Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 226 Üye Adayı ve 13 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Çakallar ve Araplar
 William Street, birinci sokak
 KORKUYORUM
 NİCCOLO MACHİAVELLİ
 İç...
 Yarış
 Gene Hackman
 Doktor Doktor
 Ahmet İnam'la sıradışı bir sohbet...
 Sömürünün kavramları
 Halide Nusret Zorlutuna ile yeniden
 Mutfak kitapları
 FELON
 Kalbin hafızası var mıdır?
 Dahası ne?
 bir cumartesi
 Ayaklarının üstünde
 Bayramsız Çocuklar
 İyi Bayramlar
 bir cezm kaldı

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


İlhami Çiçek: Satranç Dersleri -İkinci Bölüm-
Tarih: 28.12.2007 Saat: 23:07 Gönderen: editor
 

CANLAR

umut kesilmiyorsa dostlarım
kesip
barikatlar kurarak kangrenli gövdemizden
şurda güneşe ne kaldı.

SORARAK

yeryüzü kırlarında böyle
yürekleri taşıtlardan yana çarpan
yaramaz adamlardı sürücüler
bakarlardı dikiz bir bencillikten

boyuna yalnızdık
aradan
bunca dağ geçti

patikalar boyu iz sürüp
taşradan bir başka taşraya
ilerilere oradan ta nerelerine dağların
çok taşıt değiştirdik böyle kent kent
çok can kaybı

ve sağlar
korkuyla sevinç arasında
irkilerek daha çok bu sağnak gibi yağan yazgıdan
şöyle bir sıvazlayıp ağrıyan yanlarını
dudaklar dualara aralık
gördük ki kemiriliyordu can ağacının dalları
kuyular açar gibi kanda
sorarak
etli kanda sıcak kemik soluk alıyordu


KİM

koparan kim akşamın
önüne dev gibi gerilip
alışkın elleriyle geceyi
dilim dilim

gördüm karanlığı salgılıyordu
sert maddelerden yapılmış
iri bir yanlış

o gitti ben gittim
sonunda bir müthiş kuşluğa vardık
şimdi çocuklar da soruyor
kimdir ayımızı örten kadavra


KESİT

bir resimdi işte
tandan ikindiye sarkan
kara kalem çalışılmış sürekli
ışık yoktu

önünde saçlarımızı tarardık
ölüm müydü o yalınlık
yoktu

ve gamzelerinin türevi
o cânım kırışıklığında alnının
o ceylanda bir yığın kan yazması
yüzün yoktu

hani bütün hüzünlere nesnel karşılık diye
bir sınavda kullanılan su gibi
utangaç ve bir kez daha
acıtarak göğsümün sarplarını
yüzün yoktu

ne çok güz ölüsü böyle
diyorum küllerinde bir ateş çatsam


BİR HUYLANIŞIN ÖYKÜSÜ
 
kendini bildi bileli
yalnız
konumuyla ilgili yalnızlığında
gerçekten yalnız olduğunu sanarak
çıldıran
korkunç kalabalık bir adamdı dünya

süreli nöbetlerle
köpükten giysiler biçip ağızlara
çarpmalarla geliyordu sara

ufaktı
onun çok çakısı oldu
o
adamın çoğalan ağzını ilk gördüğünde
bütün çakılarını kaldırıp atacaktı
bir gece
yeryüzünün en ağır baltasıyla
en kuytulardaki ağaçtan
kesti ve önündeki salkım saçaktan
bir tutam saçtı kalkan geceye koşaraktan
ve işte öye oldu
köye ilk gelen jipin altında
arkadaşından fışkıran kanda da
yine öyle bağırarak kalkıp
ve böyle başladı saçlarının isyanı
 


KOŞAN DÜŞ

masken düştü-güpegündüz
pencerende parmak
delik deşik kırbaç kıyı ve duvar
lardan güpegündüz kan
güpegündüz sevinç bahçe toy yaprak
çınarın dallara anlattığından
kül - bütün bir ceset gibi
ortada şimdi
 

DAR

batmış giysileri yok gibi
öyle bilge
sürgit birike birike
taşıyor kan

inceden geceye inen
indirmede yarlarını
kayalarını ve eline ne geçerse
dar süre

yakın
ilk kez az ötede sanki
ve kaslar darala darala
gündemde yalnız zaman var

sığ sularda nice boğulmaları
tatmış damakları veba
etinden bölük bölük et koparıldı
uzandı kısaldı bir dünya saatinde
arındırılıp becerilerinden ellerinin
toprağa kazandırıldı

toprak alabildiğine engin
 


ORALARDA

oralarda hala
insanlar güç uğurlar kimselerini
kandır sıkışır göğüste yukarı koşar
helâllaşırlar ayrılmadan

oraların buzları
saçaklarda sivrileşerek
bir ara dal uçlarından sarkıp
usturalaşır saplarda
hâlâ

hüzün
çok eski bir öykü
oralarda
atlıların artık olmayan atlarını
artık kaçan bir uzayın kaynar kıyılarına
yürütüp aşkla yorarak
bengisu taşıdıkları o ilkyazdan
güze kalan bir gül taşılı
buruk bir andaç

oralarda genç
binbir yerinden hançerli
vurarak yalnızlığını gizli patikalara
kenti düşünür
çokça dağ seyirir bileklerinde
ne yaman bir and olur


RESİMDE

çökük bir kapı
bir at kapaklanması resimde
sağnak da var - bir adam
sürekli ıslanıyor
gece

bir resim neyse odur
bir at
bir kere kapaklanmışsa
kapaklanmış bir attır o


SESSİZ

herşey eninde sonunda sessizdir
bir günün kırılganlığından
kalan ve tekrar tekrar kırılan
müteellim bir insan sesinin başlattığı
ağlamanın kırı
sessizdir

dalda
yalnız ve dağılmış bir elma
yalnız ve yapraklar örtmüyor onu
gelen akşama
geçen akşamın içlenmeleri dadanmış
bu kahır sessizdir

içinin çıngarlarından yonttuğun
asi bir atbaşı gibi rüyalarının ucunda
umudun
sessizdir

filistinde akşamüstleri
sessizlik bir file somun gibi




 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Şiir
· Haber gönderen editor


En çok okunan haber: Şiir:
İNSANIN UNUTMAYI SEÇTİĞİ


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 2


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

İnsanın Hali
Devrim Sezer: Mahremiyetin Despotlukları: Kamusal İnsanın Çöküşü Üzerine...
İNSANIN UNUTMAYI SEÇTİĞİ

"Satranç Dersleri -İkinci Bölüm-" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke