Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 43 Üye Adayı ve 2 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 Yeni Bir Parti Kuruluyor
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 Şiire dizgin vurulur mu?
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi
 Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
 "İyi şiir her zaman dinidir"
 Yapardım biliyorum
 İSTEK
 aşka ve terke dair
 GÜLÜM / Ömer Lütfi METE
 Şiir gibi yaşayanlar...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Ece Temelkuran: İnceldiği yerden kopan...
Tarih: 29.11.2007 Saat: 00:27 Gönderen: karakutu

 

İçimden insanlar geçiyor. Durmadan insanlar geçiyor içimden, sayıklar gibi...
Yıllar önce Dargeçit'te Harbiye vardı, öğretmen, gencecik, incecik, telaşlı. Öğretmenlik yapıp kendi gibi Kürt çocukları büyütecekti. Açık kumral saçlıydı. Harbiye nerede acaba şimdi?



Şemdinli'de bir çocuk vardı, bombalama olayından hemen sonra. Soğuk yanığıydı yanakları, esmer üzerine damar damar kırmızı. Elvan Pastanesi miydi, Merkez Pastanesi miydi, oturmuştuk. Kıtlama şekerlerde geziyordu elleri. Yüz metrelik ana caddenin ne uzun olduğunu anlatmıştı Şemdinli'nin gençleri için. Liseli çocuk doktor olmak istiyordu, kendi gibi Kürt çocuklarını tedavi etmek için. Nerede acaba şimdi? Kazandı mı üniversiteyi?

Mardin'de bir kör kadın

Mardin'de, yıllar önce, medrese miydi orası, kilise miydi, bir kadın vardı, kör. Dama çıkan kapının anahtarı bir tek onda vardı. Kör kadınla çıkmıştık dama "Güneş burada güzel batar" demişti, ovaya karşı. Alnından günbatımı geçmişti, belki alnıyla görüyordu kadın. Kürtçe bir dua mırıldandı hatta, ya da belki bir ağıttı. Nerede acaba? Yaşıyor mu?
"Bize terörist diyorlar örtmenim!" diye ağlamaya başlamıştı Bağlar Mahallesi'nde bir çocuk, "Kürdüz diye". Birkaç yıl önceydi, beyaz önlük yakası emiyordu gözyaşını. Annesi belki onu ter zannederdi, gürültü içinde belki görmezdi yakasındaki ıslağı. Ne oldu o çocuğa acaba? Yaşıyor mu?!

Diyarbakır'da çocuklar

Başka bir çocuk vardı, Diyarbakır'ın "girilmez" denen mahallesinde, bir gece konuşmuştuk. 14 yaşındaydı, okul birincisiydi, işkence görmüştü. Yavaş yavaş anlatıyordu başına gelenleri. Ben galiba o gece o evin damında öldüm. Ölmüş olmalıyım. O çocuğa ne oldu acaba? Sessiz bir çocuktu.

Sur içinde çocuklar vardı, mendil satıyorlardı Kürtçe. Sümükleri akıyordu oysa, durmadan.
Van'da çocuklar vardı, "gerilla halayı" diye bir şey öğrenmişlerdi, karmakarışık. Gerillada falan değil halaydaydı akılları, kız erkek flört ediyorlardı aslında, oyundu işte, güzeldi. Klasiklere daha yeni başlamışlardı, Dostoyevski'den bahsediyorlardı. Neredeler acaba?
Tunceli'de "kürsülerde" oturup Deleuze-Guattari konuşan çocuklardı, vardılar. Ellerinde tabaksız çay bardakları, parmakları yana yana felsefe konuşan çocuklar vardı, özledim, neredeler acaba?

DTP kapatılıyor diye...

Eğrilirken incelip, inceldiği yerden kopar gibi kopuyor insanlar birbirinden. Haber bültenlerinde bağıra çağıra askercilik oynuyor adamlar. Bedelsiz askerlik onlarınki! Hep başkaları, başka insanların kanları ödüyor onların sözlerinin bedelini! Gazeteler hep kaç kurşun atıldı, onu anlatıyor. Ekranda adamlar "İn... Av... Bölge... Sürü... Temizlik operasyonu..." diyor, insandan değil hayvandan bahseder gibi, hep pislikten bahseder gibi... DTP kapatılıyor diye bir sevinç, bir neşe. Domuzuna bir memnuniyet. Hiç olmamış gibi yapalım, hiçbir şey olmamış gibi yapalım istiyorlar.

Muhakkak çocukça

Bunca yangın içinde ben, oturdum, adlarını bildiklerimi değil, adlarını hiç ezberlemediğim, hayatım boyunca birkaç dakika gördüğüm o insanları düşünüyorum. Niye bilmiyorum. Kayboluyorlar belki, belki ondan. Durmadan kayboluyor insanlar, yanan ateşten uçuşan kül gibi uzaklaşıyorlar. Durmadan tutmak istiyorum onları. Hatırlamazsam, onları tek tek aklımdan geçirip yüzlerini iyice ezberlemezsem bu ülke üzerinde işlenen dev cinayet başarılı olacak gibi geliyor. Eğer, ancak, aklımda tutarsam uçuşup gitmez bu insanlar, bu ülke, ülkem, ülkemiz. Gibi. Tuhaf.
Sayıklar gibi tek tek aklımdan geçiriyorum yüzlerini, nerede gördüğümü, bana ne dediklerini. Bu gürültü içinde kendimce, çocuk gibi muhakkak, muhakkak çocukça, direniyorum, kendimce. İşte. Öyle.
 


Milliyet
28/11/2007


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Siyaset
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Siyaset:
'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 3


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'
Avni Özgürel: Diplomasi çifte standart demek
Avni Özgürel: Seçim demek, liste kavgası demek
Demek artık 'yollar aşınıyor'!

"İnceldiği yerden kopan..." | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke