Bir şair düşünün, bir tek gazeliyle bütün edebiyat tarihlerinde, bütün
antolojilerde adı anılmış, o gazeli yüzyıllar boyunca sayısız insan tarafından
ezberlenmiş, pek çok şairin gıpta ve övgüsünü almış, benzerleri yazılmış, ama ne
evvelkilerden, ne de sonrakilerden onu geçebilen olmuş bulunsun.
Bahsettiğimiz şiir ki, -hani Allah korusun- Türk milletinin bütün şiir kitapları
yansa, bütün şairleri unutulsa, yine de bir zamanlar çok muhteşem bir edebiyat
yaratmış olduğuna, tek başına delil olarak yetecek manzumelerden biridir.
Üstad Yahya Kemal "Edebiyâta Dâir" adlı kitabında der ki: "Nedîm Dîvânı'nda bir
kasîde vardır, müjgân üstüne, hicrân üstüne, ummân üstüne kafiyeleri ve
redifleriyle âdetâ akar. Nedîm, kafiyeyi teng edinceye kadar pür-gûluk ettikten
(kafiye bulamayacak derecede çok şey söyledikten) sonra birdenbire coşar ve
kasîde içinde gazel-serâlaşır ve bu girizgâha düşer;
Râsih'in bu matla'ın tazmîn idüp sâkî-i kilk
Nukl sundu çekdigim sahbâ-yı irfân üstine
ve Râsih'in beytiyle gazel'i açar. Âh o ne beyittir ya Rabbi! Çekik gözlerin
uzun kirpikleri birbirine girift olarak süzüldüğü bir eski Türk meclisinde eski
Türk gazel-serâsı nasıl bağrından vurulur ve nasıl hazzın bütün nüktesiyle
yalvarır: "Süzme çeşmin gelmesin müjgan müjgan üstüne..."
Nedîm gibi bir şairi bir gazeliyle sermest edecek kadar güzel bir rûh sâhibi
olan bu Râsih kimdir? Şiirde şan ve şerefe teşne olan şairlerimizden biri,
ismini Nedîm'in kasidesinde zikrolunurken görseydi başı dönerdi değil mi?"
Üstad haklıdır; eğer Rasih, kendi adına bunca şiirler yazıldığını bilseydi
herhalde ömrünü o haz ile mest yaşardı. Eser dedikleri şey herhalde böyle olsa
gerek.
Attila İlhan, "Hangi Edebiyat"ında aynı gazel için "Râsih'in ünlü gazeli, Türk
şiirinin geleneksel ahengini en tumturaklı şekliyle hissettiren görkemli
gazellerindendir; ilk defa 1943'te mi, 44'te mi ne, okuyup çarpılmıştım. Ya
Rabbi ne yaman bir sesti o!?.." demekten kendini alamaz.
Tezkire ve şiir mecmualarında Rasih'in bu ünlü şiirine 37 şair tarafından
yazılmış 45 benzer şiir kayıtlıdır. Bu kafiye ve vezindeki ilk şiir de Cem
Sultan'a aittir. Bunların hepsi birbirine nazire (aynı vezin ve kafiyede benzer
şiir) olup Rasih'in dizeleri kendisinden öncekileri aşmış, kendinden sonrakiler
tarafından ise hiç aşılamamıştır. "Etmişiz canan ile peyman peyman üstüne /
Sevmeyiz dünyada biz canan canan üstüne" diyen Fennî gibi bu sahada şahane ve
parlak beyitler ortaya koyanlar ve hatta "Doldurup parmaklığa insân insân üstüne
/ Pîr ü bernâ bağrışır efgân efgân üstüne" diye başlayan nefis tehziller
(tehzil, aynı vezin ve kafiyede alaycı şiir demek olup bu beyitle başlayan
tehzil, Yolcu imzasıyla İkdam gazetesinde, devrin İDO'su sayılan Şirket-i
Hayriye vapurlarından İntizam için yazılmıştır) meydana getirilmişse de
şiirlerinin tamamında aynı derecede başarılı beş beyti yan yana getirebilen
Rasih'ten başka bir şair maalesef çıkmamıştır. Ondan daha usta, ondan daha
şöhretli şairlerin yine pek müstesna şiirleri vardır; ama bu vezin, bu kafiye ve
bu konuda elhak Rasih'in ağzı şeker çiğnemiştir.
Hezâr gıbta sana, nur içinde yat Rasih Efendi!..
GAZEL
Süzme çeşmin gelmesin müjgân müjgân üstüne
Urma zahm-ı sîneme peykân peykân üstüne
Rîze-i elmâs eker her açtığı zahma o şûh
Lutfu var olsun eder ihsân ihsân üstüne
Dilde gam var şimdilik lutfeyle gelme ey sürûr
Olamaz bir hânede mihmân mihmân üstüne
Yârdan mehcûr iken düşdük diyâr-ı gurbete
Dehr gösterdi yine hicrân hicrân üstüne
Hem mey içmez hem güzel sevmez demişler hakkına
Eylemişler Râsih'e bühtân bühtân üstüne
Ey sevgili! Gözlerini süzme ki, kirpik kirpik üstüne gelmesin; böylece bağrımda
(gönlümde) açtığın yaraya ok üstüne ok atmış olma (üst üste kirpikler; üst üste
ok demektir).
Sevgili, açtığı her yaraya elmas tozu ekiyor. Lutfu var olsun; (aşıkına) ihsan
üstüne ihsanda bulunuyor (Sevgilinin birinci ihsanı aşıkının bağrında açtığı
yara, ikinci ihsanı da o yaranın kapanmasını engelleyen elmas tozudur).
Ey sevinç; gönlümde gam var, şimdilik lutfeyle sen gelme. Çünkü bir evde misafir
üstüne misafir uygun düşmez (gam gibi değerli bir misafir var iken sevinci
ağırlamak mümkün değildir ki!).
Sevgiliden ayrı kalmıştık, bir de gurbetlere düştük. Felek bize hicran üstüne
hicran gösterdi vesselam (birinci hicran sevgilinin ayrılık azabı, ikincisi de
gurbet elemidir).
Rasih için "Hem içki içmez, hem güzel sevmez!" demişler. Zavallıya iftira üstüne
iftira atmışlar (İçki de içer, güzel de sever).
[BERCESTE]
Bir tek gazel bıraksa yeter bir gazel-serâ
Her beyti olmalı ancak beytü'l-gazel gibi
(Bir gazel ustası gökkubbede güzel bir tek gazel bıraksa kafidir; yeter ki o
gazelin her beyti için "En güzel beyit işte bu!" denilsin.)
Yahya Kemal
Zaman
06/11/2007