Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 233 Üye Adayı ve 16 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Baskın Oran: Bu ortamda anayasa yapılamaz
Tarih: 04.11.2007 Saat: 22:05 Gönderen: karakutu
 

Bana herkes “Yahu, çok iyimsersin” der. “Sen safsın” anlamında. Ben bunu iltifat kabul ederim. İyimser olmayanlar teşebbüse bile girişemez. Ütopyan olacak ki iş çıkartabilesin. Ama şu anda iyimser olmak zorlaştı. Berbat bir ortam yaşıyoruz ve daha aşağı gidecek yer maalesef mevcut.



Bu ortamda değil anayasa, bebekyasa bile yapılamaz. 12 Eylül cuntasının yaptırdığı bir anayasadan kötüsünü düşünmek zor ama, ondan daha kötüsü ortaya çıkabilir.

Bu sözlerimin, zaten bütün amacı “insan” odaklı yeni bir anayasa yapılmasını engellemek olan asker-sivil bürokrasinin ekmeğine yağ sürdüğünü söylemeyin sakın. 1930’lar için doğal olan ortamın bugün için de iyi olduğunu savunan bu kesimin, böyle bir ortamda anayasa yapılırsa yarın kalkıp “Daha yeni yaptık ya!” deyivereceği kesin.

İşimiz zor. Bugüne kadar sorunumuz esas olarak bu asker-sivil bürokrasi idi. Bu kesim, “vatanı korumak-kollamak” diye, bu ülkenin barış ve huzura kavuşmasını sağlayacak süreci bugün dek engelledi. İslam, Kıbrıs, Ermeni ve Kürt sorunlarını, hiçbir çözüm aramadan birer ceset halinde dolaplara tıkıştırdı. Anadolu’nun durağan toplumunda Kemalist yukarıdan devrimin yarattığı kıpır kıpır bir iç dinamiği, sürekli baskı altında tutmayı marifet saydı. Onun demokrasiye doğru evrilmesini önledi.

Yani, doğaya karşı durdu. Durmadan askerî darbe veya müdahale yaparak. Ama doğa hükmünü icra etti. Her darbe ve müdahaleden sonra seçim sandıkları patladı. Bu kural haline gelince, artık askerî darbe de yapılamıyor ya, bu kesim yeni bir projeyi sahneye koydu şimdi: İktidarı, sandıktan çıkanın burnundan getirme projesini.

DTP kime yarıyor?

Cumhuriyet Mitingleri’yle başlayan bu süreç, AKP’nin süflîlikleri ve PKK’nın büyük katkıları sayesinde meyvelerini vermiş bulunuyor. 1990’ların başlarında doruğuna varan ve 30.000 cana patlayan ortamda gelmemiş tepki şimdi geliyor. Şu anda sokaklarda Kürt 6-7 Eylülleri prova ediliyor. İç savaş denemeleri yapılıyor. Genelkurmay Başkanı, gösterdiği “duyarlılık ve dayanışma” için halka teşekkür ediyor (Radikal, 26.10.07). Futbolcular Çankaya’da resepsiyona gelmiş, Hakan Şükür adlı topçu öne çıkıyor, “Askerliği beklemede olan futbolcular olarak gönüllü askere gitme taleplerinin olduğunu" arz ediyor (Milliyet online, 31 Ekim).

Bu asker-sivil bürokrasinin işi PKK tarafından büyük ölçüde kolaylaştırılıyordu ya, şimdi daha da kolaylaşmış bulunuyor. Tam bu ortamda, DTP “Demokratik Toplum Kongresi” sonuç bildirisi “özerk yapı” istiyor. “Her bölgeye özerk renk ve sembol” talep ediyor. Maliye, savunma ve dışişleri dışındaki yetkiler yerel olsun istiyor. Eş başkanlar da değiştirilecek. Tecrübeli ve dengeli Ahmet Türk gidiyor.

Burada akıllara çok önemli 2 soru geliyor:

1) DTP’nin başlattığı Kürt legalleşme akımına çok kötü bakanların çok hoşlanacakları talepler bunlar. Bu Bask Modeli’nin ne kadar gerçekçi olduğu bir yana, DTP bunları istemek için bula bula bu ortamı mı buldu? Şu anda Türkiye’nin ağzı kulağına denkti de, tek eksiği bu muydu? Bu kadar inanılmaz bir zamanlama neyi amaçlıyor? Bu gelişme, Kürt sorununa nihayet bir çözüm getirerek Türkiye için kurtarıcı olacak bir DTP’nin sabote edilmesi değil de nedir?

2) Belki de daha önemlisi: Bildiride Apo mührü fazlasıyla belirgin. Öcalan İmralı’daki hücresinden durmadan direktifler yayınlıyor. Bunlardan birini de Eylül ayında gönderdi. Diyarbakır ve Ankara’da “Demokratik Cumhuriyet Kongreleri” yapılmasını istedi (www.savaskarsitlari.org/arsiv). Şimdi Diyarbakır’daki yapıldı, Ankara’daki 8 Kasım’da.

Peki, nasıl oluyor bu? Apo’nun direktifleri İmralı adası dışına nasıl çıkabiliyor? İki satır değil ki bunlar? Cilt cilt. Kitap kitap. Kuş uçmaz kervan geçmez adadaki askerî cezaevine gelen avukatlar bu ciltleri ceplerinde getirdikleri teybe mi kaydediyorlar yoksa ânında ezberlerine mi alıyorlar? Zurnanın zırt dediği yer burası olmasın? Bu sorunun cevabı verilmeden Türkiye’de hiçbir şey anlaşılamaz. Galiba, DTP’yi sabote eden yalnızca PKK değil. Bir başkaları daha Kürt hareketinin dağdan inmesini istemiyor. “Zıtların Birliği” var galiba burada.

Bundan sonra “Türkiyelilik” kavramına vurmak isteyen tahakküm erbabının işleri daha da kolay. Artık bu taleplerin yaratacağı ulusalcı tepki sonucu epey bir süre ne anayasa tartışılabilir, ne Hrant cinayetine adı karışan polisleri sorgulanma izninin reddi konuşulabilir, ne birşey. Bir süreliğine geçmiş olsun.

Şimdi buyurun “Vatan mevzubahis olduğunda gerisi teferruattır”ların envai çeşidine ve uygulamasına.

Anayasa değil, “Toplum Sözleşmesi” çıkar

Böyle bir ortamda anayasa falan yapılamaz efendim. Sonuç, olsa olsa bir Toplum Sözleşmesi olur. Nedir o? Anayasanın yüz seksen derece tersidir. Anayasa, devlet’in nasıl sınırlanacağını anlatır. Simgesi, Magna Carta’dır. Toplum Sözleşmesi ise, Kral’ın mutlak iktidarını meşrulaştırmak için ortaya atılmış kavramdır. Simgesi, T. Hobbes’un Leviathan dediği dev canavardır. Leviathan, kendisine biat edecek İnsan’ları anarşiden kurtarıp kanatları altına alıverecek güçlü Devlet’tir. Yani, “Gel bana sığın, yoksa seni ham yaparlar”.

Yani, günümüzde “milli güvenlik devleti” denilen örgütlenme türü.

Yani, anayasanın üstünde bir “Milli Güvenlik Siyaset Belgesi” gerektiren düzen.

Yani, tam şu sırada “birilerinin” istediği şey.


 


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Baskın Oran
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Baskın Oran:
“Cumhuriyet Mitingleri” ve Tam Bağımsızlık


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 2


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

“Cumhuriyetimizin kıyıya çektiği aydın: Cemil Meric”
“Cumhuriyet Mitingleri” ve Tam Bağımsızlık
Fikret Başkaya: Kapitalizmin krizi veya otuz yıllık yalanın sonu
Severim sevmem, terk ederim etmem, sana ne?
Selim İleri: Bu şehirde Edip Cansever'le...
Operasyon başarıyla tamamlanmıştır paşam!
Operasyon başarıyla tamamlanmıştır paşam!
‘Muhafazakâr sinema yazarı’ tam olarak ne demektir?

"Bu ortamda anayasa yapılamaz" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke