"V for Vendetta", Amerikan çizgi roman kalıplarını değiştiren ünlü İngiliz
yazar Alan Moore’un "Watchmen" (1987) öncesi çalışmalarından biri. Moore’un
gelecek öngörüsü doğru çıkmamış olsa da "V for Vendetta" dönemin Soğuk Savaş
paranoyasını yansıtan eserler arasında önemli bir yer tutar.
“V for Vendetta", George Orwell’ın "1984"ü, Ray Bradbury’nin "Fahrenheit 451"i
gibi disütopik romanlarla Batman’in bir karışımı gibi görülebilir. Üçüncü Dünya
Savaşı’nın ardından faşist bir parti olan Norsefire, İngiltere’de iktidara
gelmiş ve özgürlüklerin kısıtlandığı bir dönem başlamıştır. "Tam bu esnada"
kendini sadece “V” sembolüyle tanımlayan gizemli ve pelerinli bir karakter
onlarla mücadeleye girişecektir.
Aslına bakılırsa öykü –sadece- V hakkında değildir. Onun yaşamlarına girdiği
insanlar, V’nin temsil ettiği ideallerin gelişmesine şans verildiğinde olacaklar
ve özgürlük kavramı hakkındadır. Kitap olarak "V for Vendetta" farklı yönlerden
tartışılabilir. Bunlardan bir tanesi V’nin gerçek kimliğinin ne olduğudur. V,
özgürlüğü mü yoksa totaliterizmi mi, iyiliği mi, kötülüğü mü temsil etmektedir?
V, karakter olarak karmaşık ve ilginç yönlere sahiptir. Mevcut hükümet sistemine
duyduğu isyanı kararlı bir şekilde sergiler. Öykü ilerledikçe V’nin özgürlüğü
temsil edip etmediği sorusu büyük bir açıklıkla cevaplanır. Gerçekleştirdiği
cinayet ve sabotaj eylemlerinin hep bir nedeni, bir amacı ve kendi geçmişiyle
bir bağlantısı vardır. İnsanların özgürlükleri için bir umuda ve şansa sahip
olmadıklarını düşündükleri anda, V onlara bu umudu ve özgürlüklerini tekrar
kazanabilecekleri duygusunu verir. Toplumun özgürlüğü için tek umut V’dir ve V
de bunun bilincindedir. V, bu kaotik düzende bulmacanın sadece bir parçasını
temsil etmektedir, yani yıkımı. Özgürlüğün bir diğer biçimi daha vardır:
Yaratım. İnsanların düşledikleri gibi yaşayacakları bir dünyayı yeni baştan inşa
etmek de en az mevcut düzeni yıkmak kadar gereklidir.
V şüphesiz iyidir, o bütün toplumun bu uyuşmuş duygularını ve davranışlarını
diriltmeye çalışmaktadır. Kimsenin tam olarak bil(e)mediği gizemli bir geçmişe
sahiptir. Larkhill Toplama Kampı’nda tıbbi deneylere katlanmak zorunda kalmış
olmasına rağmen V’de deney süresince diğer deneklerde gözlenen psikolojik
durumlar gözlemlenmemiştir. Dr. Delia Anne, onda daha çok şizofrenide görülen
bazı belirtiler teşhis etmiştir.
Diğer karakterlere karşı davranışları şaşırtıcı olduğu kadar inanılmazdır da.
Genç bir fahişe olan Evey’i tecavüzden kurtarmayı tercih ederken geçmişinden
birçok kişiyi acımasızca öldürür. Evey adlı bu karakterle olan ilişkisi öyküde
önemli yer tutar. İlk iki kitap boyunca Evey’i genç, olgunlaşmamış, kendinden ve
geleceğinden emin olmayan bir karakter olarak görürüz. V, Evey’i eğitirken ona
zor zamanlarında yardımcı olur. Hatta okuyucu, V’nin Evey hakkındaki niyetlerini
ve planlarını merak eder. Ona niye bu kadar önem verdiğini, neden zamanının
çoğunu onu eğitmeye (onu özgürleştirmek uğruna ona işkence etmeye) ayırdığını
anlamlandırmaya çalışır. Eylemleri boyunca V, amacından hiç şaşmaz. Amacının ne
olduğu ise V’nin gizemlerinden biri haline gelir.
V’nin amacı öyküde hiçbir zaman açık olarak belirtilmemişse de hükümete karşı
gerçekleştirdiği eylem ve davranışlarından tahmin edilebilir: Özgürlük ortamını
geri getirmek. Nasıl özgürlük yok edilemez bir düşünceyse, özgürlüğü temsil eden
V de ölümsüzdür. Tam da okuyucunun V’nin, yani özgürlüğün yok edilemeyeceğini
anlamaya başladığı noktada V birden ölüverir. Ya da bize o an öyle gelir, zira
özgürlük isteği hiçbir zaman yok edilemez. Dolayısıyla V’nin ölümü de bütün
öykünün en şaşırtıcı kısmını oluşturur. Eğer V özgürlüğü ve iyiliği temsil
ediyorsa nasıl ölmüştür? Bu noktada, V’nin sözlerine kulak verelim: "Anarşinin
iki yüzü vardır: Yıkım ve yaratım." (Sayfa 222). Eğer Evey’e geri dönersek,
artık onun gelişimini tamamlayarak özgürlük kavramını anladığını görürüz. O,
V’nin öğrettiklerini ve faşist düzeni yıkmadaki rolünü bilmektedir ve şimdi,
kendinin bu özgürlükler dünyasının tekrar yaratılmasında başrolde olduğunun
farkındadır. V’nin kanlı eylemlerinin aksine Evey, öldürmekten hoşlanmayan ve
tam tersine şefkatle yol gösteren bir lider olacaktır.
Öykü boyunca Alan Moore sembolizmden sonuna kadar yararlanır. Karakterlerin
eylem ve diyaloglarından değişik yorumlar çıkarmak mümkündür. Bu da okuyucuların
"V for Vendetta"yı her okuyuşlarında yeni şeyler görmelerine neden olur.
Yukarıda değindiğimiz gibi öykü V üzerine değil, onun elde etmek için mücadele
ettiği özgürlük kavramı üzerinedir. Özgürlük olmadan adalet olamaz. Dolayısıyla
V’nin sözde adaleti simgeleyen binalara karşı giriştiği yıkıcı eylemlerle Alan
Moore, adaletin hüküm sürmediği bir dünyada özgürlüğün de olamayacağını
anlatmaya çalışır. Adaleti yaratan özgürlüklerdir ve özgürlük olmadan gerçek
anlamda bir adalet de olamaz, sadece göstermelik/sözde bir adalet işleyişi olur.
Oysa, her zaman galebe çalması gereken özgürlüktür. V kendini gerçek
özgürlüklerin yaşandığı, daha iyi bir dünya için kurban etmiştir. Kendi yaşamına
aldırmaması onun bir kişiden çok özgürlüğü elde etmek adına yapılan mücadelede
bir sembol olduğunun bir göstergesidir. O özgürlüğün ta kendisidir.
V Gerçekte Kim?
"Öncelikle bu maskenin ardında kimin yüzü olduğunu bulmalısınız, ancak asla
benim gerçek yüzümü göremeyeceksiniz." (Sayfa 245)
"V for Vendetta"yı okuyup bitiren çoğu kişinin aklında hep bir soru vardır: V
gerçekte kimdir? Öykü boyunca karşımıza çıkan herhangi bir karakter V olabilir
ancak kitapta hiçbir kesin kanıtın yer almaması ortaya atılan bütün iddiaların
kişisel yorumlardan öteye geçememesine neden olur. Hemen sormalı: V’nin kim
olduğu önemli mi?
V, öykünün başından sonuna kadar çok sağlam şekilde oluşturulmuş, çok yönlü bir
karakterdir. Prothero’yu sorgulaması ve Evey’i hapsetmesi dışındaki bütün
eylemlerini tek bir tarihi kişilikle özdeşleştirebiliriz: Guy Fawkes, 16.
yüzyılda yaşamış ve inançları doğrultusunda en uç eylemlerde bulunmuş İngiliz
bir radikal.
Fawkes gibi V de değişmez inançları doğrultusunda mevcut düzeni yıkmaya
çalışmaktadır. Bu açıdan incelersek V’yi Fawkes’un devrimci kişiliğinin
takipçisi olarak görebiliriz. Ancak V’yi sadece modern dünyanın Fawkes’u olarak
görmek doğru değildir, V, Fawkes’un temsil ettiği tek bir şeyle
ilişkilendirilebilir: İsyan. Fawkes ve arkadaşlarının yaptıkları eylemi
incelersek karşımıza en saf biçimiyle "isyan" çıkar: Hükümete isyan, dine isyan,
ideolojiye isyan...
V, sadece bir isyancı değildir. Evet, Fawkes’u andırmaktadır ama ondan daha
"büyüktür". Bu büyüklüğü kendine seçtiği addan bile çıkarabiliriz: Bu ad bir
kelime bile değildir, sadece tek bir harften oluşur, "V". Bu tek harf geçtiği
yere göre birçok anlam kazanmaktadır. Bu amaçla Alan Moore metinde birçok kelime
oyununa da başvurmaktadır. Çizgi romanın adı "V for Vendetta" bile 2. Dünya
Savaşı’nın ünlü sloganı "V for Victory (Zafer)"ye yapılan açık bir göndermedir.
Ayrıca kitapta her bölümün adı V harfiyle başlamaktadır.
Anlaşıldığı üzere V birçok şeyi ifade etmektedir. V, Evey’le ilk karşılaştığında
ona kendini bir suçlu olarak tanıtır ["V for Villain (Suçlu)"]. Bu tanımlama
doğrudur, zira V, Norsefire’ın temsil ettiği her şeyin karşıtıdır. Bir
düşmandır, Guy Fawkes’un Kral James ve Protestan Kilisesi’nin gözünde bir suçlu
olması gibi o da kendine bu rolü biçmiştir. V aynı zamanda beş rakamını da
temsil etmektedir. V, fiziksel ve psikolojik dönüşümünü gerçekleştirdiği
Larkhill’deki toplama kampında roma rakamıyla beş (V) numaralı odada
tutulmuştur. Bu sembol rejim karşıtlığını, toplama kamplarında hapsedilen ve
işkence edilen birçok insanı temsil etmektedir ["V for Victim (Kurban)"]. Bu oda
numarasını özellikle seçen V, Norsefire’ın uyguladığı soykırımın yaşayan bir
sembolüdür.
V, Valerie’nin mektubuyla da ilişkilendirilebilir ["V for Valerie"]. Bu
mektubun, V’nin kişiliğini oluşturmasında büyük bir etken olduğu rahatça
söylenebilir: "Fakat önemli olan benim dürüstlüğümdü. Çok mu bencilce? ... Bu
çok ucuza satılabilecek bir şey ama burada elimizde kalan tek şey. Hepimizin en
son parçası ama bu parçanın içinde herbirimiz özgürdük." (sayfa 156). Bu noktada
V’nin, Valerie’nin bahsettiği son parçalarının fiziksel cisimlenmesi olarak
ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Valerie, daha sonra mektubuna şöyle devam
etmektedir: "Bunu asla kaybetmeyeceğiz, satmayacağız ya da bundan
vazgeçmeyeceğiz. Bunu bizlerden almalarına kesinlikle izin vermeyeceğiz." (sayfa
160). V isyanının yanı sıra bizlere şunları da göstermektedir: Halkı oluşturan
her bireyin kendi kimliği vardır, dürüstlüklerinden ve başkalarının fikri ne
olursa olsun kendileri gibi olma özgürlüğünden vazgeçmemelidirler.
V, bütün bu fikirlerin ışığında bir araç haline gelmiş, fikirlerini hayata
geçirirken intikamını almış ve kendi değerlerini halka anlatmayı başarmıştır.
Öykünün sonunda Evey’nin V’nin yerini alması da doğal bir sürecin devamıdır. Bir
fikrin adamı ve güç olarak gerçek V elinden gelen her şeyi gerçekleştirmiş,
sisteme başkaldırmış ve bastırılan halkın (Valerie’nin sözünü ettiği) son
parçalarını uyandırmayı başarmıştır. Bütün bunları gerçekleştirdikten sonra ise
artık başka bir amacı kalmamıştır: Evey, V’nin bıraktığı yerden devam edecektir.
V’nin Guy Fawkes’un "suretini" ödünç alması gibi şimdi de Evey, V’nin suretiyle
kendi amaçları doğrultusunda V’nin başaramadıklarını başarmaya çalışacaktır:
"Onlara önderlik etmeyeceğim. Ancak onlara bir şeyleri inşa etmede yardım
edeceğim. Onlara öldürmede değil, yaratmada yardım edeceğim. Artık katillerin
zamanı geçti." (Sayfa 260). Bu cümleden de anlaşılmaktadır ki ilk V her anlamda
bir katil ve bir yıkıcıydı. Ama bir sonraki V, Evey, bir öğretmen ve yaratıcı
olacaktır.
V’nin gerçekte kim olduğu sorusu asla cevabı bulunamayacak bir sorudur ama bu
sorunun cevabının o denli önemli olmadığı da bir gerçektir. Evey tam da bunu
anlamıştır, şöyle der: "Eğer bu maskeyi çıkarırsam bir şey sonsuza dek yok
olacak çünkü gerçekte kim olduğun senin ifade ettiğin düşünce kadar büyük
değil." (Sayfa 250). Evey bunu kendi kendine söylerken aynı zamanda okuyucuya da
aynı mesajı vermektedir. Önemli olan V’nin kim olduğu değil, neyi temsil
ettiğidir.
"Bu noktadan sonra devam edip size gerçekte V’nin kim olduğunu söyleyecektim ama
üzgünüm yazacak yerim kalmadı. Size verebileceğim tek tüyo V’nin Evey’nin
babası, Whistler’ın annesi ya da Charles’ın teyzesi olmadığıdır. Bunların
dışında ne yazık ki kendi başınasınız." (Alan Moore – Behind the Painted Smile)
Guy Fawkes ve V for Vendetta
"Remember, remember the Fifth of November.
Gunpowder, Treason and Plot.
I see no reason why Gunpowder Treason
Should ever be forgot."
Yukarıdaki dörtlük İngiltere’de çocuklar arasında çok yaygın olan bir
tekerlemedir. Peki ama 5 Kasım’da ne olmuştur, Guy Fawkes kimdir ve V for
Vendetta’yla ne ilişkisi vardır? Bu bağlantıya girmeden önce Guy Fawkes’un neden
İngiltere tarihinde önemli bir yer tuttuğuna bakalım.
Kısaca Guy Fawkes, İngiltere tarihinde Gunpowder Plot (Barut Suikastı) olarak
bilinen olayı gerçekleştiren grubun üyelerinden biridir. 1605 yılında bir grup
Katolik, Protestan Kanunu’nu protesto etmek ve İngiltere Kralı I. James’i
öldürmek için Parlamento Binası’nı havaya uçurmaya kalkışmışlardır. Bu amaçla
fitili ateşleyecek kişi olarak seçilen Guy Fawkes, bu grubun yakalanan ilk
üyesidir. Uzun hikâye ise şöyledir: Kral 8. Edward’ın tahta geçmesinden sonra
İngiltere Katolikler ve Protestanlar olarak ikiye bölünmüştür ve her iki kesim
de kontrolü ele geçirmeye çalışmaktadır. Protestan Kraliçe I. Elizabeth’in
ölümüyle tahta geçen Kral I. James, Katolik karşıtı yasalarda yumuşama olacağı
sözünü verdiyse de Katolikler artık sonlarının geldiğini düşünmektedirler.
Guy Fawkes, 1570 yılında İngiltere’de doğmuş, o yüzyılın sonunu İspanya adına
Hollanda’da savaşarak geçirmiş bir askerdir (İspanya, İngiltere’nin her zaman
rakibi olmasına rağmen Katolik olmasıyla İngiliz Katolikler’ce bir müttefik
olarak görülmüştür). Savaşta çeşitli başarılar kazanan cesur bir asker olan
Fawkes, özellikle askeri mühimmat bilgisiyle öne çıkmıştır. Bu sebeple Thomas
Wintour, Gunpowder Plot’u oluşturan ekibe onu dahil etmiştir. Başlangıçta beş
kişiden oluşan grup, 1604 yılında ilk kez toplanıp planlarını yapmaya başlar.
1605 yılının Mart ayında suikastçılar, bir şekilde Parlamento Binası’nın bodrum
katında bir oda kiralamayı başarırlar ve daha sonra buraya 36 fıçı barut
depolanır. Parlamento’nun bir sonraki toplantısına kadar buradaki barut
stoğundan sorumlu kişi Guy Fawkes’tur. Ancak Ekim ayında tam ayrıntıları belli
olmasa da bu suikast planı ortaya çıkar. Fawkes ve diğer suikastçı arkadaşları
hâlâ bir şansları olduğunu düşünürlerken Parlamento’nun açılış günü olan 5
Kasım’da barut stoğu fark edilir. İlk yakalanan, mahzende nöbet tutarak fitili
ateşlemeyi bekleyen Guy Fawkes’tur. Yakalandıktan sonra işkence edilerek
sorgulanan Fawkes, bir iki gün sonra planın bütün ayrıntılarını itiraf etmek
zorunda kalır. Suikast grubunun diğer elemanlarıyla birlikte 27 Ocak’ta
yargılanır ve üç gün sonra idam edilirler. Kral James bu başarısız eylemin
hiçbir zaman unutulmaması için her yıl dönümünde bir kutlama yapılmasını
emreder. 400 yıldan beri "Bonfire Night" olarak adlandırılan kutlamalarda her
sene şenlik ateşleri yakılmakta ve havai fişekler ateşlenmektedir.
Guy Fawkes’la "V for Vendetta" arasındaki ilişkiyi Alan Moore, kitapta yer alan
"Behind the Painted Smile" adlı yazısında şöyle anlatmaktadır: "Büyük hamle (V’nin
karakter olarak nasıl betimleneceği ve nasıl hareket edeceği) beni ne kadar
sıksa da tamamen Dave’den çıkan bir şey. Bu fikir Dave’in bana gönderdiği bir
mektupta dile getirilmişti. İlgili bölümü aşağıda yazıyorum:
‘Düşünüyorum da niçin onu maskeli, pelerinli ve konik şapkalı, dirilip gelen bir
Guy Fawkes olarak göstermeyelim. Bu çok acayip durduğu kadar Guy Fawkes’a bunca
zamandır hak ettiği saygıyı da kazandırır. Bizler, her 5 Kasım’da onu yakmak
yerine Parlamento Binası’nı havaya uçurma teşebbüsünü kutlamalıyız.’
Bu cümleleri okuduğum anda aklımda iki şey oluştu. İlki, Dave’in sandığımdan
daha az aklı başında biri olduğuydu ve ikincisi bu bütün hayatım boyunca
duyduğum en harika fikirdi. Böylece aklımda şekillenen çeşitli fikirler bir anda
bütünlüğe kavuştu ve Guy Fawkes maskesinin ardında toplandı.”
Kaynakça
Kavanagh, Barry (2000). "Alan Moore Röportajı", http://www.blather. net/articles/amoore/
index.html, 17 Ekim .
Lloyd, David and Alan Moore (1982-83,1988). V for Vendetta. United Kingdom: DC
Comics.
V for Vendetta Shrine (http://www.shadowgalaxy.net/Vendetta )
Kaynak: Seruven.org
fadim'e teşekkürlerimizle