Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama

Google


Online üyeler
Şu an sitemizde, 138 Üye Adayı ve 15 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 HAYAT
 ÖZGÜRLÜK
 Bugün Sokağa Çıktım!
 kongo tren istasyonunda ertelenen lübnan bandıralı sevgili
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 Yeni Bir Parti Kuruluyor
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Can Dündar: Yolcu
Tarih: 07.08.2007 Saat: 09:09 Gönderen: karakutu
 

Antonioni geçen hafta 95 yaşında ölünce, onun anısına, en sevdiğim filmi Yolcu'yu izledim yeniden...
İlk izlediğimde üniversitede televizyon okuyordum. Hayalleri olan bir nesle mensuptum. "Yolcu"luğun başındaydım yani...



Salondaki genç adam, perdedeki yorgun adamın çaresizliği sebebiyle, derin bir karamsarlıkla ayrılmıştı Tunalı Caddesi'ndeki karanlık salondan...
Çeyrek asır sonra filmi yeniden izleyince hayatın manasızlığına dair yılgınlıktan ziyade, sanatın sorgulama kudretine dair saygı hissettim içimde...
Film aynı filmdi; ama Tunalı'daki "yolcu"nun bakışı değişmişti.

***

"Yolcu"nun başrolünde, mazisinden kurtulmaya çalışan bir TV muhabiri vardır. Haber peşinde geldiği Afrika'da hayatının fırsatını yakalar. Yan odada kendisine çok benzeyen, kimsesiz bir adam ölmüştür. Onun pasaportunu kendininkiyle değiştirir.
Artık resmen bir "ölü"dür.
Hayatına, hiç tanımadığı birinin kişiliğinde devam edecektir.
Ancak kısa zamanda bunun da kolay olamayacağını anlar. Kendi mazisinden kurtulamadığı gibi, büründüğü yeni kişiliğin mirası da üstüne binmiş, "yolculuk" dayanılmaz hale gelmiştir.
Antonioni, onun yaşamla nihai hesaplaşmasını, sinema tarihine geçen, muhteşem bir final sahnesiyle anlatır.
O sahnenin öncesinde, filmin başrol oyuncusu Jack Nicholson'ın ağzından "yolculuk"u şöyle özetler:
"Kör birini tanıyordum. 40 yaşında ameliyat oldu ve görmeye başladı. İlk başta çok sevinmişti. Yüzler, renkler, doğa... Çok güzeldi. Ama sonra her şey değişmeye başladı. Dünya, hayal ettiğinden çok daha fakirdi. Kimse ona bu kadar çok pislik olduğunu söylememişti. Her taraftaki çirkinliği fark etti.
"Körken karşıdan karşıya bastonla tek başına geçerdi. Görmeye başladıktan sonra korktu. Karanlıkta yaşamaya başladı. Odasından hiç çıkmadı. Üç yıl sonra da kendini öldürdü."

***

Çoğumuz 40'ımızdan sonra, daha çok fark etmeye başlıyoruz kuşatıldığımız pisliği...
Daha önce korkusuzca yürümemizi sağlayan bastonlar düşüyor ellerimizden birer birer...
Ailenin şefkatle açılan kolları, ideolojinin her şeyi açıklamaya muktedir şablonları, inanç sisteminin katı dogmaları, modern hayatın gözbağları peş peşe çözülüyor.
Hayatı daha çıplak görüyoruz.
Öğrendiklerimiz korkutuyor bizi...
Bilgi, canımızı yakıyor.
İşte bu umarsızlıkta sanat giriyor kolumuza... Bilmenin acısıyla baş etmemizi sağlayacak satırlar, sekanslar, fırça darbeleri sunuyor; kitapta, perdede, tuvalde...
Antonioni'nin böyle sağaltıcı bir etkisi vardı benim üzerimde...

***

Talihsiz bir tesadüfle Antonioni ile aynı gün dünyaya veda eden bir başka büyük sinemacı, Ingmar Bergman, "Yaşlanmak dağa tırmanmaya benzer" demişti;
"Tırmandıkça soluğunuz kesilir, ama bakış açınız genişler."
89 yıldır tırmandığı dağı aştı geçen hafta...
Geride, zirveden gördüklerini bıraktı.
Onun da gördüğü, yeryüzünün güneşli vadileri değil, içimizin karanlık dehlizleriydi; ürperten yalnızlıklar... İkili ilişkilerdeki iletişimsizlikler... "Dağın öte yanı"na dair tahayyüller...
Filmleri, dipdiri bir solukla dağı yeni tırmanmaya koyulan yamaçtaki "yolcu"lar için biraz hayal kırıcı olabilir.
Ama hem dünyevi hem bünyevi yolculuğunu onlarla yapmış olan neslim adına diyebilirim ki, "dağı onların kılavuzluğunda tırmanmanın harikulade bir tadı var".
Zirveden uzattıkları film şeritlerine tutunup soluğumuz kesile kesile, gözbağlarımız çözüle çözüle, tırmandık aynı




Milliyet
07/08/2007


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Sinema
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Sinema:
V For Vendetta


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 4


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Ünlü şair İlhan Berk vefat etti
Veda
Medya ve oyun
Karakutu forum/ sartre: hiçlik
En iyi film: No Country for Old Men
Kafka'dan Seçme Aforizmalar
Aykut - Erkut Erdem: V for Vendetta
Süreyya Evren: Kara bayrak ve Vendetta
V For Vendetta

"Yolcu" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke