Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama

Google


Online üyeler
Şu an sitemizde, 115 Üye Adayı ve 8 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 İsimler
 Cemil Meriç
 SULUKULE
 Gelenek
 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Güncel: Mehmet Barlas: Gazete mi, gazeteci mi daha güçlüdür
Tarih: 16.08.2007 Saat: 11:25 Gönderen: karakutu
 

Bizim meslekte galiba en büyük hata, kendini gazeteden de, patrondan da bağımsız, güçlü ve bağlantısız görmektir.
 
Neticede gazeteler, gerek kimlikleri gerekse sermayeleri ile birer kurumdur ve en azından birer şirkettir. Gazeteciler ve hatta patronlar bile bunu unuttukları ve “Ben gazeteden daha güçlüyüm” diye düşündükleri zaman, yolun sonu gelir.

Diğer gazeteciler de bu durumu çaresiz seyrederler. Eğer olgunlaşmamışlarsa ve akılsızsalar, mesela işten çıkartılan meslektaşlarının arkasından tef çalarak bayram da yaparlar.
Gazeteci doğulmaz ama bazı gazeteciler öyle sanırlar…
27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi sonrası çalkantılar geçiren, sürekli yönetici değiştiren, aile içi anlaşmazlıklara da sahne olan Hürriyet, Nezih Demirkent’in 1970’lerdeki Genel Yayın Müdürlüğü döneminde istikrara kavuşmuştu.
Demirkent benim ölçülerimde “İyi” bir yönetici değildi. Dar çevresine dayanır, kendisi için tehlike olarak gördüğü gazetecilere hayat hakkı tanımazdı. Yanında çalışanlara karşı özensizdi, sadece gazetenin patronu Erol Simavi karşısında özenli, saygılı ve suskundu.
Gazeteye sabah, gün ağarırken çok erken saatlerde gelen Erol Simavi ile baş başa oturur, ona hesap verirdi. Erol Simavi herkesin işe başladığı saatlerde gazeteden çıkardı. Sonra Hürriyet, Demirkent’in olurdu.
Ama çok başarılıydı Nezih Demirkent… Hürriyet’i güçlü bir kurum kimliğine kavuşturmuştu.
Bir sabah, Erol Simavi’nin Nezih Demirkent’in işine son verdiği haberi geldi.
O gün bir arkadaşımla öğle yemeği yemek için Divan Oteli’nin lokantasına gittim. Barda Erol Simavi oturuyordu. İkimiz de randevularımıza erken gelmiştik.

Kendini şaşırmak

Yanına oturdum ve hemen sordum:
-Nezih’i neden işten çıkardınız. Çok başarılıydı, Hürriyet’i yeniden büyük gazete yapmayı başarmıştı?
Erol Bey gülümsedi ve sorumu cevapladı:
-Nezih Hürriyet’i kendi gazetesi sanmaya başlamıştı. Hürriyet’in benim gazetem olduğunu unutmaya başlamıştı.
Ben 1975’te TRT’den ayrıldıktan sonra Günaydın’a yazar olarak gittim. Gazetenin sahibi Haldun Simavi’ydi.
Onu tanıdıkça gazeteciliğine hayran oldum. Haberi değerlendirmek ve bunu tiraja dönüştürmek konusunda inanılmaz güçlü sezgileri vardı. Onu biraz Hearst’e benzetirdim.
Günlük yazılarımı köşemde yazıyor ve o zaman Milliyetçi Cephe Koalisyonu’nun Başbakanı olan Süleyman Demirel’i bazen ağıra kaçan üslupla eleştiriyordum.



Babam da böyleydi

Bir gün Haldun Simavi benimle görüşmek istediğini söyledi. Odasındaki masada karşılıklı oturduk,
-Hükümet hakkında çok ağır yazıyorsun. Kimse devletle böyle uğraşamaz. Benim babam da senin gibiydi. İnönü’ye takmıştı. Onun yazılarını Hürriyet’e koymazdım. Sen de Demirel’e takmışsın. Yazı yazmayı bırak ve Günaydın’a genel yayın müdürü ol, dedi.
Tabii ki çok sinirlenmiştim. İstifa edip Günaydın’dan ayrıldım.
Daha sonra Hürriyet’in kuruluşundan başlayarak Simavi’lerle beraber olan Tahsin Öztin’e, Haldun Simavi’nin “Babam da senin gibiydi. Onun yazılarını Hürriyet’e koymazdım” sözlerinin ne anlam taşıdığını sordum.
-Doğrudur. Sedat Simavi Ankara’dan yazısını gönderirdi. Haldun Bey yazıyı okuduktan sonra yırtar atardı. Sedat Simavi yazısının neden yayınmadığını bizden sorunca da, yazıyı kaybettiğimizi falan söylerdik, diye anlattı olayı.

Akıl meselesi

Bizim meslekte galiba en büyük hata, kendini gazeteden de, patrondan da bağımsız, güçlü ve bağlantısız görmektir. Neticede gazeteler, gerek kimlikleri gerekse sermayeleri ile birer kurumdur ve en azından birer şirkettir.
Gazeteciler ve hatta patronlar bile bunu unuttukları ve “Ben gazeteden daha güçlüyüm” diye düşündükleri zaman, yolun sonu gelir. Diğer gazeteciler de bu durumu çaresiz seyrederler. Eğer olgunlaşmamışlarsa ve akılsızsalar, mesela işten çıkartılan meslektaşlarının arkasından tef çalarak bayram da yaparlar.
Ben bunu en son, 28 Şubat’ta Sabah’ta yazılarım kesildiğinde, arkamdan “Oh oldu” diye yazan gazete köşelerinde görmüştüm.
Bu oyun böyle oynanıyor bizim meslekte de. Ama bazıları oyunun kurallarını unutup, her şeyi sadece siyasete ve iktidarlara bağlıyorlar.

Seçilirse Gül, “Cumhuriyetin cumhurbaşkanı olacaktır.

Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasının bazı kurumlar tarafından krizler üretilerek karşılanacağı yorumlarını, açıkçası hayret ederek okuyorum.
Birincisi askeri ve sivili ile ülkede ağırlığı olan tüm kişilerin ve kurumların “Kriz üretimi” yapmak gibi bir lüksü yoktur. Kimse uçaktaki patlama sesi üzerine paniğe kapılan yolculara ”Ne telaşlanıyorsunuz, babanızın uçağı mı bu?” diye bağıran fıkradaki Temel gibi olmaya özenemez.
İkincisi dış konjonktür de, Türkiye’nin Lübnan gibi, Suriye gibi, Irak veya İran gibi Ortadoğu ülkeleri görünümüne girmesini istemiyor. Özellikle Avrupa Birliği yolculuğumuzdaki bütün engellere rağmen bu yolu açık tutulması, dış konjonktürün Türkiye’ye verdiği en ciddi işarettir.
Son olarak da “Anayasa’ya sadakat”ın tüm Cumhuriyet kurumlarının meşruiyet sebebi olduğunu unutmamalıyız.
 


Posta
16/08/2007


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Medya
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Medya:
Ümit Kıvanç: Hürriyet nedir?


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Ümit Kardaş: Aleviler resmileşmek mi istiyor?
Ümit Kardaş: Militarizm, tezkere ve Kürt sorunu
Prof.Dr. Ümit Meriç: Cip süren örtülü kadınlara kızıyorum
Taha Kıvanç: Sezgilerim böyle diyor
Ümit Kıvanç: Hürriyet nedir?
Davasever Muhbirler Hürriyet'ten Yepyeni Hedefler
Hürriyet'ten Hürriyet'e darbe
Namık Kemal: Hürriyet Kasidesi
Gilles Deleuze: Yaratma Eylemi Nedir?
“...´Kültürsüzleşme´ Nedir?!.”
İNSOMNİA NEDİR?

"Mehmet Barlas: Gazete mi, gazeteci mi daha güçlüdür" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke