Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 102 Üye Adayı ve 5 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Şiir gibi yaşayanlar...
 SINIF, TÜKETİM ve ''MÜSLÜMANLAR''
 Uyanıştan önce
 gerisi hikaye...
 CİHAN DEMİRCİ- KARİKATÜR
 Lale Müldür
 SUNA PEKUYSAL
 Molla Nasreddin Azerbaycan 2008 Karikatür Yarışması
 Nilgün Marmara
 Kendimiz Olabilmek
 Mutfak Üzerine
 İNSAN DEMLEYEN; ÇAYCI
 komşuuuuuuu...
 Bilginin Muğlaklığı
 TARAF OLMAK !
 Divan edebiyatı üzerine konuşalım
 Her şeyi açık etmek
 Futbol Sadece Futbol Değildir
 Antonio Machado
 LAİKLİK YA DA ...?

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


İdris Özyol: Sinek gibi uçar, arı gibi sokarım
Tarih: 04.11.2007 Saat: 17:34 Gönderen: karakutu

 

Çok bağırdık ve asılarak gemilerin küreğine, yeni ve bilinmedik ve esrarengiz topraklara doğru yola çıktık. Esrarengiz birşeydi kullandığımız dil ve sadece biz, yani gemileri yakanlar bilirdi rüzgarda kararmayı ve eti kemikten ayıran bir rüzgarın altında yemin ettik.



Yemin ettik ve yaktığımız gemilerin ateşi gözlerimize vururken, çılgınca dansettik yeni ülkede. Çılgınca savaştık ve çılgınca öldük. Geride kalanlara yoldaş dedik ve onlar, ateşin üzerinde salınan hayallere bakarak, o hayallerle ısınarak ve yine aynı hayallerle üşüyerek ve hep yeni baştan, yeni baştan yanarak ayrı bir kavim oldular.

Ayrı bir kavim oldular Bronx'ta, Keşmir'de, Moskova Metrosu'nda, Zagrep Radyosu'nda, Paris'in arka sokaklarında ve Prag'da ve Konya'da ve her yerde, ama heryerde. Zincirlerini ateşe tuttular ve fıçıların içinde yaktıkları şey, kendi kalplerinden akan tuhaf bir sıvıydı. Okşayarak kalplerini, adını bilmedikleri birilerini öldürmeye gittiler, adını bilmedikleri ülkelere. Adını bilmedikleri ülkelere başka isimler verdiler, esrarengiz bir dilin esrarengiz harfleriyle.

Böyle bir hayale tutkunum ben. Biz. "Aşk" deyince birden, yazının bir yerinde "kalp" deyince, duruyor ve Endülüs önlerinde yakılan gemileri düşünüyorum. Ve o gemilerden artakalan küçük bir tahta yanmaya devam ediyor aklımda. Bir yelken parçası, bir kürek artığıyım ben. Yani biz, hepimiz, büyük bir yangından geride kalanlar ve çılgınca bir cengin ölümsüzleri olarak, kuşkonmaz, altın para, söğüş et, taze kuzu, beyaz ekmek ve kevser almaya geldik şehre.

Yağmalamaya geldik. Yerlere kadar uzanan ipek perdeleri tutuşturmaya ve o perdelere sinmiş olan gözyaşlarını dinlemeye geldik. Ve her damla yaşın hesabı elbet sorulacaktır. Elbet, gemileri yeni baştan yakacak yağız delikanlılar yetişecektir yeryüzünde. Ve yeryüzünün her hangi bir yerinden koşmaya başlayan öfke, kara öfke, sarı öfke, güneyli öfke, doğulu öfke, inançlı öfke, dünyanın en büyük hızıyla varacaktır hedefe ve alnının ortasından vuracaktır zulmü. Alnının ortasından hem de.

Bütün bunları bilen bir adam, Endülüs önündeki çılgın ateşi gören bir adam, hatırlayan ve asla unutmayan bir adam, yaslanarak arkasına, sakin sakin ıslık çalıyor. Ve biraz uzaktan, biraz yakından başka ıslıklar katılıyor şenliğe. Dünya koskocaman bir ıslık oluyor artık, bir ıslık topu. Arkasına yaslanarak ıslık çalan adam, vaktin geldiğini düşünüyor usulca. Bir düşünce, kırmızı bir düşünce, elden ele ve yürekten yüreğe geçerek, dünyanın uçlarına doğru ilerliyor.

Her yerde kırmızı elmalar bekliyor bizi. Kahkahalar atarak ısıracağımız kırmızı elmalar. Adam o elmaları gösteriyor ıslığıyla ve diğer ıslıklar doğruluyor onu. Ateşler yanıyor dünyanın ortasında. Dünyanın ortasında toplanıyor sesler. Küçük mırıltılar dev naralara dönüşüyor. Bir kavim, dünyanın en geniş kavmi kendi öfkesinde toplanıyor. Öfke şeffaftır artık. Öfke hazır. Öfke, bir yumruğun bütün kıvrımlarında dolaşarak masaya doğru iniyor. Masa sallandı. Ayağa kalkın. Masa kırıldı kırılacak. Hadi bir yumruk daha.


 


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla İdris özyol
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: İdris özyol:
Bu ne sevgi ah, bu ne ızdırap


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Bulantı'dan...
Savulun, burjuvazi geliyor!
Bu bir savaştır
Ciğer isteyene ciğer, kemik isteyene kemik
“Sol” ve Ergenekon
Nasreddin Hoca'nın Bilinen En Eski Fıkrası
Sevgi Duvarı
Sevgili devlet,
Filistinli Sevgili
Avni Özgürel: Padişah, 'söz anlayan vekil' istemişti
Günah, Istırap Ve Acı Çekmek Üzerine
Bu ne sevgi ah, bu ne ızdırap
Kadın olmanın ''ızdırap'' olduğu ülke...

"Sinek gibi uçar, arı gibi sokarım" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke