Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama

Google


Online üyeler
Şu an sitemizde, 108 Üye Adayı ve 10 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 kongo tren istasyonunda ertelenen lübnan bandıralı sevgili
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi
 Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
 "İyi şiir her zaman dinidir"

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


İdris Özyol: Bir eşkiyanın ateşe bakarken düşündüğü şeyler tehlikelidir
Tarih: 04.11.2007 Saat: 18:13 Gönderen: karakutu
 

Benim doğduğum köyü gece eşkiyalar basardı" diyor ya şair; işte o eşkiyalar biziz. Yine bir başkası alıp onun ağzından lafı, "Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz" diye racon kesiyor orta yerde. Hükümdar olmak gibi bir niyetimiz yok oysa. İktidar kirlidir ve eline kan bulaştırmadan işler cinayetlerini. İktidar öldürmez, sipariş verir sadece ve gece köy basan adamları, yani bizleri bindirip kamyon kasalarına, temizlik işlerine gönderir.



İktidarın elleri beyazdır ve o beyazlaştıkça kanlanır bizim avuçlarımız. O büyüdükçe bizim yüzümüz kararır, kurbanlarımız artar, bastığımız köylerde taş üstünde taş kalmaz. İktidar birini sevse, biz arka sokağa götürüp vururuz onu.

Bunu iktidar ister ve sonra temizlenme sırası bize gelir. Silahların, ölümlerin, ateşlerin gölgesinde geçen hızlı, kısa ama bir o kadar da uzun hayatımız, tenha bir avlunun köşesinde sona erer. Kara ve kıllı bir el boğazımıza yapıştığı zaman anlarız oyuna geldiğimizi. Ama hep böyledir bizim kaderimiz, değişmez. Kullan ve yok et yani. Kullan ve yok et!

Yüreğimin eşkiya yanı depreşti yine. Yüreğimin dağlara sevdalı yanı. Bir ateşin başında yeminler edip, uzun uzun sigara içip, gözlerimizi karanlığa dikerek, "şehre inme vakti gelmiştir" demek vardı şimdi.

Şehre inme vakti gelmiştir ve bir başından girip öteki ucundan çıkarak bir şehri titretmek, ürkütmek, yakmak vakti gelmiştir. Usulca ayağa kalkıp mavzerlerimize uzansak; toprağa tükürüp yenilesek kinimizi ve dudaklarımızın kenarına sert bir ifade koysak; titrek ve flu bir fotoğraf hatırlasak yokedilen günlerimizden; ateşe verilmiş gençliğimizin sevgilisini bulsak zihnimizdeki resimlerin arasında ve sonra kalkıp konaklara doğru yürüsek. "Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz" diyor adam ısrarla. Dünya ne, hükümdar ne, eşkiya kim? Bütün bu soruların içinde kıvranarak yakıyoruz herşeyi ve aslında kendimizi yakıyoruz ve belki bizi kurtaracak olan gemileri. Gemileri yakıyoruz, hiç birşey umurumuzda değil. Kurtulmak isteyen kim? Kurtaracak olan kim? Kurtuluş ne? Hepsi bir palavra ve karın doyurmuyor uzak bir hayalin belirsiz çizgileri.

İnanmıyorum kurtuluşa. İnanmıyorum beni çevirip yol soranların sahiciliğine. Yolların bir yere çıktığına da inanmıyorum, yolcuların bir yere gittiğine de. Büyük bir oyunun küçük taşlarıyız biz ve iktidar denilen kir yumağı üstümüze sarılıyor. Alıp öldürüyorlar bir kısmımızı, bir kısmımızı ise en kanlı cinayetlere taşeron kılıyorlar. Beklemediğimiz bir anda, ummadığımız insanlar, sokulup yanımıza hançerlerini böğrümüze saplıyor.

Ya erken davranıp sen öldür, ya da sus ve bekle ölümü. Bize önerdiği bu işte hayatın. İstifa ediyorum kurduğunuz herşeyden, verdiğiniz her görevden, biçtiğiniz her makamdan. Sizden nefret ediyor ve toprağınıza tükürüyorum. Beni kurtarmayın. Asla ama asla...


 


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla İdris özyol
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: İdris özyol:
Bu ne sevgi ah, bu ne ızdırap


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 3.75
Toplam Oy: 4


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




İlgili Haberler

Hukuk bunun neresinde...
Bulantı'dan...
Savulun, burjuvazi geliyor!
Neci olalım?
Sırf annelerinin büyüttüğü adamlar
Alexander Blok: Ne Kadar Zor!
Sevgi Duvarı
Sevgili devlet,
Filistinli Sevgili
Avni Özgürel: Padişah, 'söz anlayan vekil' istemişti
Günah, Istırap Ve Acı Çekmek Üzerine
Bu ne sevgi ah, bu ne ızdırap
Kadın olmanın ''ızdırap'' olduğu ülke...

"Bir eşkiyanın ateşe bakarken düşündüğü şeyler tehlikelidir" | Hesap Aç/Yarat | 2 yorum | Tartışma Ara
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: Bir eşkiyanın ateşe bakarken düşündüğü şeyler tehlikelidir (Puan: 1)
Gönderen: eylem Tarih: 06.11.2007 Saat: 13:54
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
"... sen kendini ne sanırısın bu çapraz fişeklikle / sen bu dağları da dağ mı sanırsın bu dağlarda dolaşmakla / ... sen kendini bu dünyada da eşkıya mı sanırsın / ... şimdi dağlar bu yanda / şimdi dağlar bulvarda / şimdi dağlar yol kesiyor eşkıyam / şimdi dağlar yol kesiyor bulvarda..." **** demiş şair, şimdi dağlar klavyede, yeni yine eşkıyalar yaratıyor. ve bunların kestiği yol bile değil. 'dilin sınırında dolaşıyor' bu adamlar. takmışlar bitli yosmalarını kollarına, inançsızlıkla cilveleşiyorlar. kendilerinden başkası yok, kendileri var mı o da belli değil ya. *** dağlardan inip şehri kuşatamayacaksınız bayım. şehrin en ücra köşelerinden sızıp içimize ....sızlığınızla sarsamayacaksınız. bu şehir, içindeki fildişi kuleleri, kendi yetiştirdiği "dişi kuş"larla yıkacak. hayatın tam ortasında dikilenler, ayakları toprağa sımsıkı çakılı olanlar, çayı demleyip de bir yudum bile tadamayanlar soracak sımsıcak suyun hesabını. ve elbetteki onlar dertlerini size anlatmayacaklar. dayak yediği kocasından dilenmeyecek merhameti... bu şehrin tozuna, toprağına, en ince kılcallarına, şatafatlı telaşına bulaşmış, sızmış olanlar yıllardır bir masal anlatıyorlar. sizin sağır kulaklarınız duymadı yıllarca ve duymuyor. gösterişli iş merkezlerinin en orta, en yetkili yerinde patlayan bir dişi çığılık duyuracak size... kara kara sineklerin pineklediği yüzünüzde, sapsarı şimşekler çakacak, kulaklarınız inleyecek. dünya yepyeni bir sarışınlığa doğacak. bütün gölgeler ve tüm inançsızlık, ihanet senaryolarının hepsi ve topu korkakların debelendikleri yerlere gömülecekler. ve biz "mavi gözlü" dev bir umutla uyanacağız sabaha... *** yolunuz açık, klavyeniz seri olsun bayım. sinekler bitleri hazmedemezler, kardeşliğiniz kutlu olsun, eşkıyalığınız da...


 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke