Sayıları bugün 5 milyonu aşan Filistinli mülteciler, tarihin en zor
şartlarını yaşıyor. Dönüş hakkını öngören BM kararının ihlal edilmesinden
endişeliyiz
Ariel Şaron komutanlığındaki Siyonist düşman ordusunun ve Elias Hubeyka
komutasındaki Lübnan güçlerinin işlediği Sabra ve Şatila katliamının 25.
yıldönümünde acı gerçek ayakta duruyor. Belki de bu katliam her gün, Siyonist
düşmanın Filistin'deki varlığıyla yenilenecek. Zira bu faşist oluşumun masum
insanları öldürmediği, evleri sahiplerinin başına yıkmadığı ve direnişçilerin
tutuklanmadığı bir gün bile geçmiyor.
Bu düşman Sabra ve Şatila'dan bu yana kaç katliam yaptı? Der Yasin, Tantura ve
Tayra'dan bu yana kaç katliam yaptı?
12 yaşındaki Muhammed Durra'nın öldürülmesi katliam değil miydi? Ya Gazze
sahilinde Galiye ailesinin öldürülmesi? Yahudi yerleşimlerinin sokaklarında
işçilerin öldürülmesi katliam değil mi? 1967'den beri çeyrek milyondan fazla
Filistinlinin tutuklanması 'katliam' değil mi? Sabah akşam Filistin'de suç
işleyen, uluslararası kararlara bağlı kalmamakta ve Filistin halkının haklarını
kabul etmemekte ısrar eden bu faşist işgal 'katliam' değil mi?
3 bin masumun öldüğü Sabra ve Şatila katliamının yıldönümünde, sürgünde,
kamplarda ve diğer iltica mekânlarında geçen 60 yıl boyunca Filistinli
mültecilerin sıkıntısının tablosu çizildi. Aç, çıplak, yalınayaklı,
hastalıkların, cehaletin ve acziyetin dağladığı insanlar... 1950'lerdeki
asimilasyon politikasından, Sabra ve Şatila'daki asrın katliamında zirveye vuran
fiziksel tasfiye siyasetine, belirli aralıklarla ortaya çıkan yerleşim birimleri
inşa etme politikasına ve ABD'nin sürpriz siyasetlerine kadar çeşitli komplolar
uygulandı bu insanlara. Sayıları bugün 5 milyonu aşan Filistinli mülteciler
tarihin en zor şartlarını yaşıyor. Geleceklerinin de Siyonist düşman, ABD ve
yandaşlarınca 'idam edilmesi' için hazırlıklar sürüyor. Mültecilerin, dönüş
haklarının kurban edildiği haberiyle uyanacakları günün gelmesinden endişe
ediyoruz.
Evet, uluslararası hukukun teminat altına aldığı dönüş hakkını kimsenin ortadan
kaldıramayacağına inansak da, bu trajik şartların gölgesinde endişeliyiz. Söz
konusu olan ulusal ve tarihi bir hak. Vatanına dönmek her Filistinlinin hakkı.
194 sayılı BM kararı, dönüş hakkı ve tazminat öngörüyor. Korkunun ortadan
kalkması için, uluslararası kararların uygulanmasına ısrar edilmeli.
Ürdün gazetesi Düstur, 18 Eylül 2007
Radikal
22/09/2007