Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama

Google


Online üyeler
Şu an sitemizde, 137 Üye Adayı ve 14 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 HAYAT
 ÖZGÜRLÜK
 Bugün Sokağa Çıktım!
 kongo tren istasyonunda ertelenen lübnan bandıralı sevgili
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 Yeni Bir Parti Kuruluyor
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Rasim Özdenören: Evrene uzanan ses: Tren düdüğü
Tarih: 22.11.2007 Saat: 01:16 Gönderen: karakutu
 

Ve gece, hapishane, evler.. yeni doğanlar, yeni ölenler.. boğazda düğümlenmiş hıçkırıklar, genizden çıkan gülme sesleri, böğürtülü kahkahalar.. mahcup tebessümler.. o şimşek görüntüsünün içinde yitip giden canlar, canlılık işaretleri…

Ben nereye gidiyorum diye soruyorsun. Bir köprünün üstünde evrene baktığını unutuyorsun.


* * *

Gecenin bir vaktinde, hep aynı saatte uzaktan bir tren düdüğünün sesi boşanır uzayın boşluğuna.

Odamın camı açık olduğunda o sesi duyarım.

Bazen balkona çıktığım olur.

Binaların arasındaki daracık geçitte ayın oradan geçtiğini görürüm. Bazen hilal biçimindedir, bazen dolunay olmuştur. Ve Venüs.. onun geçtiğini de gördüğüm olur.

Yazık ki, göğü artık bütünüyle göremiyoruz. Binaların arasına sıkışmışlığımız göğü tüm heyetiyle avucumuzun içine almamızı engelliyor. Ya bir odanın penceresinden büyük ayıyı, küçük ayıyı, kepçeyi görmek için oraya yerleşmeliyim ya da geçeceği saati kestirebilmişsem ayı görmek için balkona çıkacağım.. gerçi bir bakmalık bir iştir bu.. uzun uzadıya ayı seyretmememiz gerektiğini çocukluğumuzda söylemişlerdi.. tıpkı mezar taşlarını okumamamızı öğütledikleri gibi.. mezar taşı okumak hafızayı zayıflatırmış...

Göksel bir köprünün üstündeyim. Göksel köprü: benim balkonum.. benim balkonumun bir ucu şarka ilmek atmıştır, öteki ucu garptadır: gecenin sesinin boğulduğu, çevredeki tüm binaların ışıklarının söndürüldüğü, perdelerin çekildiği aralıktır.. burada kafamdaki seslerin her birini çıkartabilir ve onları dinleyebilirim. Bu seslerin arasında firaklı tren düdüğünün sesi de yer alır.

Göksel köprümün üstünde, tren, lokomotifi ve vagonlarıyla tek bir çizgi haline gelmişken bir yıldızdan ötekine şimşek gibi kayar. Ve bir yıldız da kayar aynı anda. O yıldız, benim trenimin ışık haline gelmiş biçimidir.

Bütün eski kaygıları topla, bir araya getir: bir şey haddini aşarsa zıddına dönüşür, kaygıdan gönence ulaşılır. O tren, o, bir yıldızdan ötekine şimşek halinde kayan tren kaygıyla gönenç arasında salınıyordur..

Göğün sonsuz sessizliğinden boşanan demir tekerleklerin takırtısı gizemli bir ninniyi çığırıyor: bu çığırışa uyum sağlayarak uyumayı deneyebiliriz, uykumuzun içinde cehennemî gürültülerin böğürtüsü öylesine yükselmiş olur ki, artık hiçbir şey duyulmaz. Işığın frekansı öyle bir düzeyden titreşir ki, bütün renkler kara'nın içinde yitip gider.

Ve sen yolculuğunun nereden başladığını bilemez olursun. Bu göksel köprünün, bu dünyaya açılan balkonun üstünde niçin durmakta olduğunu unutursun. Kendin de yoksun artık. Köprü de, balkon da.. elini tutmak üzere uzattığın balkon korkuluğu eriyip gitmiş, yok olmuştur.

Gece.

Evrenin yaratıldığı gece.

Bir bebeğin viyaklamasında duyulan hayata ilk nefes.. ilk nefesin merhabası..

Gece ve hastane.

Ve gece, hapishane, evler.. yeni doğanlar, yeni ölenler.. boğazda düğümlenmiş hıçkırıklar, genizden çıkan gülme sesleri, böğürtülü kahkahalar.. mahcup tebessümler.. o şimşek görüntüsünün içinde yitip giden canlar, canlılık işaretleri…

Ben nereye gidiyorum diye soruyorsun. Bir köprünün üstünde evrene baktığını unutuyorsun.

Oysa o unutuşun içinde olan da sensin, o unutuluş sensin. Karanlık ve aydınlık. Biri ötekinin içine çaprazlama sokulmuş, bir kelepçenin iki bilekçesi birbirine girmiş ve sen o iki bilekçeyle kilitlenmişsin..

Köprünün üstünden, samanyoluna parmaklarını uzatıyorsun, bilekçelerden birini samanyolunun beline geçiriyorsun, şimdi onun mahkûmusun, yani samanyoluyla birlikte gitmek zorundaysan o da sana mahkûm.. o sonsuz, uzun, acıklı ve ayrılık dolu tren düdüğüne kulak kabartıyorsun.. hâlâ kendimleyim diye mırıldanıyorsun, bir ucunun hâlâ dünyaya ilişik durduğunu görüyorsun...



Yenişafak
22/11/2007


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Deneme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Deneme:
DOĞRULUK KAYGISI


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 12


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

DOĞRULUK KAYGISI

"Evrene uzanan ses: Tren düdüğü" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke