Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 21 Üye Adayı ve 1 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 Yeni Bir Parti Kuruluyor
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 Şiire dizgin vurulur mu?
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi
 Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
 "İyi şiir her zaman dinidir"
 Yapardım biliyorum
 İSTEK
 aşka ve terke dair
 GÜLÜM / Ömer Lütfi METE
 Şiir gibi yaşayanlar...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Derleme: Selim İleri: Edebiyat eserinde 'Gerçek' kişiler
Tarih: 03.11.2007 Saat: 02:05 Gönderen: karakutu

 

Anna Karenina'dan söz açan kimi tanıtım yazıları, bu romandaki baş kadın kişinin 'gerçekte' Puşkin'in kızı olduğunu; Tolstoy'un Puşkin'in kızından yola çıkarak eserini kotardığını özellikle, üstüne basa basa belirtir.


Nice zamanlar, çok okunan kitaplar arasına girebilmiş Anna Karenina, dünyanın her yerinde birçok yayınevince okura sunulmuştur. Ciddi yayınevleri romanın 'roman' değeri üzerinde dururken; klasikleri sulandırarak okura ileten tecimsel yayınevleri de, Anna'nın acıklı serüveniyle Puşkin'in kızı arasında özdeşlik kurmayı savsaklamamıştır.

Öte yandan, "Tolstoy ve Gerçekçiliğin Gelişimi" adlı yoğun, derinlikli bir inceleme yazmış olan Lukacs, Anna Karenina kimliğinde, Puşkin'in kızı yerine şunları gözlemlemiştir:

"Anna Karenina -sevmediği, alışılmış nedenlerle evlendiği bir koca ve tutkuyla sevdiği bir âşıkla- kendi çevresinden diğer kadınların yaşamının aynı bir yaşam sürer. Tek ayrım, onun bu yolu uygun bir şekilde, her sonucu gözünü kırpmadan kabullenerek ve çözülmez zıtlıkların, günlük yaşamının bayağılığı içinde sivri kenarlarını körleştirmesine izin vermeyerek sonuna kadar izlemesidir. Tolstoy, Anna'nın ayrıcalıklı bir durumu olmadığını, onun diğer kadınların yaptığı şeyi yaptığını birçok kere inatla belirtir.

(...) Ortalama burjuva, burjuva yaşamın zıtlıklarından doğan ve her durumdan çıkış yolu olarak alçaltıcı bir uzlaşma yolu bulacak kadar korkak ve alçak olduğu için kendisine trajik gelmeyen trajedileri pek anlayamaz." (Mehmet H. Doğan'ın çevirisi.)

Anna Karenina'nın somut yaşamdaki karşılığını -olabilirmiş gibi!..- araştıran bakışla, onu öteki burjuva kadınlarından ayıran temel özelliği içinde irdelemeye çalışan bakış; bana hep, edebiyat dışıyla edebî olanın başat bir ayırımı gibi gelmiştir.

Tolstoy, Puşkin'in kızını mı yazdı? Gibisinden bir soruyu sormadığım gibi, yanıtını da tek bir gün merak etmedim. Öte yandan, Anna'nın bizi neden bunca etkilediğini sorup dururken, Lukacs'ın unutulmaz yorumuyla karşılaştığım için çok sevinmiştim.

Kimdi? Kimi yazmış? Kimi anlatıyor?... Bu tür sorular ve yanıt arayışlar, yanıt konduruşlar, edebiyatın gelişmesine herhangi bir katkıda bulunmuyor. Tam tersine, edebî eseri 'okuma sanatı'nın öğrenilmemesine, öğrenilememesine yol açıyor.

1970'lerin sonunda ve 1980'lerde, edebiyatımızda, 'kendini yazmak' tartışmaları alıp yürümüştü. Adlarını anmayı bugün artık yersiz bulduğum kimi eleştirmenlerimiz, romancının, hikâyecinin kişisel yaşamını dakikası dakikasına, saniyesi saniyesine izlemişçesine karara varıyorlar; böylelikle 'tanrı yazar'dan sonra, bir de 'tanrı eleştirmen' tipiyle yüz yüze geliyorduk. Bir iki romancımızın 'kendini yazmak' konusundaki sert tepkileri, böylesi bir tartışmanın birdenbire gündemden çekilmesini sağladı.

Doğaldı bu durum. Çünkü kimse, ikinci kişinin kişisel yaşamını bütünüyle bilemez, izleyemez. İç dünya daima kişiye aittir. Edebî verim sahibine gelince; istese bile, kişisel yaşamını doğrudan doğruya yazma gücüne erişemeyecektir. Her metin kendi iç gerçekliğini gereksinir ve bu iç gerçeklik de, kişisel olanın metinsel olana dönüşmesini zorunlu kılar.

Romancı ya da hikâyeci gerçek kişilerden yola çıkmaz demiyorum. Bunu diyemem. Ama yazınsal gerçeklik, önünde sonunda, bir düşlemselliğin ürünüdür.

1980'lerde, "Sabahsız Geceler" adlı öykümde, düşlemi uç noktasına kadar vardırıp, Selim İleri adlı bir öykü kişisinden söz açmıştım. Sonunda bu kurmaca Selim İleri, Dostoyevski'nin Rogojin'i olup olmadığını soruyordu, okura ve kendine, hatta yazara... "Sabahsız Geceler" o zaman yadırganmadı. Kimse, kurmaca Selim'in ben olup olmadığımı sormadı.

Herhalde talihsizlik: 2000'lerde aynı uygulayımı hem Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak'ta, hem de Yarın Yapayalnız'da kullanınca, garip okurlarla karşılaştım. "O siz misiniz?" diye soruyorlardı. Vaktiyle 'tanrı eleştirmenler' akılları bulandırmıştı. Şimdiyse, magazin anlayışının fırtınası biçiliyordu...

Kendi adıma konuşabilirim: Şu ya da bu romanımda, hikâyemde, gerçek kişilerden yararlandım. Ama onları kurarken, yazıya geçirirken 'gerçek' kişiler gibi görmedim. Herhalde kimse de görmemiştir. Anna Karenina'yı öteki kadınlardan ayıran ahlâkî tutumuydu. Bu tutumun tıpkısını Puşkin'in kızı da duyumsadı mı, yoksa duyumsayan yalnızca Tolstoy muydu? Bence önemli bir sorun.

Balzac, nice zamanlar önce, romancının kralı da yazarken, posta ulağını da yazarken 'kendini' yazdığını öne sürmüş. Romancı, ne kral, ne de posta ulağıyken. Çok etkileyici bir sır veriyor Balzac: Kendimizdeki kralı, kendimizdeki ulağı yazdığımızı, yazabileceğimizi vurguluyor.

Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak'ın başına André Malraux'nun sözünü özellikle koydum: "Her roman aslında bir otobiyografidir."

Ama romanlardaki kişiler, her zaman, yazınsal gerçekliğin kişileridir...



Zaman
28/10/2007
 


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Derleme
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Derleme:
Cemil Meriç'ten inciler... Yapmanız gereken önce anlamak!


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 3
Toplam Oy: 9


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Ölümünün 20. yılında yeni bir Cemil Meriç portresi
“Cumhuriyetimizin kıyıya çektiği aydın: Cemil Meric”
Cemil Meriç'in Tarık Buğra'ya cevabı
Cemil Meriç'ten inciler... Yapmanız gereken önce anlamak!
Ölmeden önce yapmamız gereken 1 şey!
Valery Önce Taharet Almayı Öğrensin
İddianame iki gün önce ellerindeydi
Cengiz Çandar: Irak Savaşı; 5 yıl önce, 50 yıl sonra...

"Selim İleri: Edebiyat eserinde 'Gerçek' kişiler" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke