Başlıktaki soruyu bana ilhâm eden olay Rus birliklerinin Yugoslavya'yı işgal
eden "Batılı" askeri güce dahil edilmesi hazırlıklarıdır. Türkiye'de yeni bir
siyasi partinin tutup tutmayacağı sorusunun Kosova'nın işgaliyle ne ilgisi var?
İlgiyi fiilen "Dünya Sistemi" kurmuş bulunmaktadır.
Önce Türkiye'deki siyasi partilerle dünya sistemi arasındaki bağlantıya bakmak
lâzım. Fark edilmesi gerekir ki ülkemizde etkinliğini sürdürebilen ve
etkinliğini hissettirebilen bütün siyasi partiler Sistem'le Türkiye arasındaki
ilişkinin dönüm noktalarına mahsus birer yadigârdır. Bahse konu ettiğimiz
bağlantı şimdiye kadar üç aşama geçirmiştir: Sistem tarafından dünya siyasetinin
istikametine müdahalesi sıfıra indirgenmiş bir Türkiye talep edilince Cumhuriyet
Halk Fırkası ihtiyaca mebnî olarak doğdu. Adalet Partisi'ni doğuran etmen çok
partili bir siyasi hayata geçilmediği taktirde Türkiye'nin meşru devletler
topluluğunda yer bulamayacağı fikrinin o günlerde ülkenin iplerini ellerinde
tutan zevata dünya sistemi tarafından telkin edilmesidir. Üçüncü ve nihaî
aşamada Anavatan Partisi doğmuştur. Bu partiyi ortaya çıkaran etmen Türkiye'nin
ekonomik işleyiş itibariyle sadece dünya sisteminin anaforunda hareket eden bir
ülke olmaktan çıkarılıp malî denetimi dolaysız kılınmış bir ülke haline
getirilmesidir.
Zikrettiğimiz üç partinin gelişmeler boyunca bir şekilden başka bir şekle girmiş
olması veya Türkiye'nin dünya sistemiyle olan ikincil derecedeki bağlantıları
yüzünden ortaya zikrettiklerimizden farklı ve meşkuk işlevde başka partiler
ortaya çıkmış olması çoğu kez üç aşamada özgül işlevlerini yerine getirmiş üç
partinin doğuş gerekçelerini gözlerden saklamıştır. Tıpkı sistemin iç
işleyişindeki esasları bilmeyişimiz yüzünden Rusların neden Yugoslav
topraklarında nüfuzunu hissettirmesine Batılı güçlerin itiraz edemeyişinin
sebeplerinin gözlerden saklandığı gibi.
Gelelim Türkiye'de kurulacak yeni bir siyasi partinin tutup tutmayacağı
sorusuna. Bu soruyu doğru, yani yerli yerince cevaplandırmak için önce dünya
sisteminin bir dönüşüm evresi yaşayıp yaşamadığına dikkat etmek gerek. Son
evrede işlevsel olacak bir siyasi partiyi sistem bekliyor mu? Şimdilik hayır.
Türkiye'de sistemin isterlerine cevap verecek parti kısa vadeli bir program
içine alınabilecek türden olamaz. Uzun vadeli program nedir?
Türkiye'nin Avrupa Birliği içinde yer alabilecek özelliklere kavuşması için,
yani şimdiye kadar bu işin gerçekleşmesi karşısında engel kabul edilen
hususların tasfiye ve/veya tesviyesi için gerekli olan siyasi tutumun "yükselen
değer" olarak kabulüne müteveccih programdır. Türkiye'de yeni bir siyasi
partinin tutması meselesi sistemin böyle bir programı önerdiğiyle ve desteğini
esirgemeyeceğiyle sıkı sıkıya bağlantılı.
Yenişafak
18 Haziran 1999 Cuma