Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 262 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Dücane Cündioğlu: Hâlâ düş görebiliyor musunuz?
Tarih: 13.03.2005 Saat: 11:46 Gönderen: karakutu
 


- "Hepimiz BBC'den bir gazetecinin Carl Jung'la görüştüğü eski siyah-beyaz filmi görmüşüzdür. O görüşmede Jung'a Tanrı'ya inanıp inanmadığı sorulduğunda, "İnanmıyorum, biliyorum" diye cevap verir.

Aynı filmin sonuna doğru Carl Jung, "Anlam'a güven ve anlam'ı amaç haline getir!" der. Sanırım insanlığın yüzyıllardır beklediği mesaj bu. Başarılı biri olmanın ya da Hakikat'i düşünmenin anlamı arasında bir fark yoktur. Yaşamı değerli kılan anlam'dır. Evet, ancak anlam'a güvenilirse ve anlam amaç edinilirse dünya değiştirilebilir." (Irina Tweedie, "Jung Psikolojisi ve Tasavvuf" içerisinde, s. 108-109, İstanbul, 1994)

Bir bütün olarak dünya olmamalı elbette yazarın kastettiği... Öncelikle kişinin kendi dünyası değişmeli. Kişi öncelikle kendi dünyasını değiştirebilmeli.

Anlam'a güvenmek, anlam'ı amaç hâline getirmek demek, görünenin ötesinde hep bir şeylerin varolabileceğini bilmek, hiç değilse sezmek demek biraz da... Modernlerin elinde anlamı kalmadı dünyamızın... Onların ellerinde hiçbir 'anlam' yoktu. Olanlarınkini de ellerinden aldılar ve acımasızca yok ettiler.

Dilerseniz, beyaz adamın vicdanı olan bir sese, yine Jung'a kulak verelim:

- "Pueblo Kızılderililerinin dinleriyle ilgili konulara girmemelerine karşın Amerikalılarla ilişkilerini anlatmaya can attıklarını gözlemledim. Ochwiay Biano bana dedi ki:



- Amerikalılar bizi neden rahat bırakmıyorlar? Neden danslarımızı yasaklıyorlar? Çocuklarımızı okuldan alıp 'kiwa'ya (ayinlerin yapıldığı yere) götürüp dinimizi öğretmek istediğimizde neden zorluk çıkarıyorlar? Amerikalılara zarar verecek bir şey yapmıyoruz ki!

Uzun bir süre sustuktan sonra, ekledi:

- Amerikalılar dinimizi yok etmek istiyorlar. Bizi neden rahat bırakmıyorlar? Yaptıklarımızı yalnız kendimiz için yapmıyoruz ki, Amerikalılar için de yapıyoruz. Evet, tüm dünya için yapıyoruz. Herkesin yararına bu!

Heyecanından dinlerinin çok önemli bir öğesine değindiğini anladım ve bu nedenle ona, "Dinsel açıdan yaptıklarınızın tüm dünyaya yararı olduğunu mu düşünüyorsun?" diye sordum. Büyük bir coşkuyla "Kuşkusuz öyle! Biz bunları yapmasak dünyanın hâli ne olur?" diye yanıtladı ve güneşi gösterdi.

Çok duyarlı bir konuya, kabilelerinin gizemleri konusuna girmek üzere olduğumuzun bilincindeydim. Şöyle dedi:

- Biz dünyanın çatısında yaşayan insanlarız ve Baba Güneş'in oğullarıyız. Dinimizle, babamızın her gün gökyüzünde hareket etmesine yardım ediyoruz. Bunu yalnızca kendimiz için değil, bütün dünya için yapıyoruz. Ayinlerimizden vazgeçsek, on yıl içinde güneş doğmamaya başlar ve sonsuza dek gece olur.

Jung, Dağ Gölü'nün (Ochwiay Biano) bu sözlerini aktardıktan sonra tüm açıksözlülüğüyle şu yorumu yapar:

- "Bu sözlerinden bir Kızılderili'nin huzurunun ve onurunun neye bağlı olduğunu anladım. Güneşin oğluydu ve tüm yaşamı koruyan babasının her gün doğup batmasına yardımcı olduğu için evrendeki yaşamı anlam kazanıyordu. Bu düşünceyle, bizim mantığımızın biçimlendirdiği kendimizi haklı çıkarmalarımızı karşılaştırırsak, yaşamımızın ne denli kısır olduğunu anlarız. Sırf kıskançlığımız yüzünden Kızılderili'nin saflığına gülüyoruz ve kendimizi çok zeki sanıyoruz. Zaten böyle yapmasak, ne denli ruh zenginliğinden uzak olduğumuzu anlar ve bunu kaldıramayız. Bilgi bizi zenginleştirmiyor, tersine, doğduğumuzda kendimizi içinde bulduğumuz mitler dünyasından giderek uzaklaştırıyor." (C.G. Jung, Anılar, Düşler, Düşünceler, çev. İris Kantemir, s. 258-259, İstanbul, 2002)

Jung'un İslâm dünyasıyla ilişkileri nedense pek sınırlı ve tutuk görünür. Bu bakımdan kitabiyat itibariyle değilse bile, yüzyüze yaptığı görüşmeler bakımından ender sayılabilecek kayıtlardan birini yine kendisinden dinleyelim:

- "Bana 'kitap adamı' demelerinin nedeni Kur'an'ı bilmemdi. Onlara göre ben, belli etmesem de müslümandım. Bir sabah laibon'la, yani yaşlı hekimle konuştuk. Geldiğinde üzerinde değerli bir gösteriş aracı olan mavi maymun kürkünden bir pelerin vardı. Ona düşlerini sorduğumda, gözleri yaşararak "Eskiden laibonlar düş görürmüş ve böylece, ne zaman savaş ve hastalık olacağını, yağmurun ne zaman yağacağını ve sürülerin nerede güdülmesi gerektiğini bilirlermiş" dedi. Büyükbabası bile düş görürmüş. Ama beyazlar Afrika'ya geldiğinden beri kimse düş görmez olmuş. Aslında düşlere de gerek kalmamış, çünkü İngilizler herşeyi biliyorlarmış. Verdiği yanıttan, sihirbaz hekimin varolma nedenini yitirdiğini anladım. "İngilizler her şeyi çok bildikleri" için kabilenin danıştığı ilahî ses yok olmuştu." (s. 271)

Bir zamanlar bu topraklarda insanlar düş görürlerdi, görebilirlerdi. Düşlerini yoracak, hatta düşlerini yorumlayabilmek için yorulacak adamlar vardı da ondan gönüllerince düş görebilirlerdi. Şimdiyse gördüğümüz artık düş filan değil, düpedüz kâbus!

Öyle değil mi ya, "Bir gözümü kaparsam bütün âlem helâk olur" diyecek kaç hurafeci (!) kaldı ki şunun şurasında?!?




Yenişafak
13/03/2005


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Kitap Tenkidleri
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Kitap Tenkidleri:
Doğunun Limanları - Kitap Özeti


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 2


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Doğunun Limanları - Kitap Özeti
Sinsi uyuzluklar ve şeffaflık limanları
1937-1938’de Dersim’de neler oldu?
Moya Brennan - Change My World
Abba - Fernando
Bir İstanbul klasiği: Kitap Fuarı
Hüküm Giymiş Bir Kitap İçin Yazıt
Hangi kitaptan sinemaya uyarlanırdınız?

"Hâlâ düş görebiliyor musunuz?" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke