Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 188 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 "Varlık her zamankinden de çok varolan'ın tehdidi altın
 Turuncu
 4 mıhlı çarmıh
 Bilim adamları gen avına çıkmışlar
 Söyle bana hangisi gerçek?
 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


İskender Pala: Lotus çiçeği
Tarih: 12.03.2005 Saat: 10:18 Gönderen: karakutu
 

Bir masumiyetin berrak yüzünde cevelan diyelim adına... Ve henüz kirletilmemiş bir bilincin katıksız sevincinden bir katre düşsün yüreğimize. Ormanların derinliklerinden süzülen çıldırtıcı renkler görelim ve dünyanın eteğinden tütsülenen egzotik sesler işitelim...


Bazen bir rüzgarın uğultusunda kaybolan bülbül şeydalığı, bazen bir akışın maviliğinde solan çöl susuzluğu olsun damarlarımızda akan... Bir serap karşısında çatlamış dudaklardan neşideler ve bir yağmur ormanında güneş yanığı ayaklardan izler... Merhametin uzak adına diyelim ki umut...

Yıllarca önce duyduğum bir sözü hatırlamaya çalışıyorum: “Afrika’da her sabah bir aslan uyanır; en yavaş koşan ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir. Afrika’da her sabah bir ceylan uyanır; en hızlı koşan aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir. Afrika’da aslan veya ceylan olmanız değildir önemli olan; güneş doğarken koşuyor olun yeter.”

Afrikalı siyah adamı tanıdım kendi yurdunda; daha koşacağı miller ve miller var önünde. Hiç şüphesiz mutlu bir yolculuk da olacak bu. Beyazların yüzyıllardır bitiremediği zenginliklerden arta kalanları yeniden almak, sahiplenmek, çoğaltmak ve üretmek için... Üreterek kendisi olabilmek için... Yine de siyah adamın yıllar boyunca çizik çizik edilmiş yüreğinin tamiri pek zor görünüyor. Bereket, yüzündeki gülümseme, samimiyet, içtenlik ve parıltı bunu kolaylaştıracak kadar yaşama sevinciyle dolu.



Kahve yanığı kirpiklerin arasından size bakarken bir çocuk, beyaz tırnaklı siyah elini size uzatırken bir genç, gözleri değil yalnızca, yüreği de gülümsüyor... Nil’in keremi kadar huzurlu, Ümit Burnu’nun aydınlığı kadar ışıltılı bir gülümseyiş bu... Caddede kendisiyle karşılaşan bir insan kadar tedirgin, aynada ilk defa yüzünü gören bir ihtiyar kadar da şaşırmış...

Dil ile diş kadar yakın, cevher ile maden kadar iç içe büyüyüp de yer ile gök kadar uzak, tuz ile şeker kadar çelişik hayatların savrulduğu kıta, Afrika. Rüzgarların yol şaşırdığı bodrum katı dünyanın, belki mahzeni... Mevsimlerin tersine aktığı, suların inatla döndüğü coğrafya. Kumların saatlerden değil takvimlerden savrulduğu; çimenlerin yaylalar yerine bozkırlara yayıldığı. Şimşek şimşek akşamlarda, derin derin heyecanlar. Ve insanların derinliklerinde biriken acıların yüzlere vuran desenleri...

Afrika, acıyı hüzne banarak yiyebileceğiniz kadar egzotik bir derdin adı. Öyle çeşitli yürüyüşler gördüm ki caddelerinde, kimse sevemez onları güzel bakışlardan öte; kimse ulaşamaz azaplarına İlahî mesajlardan gayrı... Bir bekleyişin sabırsızlığı içinde bekleşenler bunca yıldır, bir yetişmenin ucundan yetişebilmek için mavi düğümlerini çözmeye çalışıyorlar zamanın. Güneş her gün yeni bir saklambaça başlıyor yaşlanıp da ölmeyen ağaçların yaprakları arasında; bulutlar her akşam üzerinde çekiliyorlar köşelerine sessiz sadasız. Gülümseyen dudakların ardındaki parıltılı dişler insanlara belki de hayal ettikleri Bilal’i hatırlatıyor ve bir şehadet çağrısı geliyor kulaklara uzaktan uzağa...

Yokluk ve yoksulluk burada besbelli ki iyi niyete katık edilerek sofranıza geliyor. Afrika, önümüzdeki yıllarda bir safari heyecanıyla koşmak zorunda... Altının ve kahvenin vatanı, kadim zamanlarda açan lotus çiçeklerinin büyüsünü ve taze yağan berrak yağmurların bereketini yeniden kazanmak zorunda...

Ve Afrika’da insanlarımızı da gördüm. Bulundukları yere yaylaların meşeleri kadar sağlam yapışmış, sabit ayakla direnen ve karşılığını gören insanlar. Afrika tarihinde bir zamanlar bir Ebubekir Efendi varmış, Ümit Burnu’ndan kara kıtaya Türklüğün aydınlığını götüren; iki yüz yıl kadar sonra bir de Tayyip Erdoğan oldu, gelecek zamanları ışıtmaya...

Afrika’ya Rashida İsmaili’nin şiiriyle veda ettiğimizde buruk bir hüzün kapladı içimizi:

Sana hiç söyleyen oldu mu / Sen güzelsin /Afrika! / Tüm bedenin / Ve hisli dudaklarınla / Ruhuma öptün. / Ve Afrika / Sana bağlandım / Kalbimin her atışında / Ve her nefes alışımda / Sen benimsin!..




Zaman
10.03.2005


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Deneme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Deneme:
DOĞRULUK KAYGISI


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 3.66
Toplam Oy: 9


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

DOĞRULUK KAYGISI

"Lotus çiçeği" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke