Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 169 Üye Adayı ve 17 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dağ Başında...
 İsimler
 Cemil Meriç
 SULUKULE
 Gelenek
 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Cogito: Ulus Baker: Korkunun Egemenliği ve Fransız Felsefesinin Sonu
Tarih: 27.09.2007 Saat: 20:44 Gönderen: karakutu
 

Derrida’nın sessizce yitip gidişi çoğu kişiye “kim kaldı ki?” sorusunu sorduruyor. Elbette bazı adlar sayılabilir ve felsefenin metinleri, şu ya da bu şekilde asırlar boyu yaşamlarını sürdürürler. Bu sürdürme üstelik çoğu zaman bir çoğalma, tartışılarak yeniden işlenme halinde cereyan eder.



Derrida ile birlikte bu sürecin çok ilginç bir akademik kisveye, bir muhafazakarlığa değilse bile, eserinin yalnızca muhafaza edilmekle kalmayacağı bir çehreye büründüğünü, bu durumun ona diğer Fransız filozoflarına pek tanınmayan bir ayrıcalık tanıdığını kaydetmek gerekir. Sonuçta onun felsefesi zaten kendisini akademik bir pozitivizm dahilinde “yanlış yorumlanmaya” bilhassa açmıştı ve hiç değilse Anglo-Sakson yayıncı ve yorumcuları bu konuda yeterince davetkar davranmayı sürdürüyorlar. Aynı durum Derrida’nın bazı çağdaşı Fransızlar için pek o kadar söz konusu değildir: Althusser, Foucault, Lacan, Deleuze ve diğerleri her zaman bir “yanlış yorumlanma” tehdidini kendi eserlerinin yayılımı konusunda yaşamış gibiydiler.

Atlantik ötesinin daveti içlerinden birinin ölümüne bile yol açmış gibidir. Bu davetin ve kabulun Derrida’nın bile yer yer hırpalanmasına yol açtığı da, kendisine “psikanaliste gider misiniz?” gibisinden bir soru bile yöneltilen kişisel-belgesel filmde olduğu gibi, aşikardır. Her durumda Derrida’nın dünyada ve özellikle ABD üniversiter çevrelerinde gördüğü kabul kendi felsefesinin kurucu, ama Deconstruction fikriyatına yakından bağlı bir şekilde yıkıcı unsurlarından biri olmalı.

Biz şimdilik “sonlar ilan etme” tuzağına düşmemeye çalışarak, savaş sonrası Fransız felsefesinin biçimlenişinde rol oynayan birtakım kaynaklardan bahsetmekle yetineceğiz. Göreceğiz bi, bu kaynaklardan birisinin, yani Heidegger’in adı bile Fransız Felsefesinin sonunu daha kolay tasarlamamıza el verecek. Derrida felsefesinin Heidegger mirasına bağımlılığı tartışılmaz olduğuna göre bu kaynağı (daha doğrusu bu kaynağın başına gelenleri) araştırmak filozofumuzun hallerine ve temalarına aşina olmayanlara yeterli bir bilgiyi sunabilecektir. Ne var ki bu kaynak, Fransız dil felsefecisi ve yazarı Jean-Pierre Faye’ın anımsattığı gibi bir “korku”, oldukça derin bir kuşku ve korku olabilir ve 1945 sonrası Fransız felsefesinin genel iklimini belirlemiş olabilir.

Korkunun insanı düşünmeye sevkedebileceği gibisinden bir fikri şimdilik tartışmaya açmayalım, çünkü bu korku pekala felsefeye içkin hale gelmiş, felsefenin içinde devindiği ve coğrafyalarını kurduğu iklim tarafından içselleştirilmiş olabilir. Eskiler için, sözgelimi Spinoza’ya göre korku, bir uyarıcı olmakla birlikte insana öyle akıl fikir veren bir ruh hali değildir: Aristo’nun felsefenin doğuşunu kuşkulardan ve korkulardan, giderek meşakkatten uzak bir ortama bağladığı da hatırlanmalı.

Bu korkunun Nazizme bağlandığına kuşku yok: ama 80’li yılların sonlarında Fransız düşünce ortamını karıştıran o sığ Heidegger ve Nazizm tartışmalarına konu olan Heidegger’in Nazizminden değil, Nazizmin bizzat kendisinden bahsediyorum.
 

Körotonomedya


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Cogito
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Cogito:
AVRUPA’DA AYDINLANMA DÖNEMİ SİYASİ HAREKETLERİNİN ALMAN BİRLİĞİNİN KURULMA


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

AVRUPA’DA AYDINLANMA DÖNEMİ SİYASİ HAREKETLERİNİN ALMAN BİRLİĞİNİN KURULMA
Aydınlanma Nedir ?
Katolik aydınlanmacılık: Kemalizm
Cumhuriyet Dönemi Öncesinde Rus Edebiyatından Türkçeye Yapılan Çeviriler
Vecdi Akyüz: Mezhepler Doğarken: Müçtehit İmamlar Dönemi
Cengiz Çandar: Askeri harekât; Siyasi skandal...
Yeni bir siyasi parti tutar mı?
Beyrut'ta yine siyasi suikast, gözler Suriye'de
Cengâver Alman milleti
BİR ALMAN DOSTA MEKTUPLAR / 1
BİR ALMAN DOSTA MEKTUPLAR / 2

"Ulus Baker: Korkunun Egemenliği ve Fransız Felsefesinin Sonu" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke