görevlilerince gitgide daha sık kesilmekteydi.

Savaş sırasında güçlükle iş bulunabiliyordu; tarlalarda çalışamayacak kadar çelimsizdim, köylüler çiftlikte çocuklarını yada yakınlarını çalıştırmayı yeğ tutuyorlardı. Yersiz yurtsuz biri olarak herkesin şamar oğlanıydım. Sonunda yanında iş bulduğum çiftçi, eğlenmek için gömleğime yapışarak beni çekiyor ve dövüyordu. Ara sıra kardeşleriyle dostlarını çağırıyor, birlikte oyun oynuyorlardı: Onlardan birkaç adım ötede durup gözlerimi açarak ileri bakarken yüzüme tükürüyorlar, gözüme kaydedecekleri isabet sayısı üzerine bahse tutuşuyorlardı.

Bu tükürük oyunu köyde çok yaygınlaşmaya başlıyordu. Kızların, oğlanların, çiftçilerin, karılarının, sarhoşların ya da içmeyenlerin, herkesin hedefiydim.

Günün birinde mantardan zehirlenen bir çocuğun, köyün en zengin çiftçilerinden birinin çocuğunun cenazesinde bulundum. Herkes bayramlıklarını giymişti, iyi ve alçakgönüllü görünüşleri vardı.

Çukurun başında dikilen yıkılmış babaya bakıyordum. Yeni sürülmüş toprak gibi sapsarıydı yüzü, gözleri şiş ve kırmızıydı. Karısına yaslanıyor, bacakları bükülüyor, adamı güçlükle taşıyabiliyordu. Tabutu çukurun kıyısına bıraktıklarında, cilalı kapağın üstüne kendisini attı, çocuğun kendisiymiş gibi tabutu öpmeye ve onunla konuşmaya koyuldu. Çiftçinin ve karısının yakarmaları sessizliği yırtıyordu, sanki boş sahnede bir trajedi korosu hiç durmaksızın haykırıyordu.

Köylülerin çocuklarına duyduğu sevginin, hayvanlar arasında yayılan ateş gibi denetlenemeyen bir güç olduğunu anladım. Sık sık çocuklarının ipeksi saçlarını okşayan anneleri, çocuklarını havaya atıp tutarak eğlenen babaları görüyordum. Tombul bacakları üzerinde sendeleyen, rüzgarın tokatladığı ayçiçeklerini dik tutan güçten destek alır gibi yuvarlanıp yeniden doğrulan çocukları görüyordum.

Sonra bir gün, umutsuz memeleriyle koca sürüyü birbirine katan, debelene debelene, ağır ağır can veren bir koyun gördüm. Köylüler, hayvanın otlarken bir olta iğnesi ya da cam parçası yutmuş olabileceğini söylüyorlardı.

Aylar geçti. Bir sabah, sığırtmaçlığını yaptığım sürüden bir inek, komşulardan birinin çiftliğine daldı ve ürüne zarar verdi. Durum patronuma bildirildi. Tarlalardan döndüğümde beni bekliyordu. Beni ambara sürükledi, bacaklarım kan içinde kalana dek kırbaçladı. Sonunda, hırsından böğürerek deri kayışı suratıma fırlattı.

Atılan olta iğnelerini toplamaya ve ambarın arkasına gömmeye koyuldum. Çiftçiyle karısı kiliseye gittiğinde gizli yerime süzülüyordum. Taze somunlardan aldığım ekmek içiyle topaklar yapıyordum; her birine de iki olta iğnesiyle cam tozu koyuyordum.

Çiftçinin üç çocuğundan en küçüğüyle oynamayı severdim. Onu sık sık avluda bulur, kurbağa ya da leylek taklidi yaparak kahkahalarla güldürürdüm.

Bir akşam küçük kız göğsüme sokuldu. Ekmek içinden yaptığım topaklardan birini aldım, tükürüğümle ıslattım ve ağzına attığı gibi yutmasını istedim. Durakladığını görünce, bir elma dilimi alıp ağzımın içine koydum, işaret parmağımla ittim ve yuttum. Küçük kız da benden gördüğünü yaparak ekmek topaklarını birbiri ardına yuttu. Yüzüne bakmamak için başımı çevirdim ve babasının kırbacının yakıcılığından başka şey düşünmemeye kendimi zorladım.

O andan sonra, zalim patronlarıma korkmadan bakmaya, sille tokat girişip kötü davranmalarına yol açmaya başladım. En ufak bir acı duymuyordum. Yediğim her kırbaç darbesini, benimkinden yüz kat beter bir acıyla ödeyeceklerdi. Artık kurbanları değildim: Onların hem yargıcı, hem de celladı oluvermiştim.

Bölgede ne doktor vardı, ne de hastane. En yakın demiryolundan da, kırk yılda bir yük treni geçerdi. Gün doğarken gözyaşları içindeki ana baba, soluyup duran çocuklarını kiliseye, kutsaması için papaza götürdüler. Alacakaranlık çökerken, daha da umutsuz, ölüm halindeki çocukları büyü yapan sihirbazların uzaklardaki kulübelerine taşıdılar.
 

(Adımlar’dan alıntı)
Çev: Hasan Aslan


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Derleme
· Haber gönderen editor


En çok okunan haber: Derleme:
Cemil Meriç'ten inciler... Yapmanız gereken önce anlamak!


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4
Toplam Oy: 4


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Ölümünün 20. yılında yeni bir Cemil Meriç portresi
“Cumhuriyetimizin kıyıya çektiği aydın: Cemil Meric”
Cemil Meriç'in Tarık Buğra'ya cevabı
Cemil Meriç'ten inciler... Yapmanız gereken önce anlamak!
Ölmeden önce yapmamız gereken 1 şey!
Valery Önce Taharet Almayı Öğrensin
İddianame iki gün önce ellerindeydi
Cengiz Çandar: Irak Savaşı; 5 yıl önce, 50 yıl sonra...

"Jerzy Kosinski: Adımlar" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke