Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 175 Üye Adayı ve 14 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Karakutu Forum Son Başlıklar

 UZAK ÜLKENİN KRALİÇESİNE
 Kürk Mantolu Madonna / Sabahattin Ali
 Bilginin Muğlaklığı
 TARAF OLMAK !
 Divan edebiyatı üzerine konuşalım
 Her şeyi açık etmek
 Futbol Sadece Futbol Değildir
 Antonio Machado
 LAİKLİK YA DA ...?
 Sevmek ya da Sevmemek...
 SAKSI ÇİÇEKLERİ
 Siyasal Simge olarak Türk Bıyık Çeşitleri
 Vincent Van Gogh / Theo'ya Mektuplar
 Osmanlı'dan Miras- Türkiye'de Yönetici Sınıflar
 MÜSLÜMAN ESKİSİ
 İstihzanın psikosu..
 MİLATLARIMIZ
 Sanatçı küstahtır
 RODİN VE CLAUDEL=TRAJİK BULUŞMA
 Firavun, Musa ve deveyi kesen 9 kişi

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Üyelerimiz
Hoşgeldin, Misafir
Üye Adı
Şifre
Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin

(Üye olabilirsiniz!)
Üyelik:
Son Üyemiz: gurba
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 20780

Şu An Bağlı:
Üye adayı: 175
Üyemiz: 14
Toplam: 189

Şu An Bağlı:
01 : meylul
02 : illirya
03 : yasemin111
04 : econom25
05 : estonhxt
06 : flozoflorena
07 : seratin
08 : amentu
09 : tedirginruh
10: solipsist
11: kukulkan
12: tiananmenian
13: Kedikara
14: bilgiiscisi

Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Baskın Oran: Neler oldu, neler olacak?
Tarih: 31.07.2007 Saat: 22:49 Gönderen: karakutu

 

Bu iş burada bitmez. Bitirmek için fazla güzel. Aşağıdan gelen talep o kadar fazla ve kaliteli ki, bitiremeyiz. Ayrı bir daldan devam ediyoruz. İnsanlara politikanın seçimden seçime değil, gündelik hayatta yapıldığını şimdi göstereceğiz



İki şey anlatacağım. Birincisi: Bu kadar başarılı bir kampanya yürütülmüşken, bu kadar büyük bir teveccüh gelmişken neden bu seçim yenilgisi? Bunun en açık yanıtı Prof. Nilüfer Göle'den geldi: "B. Oran, yandaşlarının ezberini bozamadığı için kaybetti".

Nitekim bendeniz 31.133 oy aldım (yüzde 1.89). Aynı bölgeden DTP tarafından çıkartılan Doğan Erbaş da 45.775 (yüzde 2.78). Yani, toplam 76.908 (yüzde 4.67). Oy bölününce ikimiz de seçilemedik, oysa bölgeden son milletvekili 59.635'le seçildi. DTP tarafından karşısına aday çıkartılmayan Ufuk Uras 1. bölgede yüzde 3.7'yle seçildi. Öğretici olabilir.

Bittabi, kampanya sırasında hatalar yapmış olabiliriz ve yaptık da. Bağımsızların kösteklenmesi için devlet her şeyi yaptı, ayrıca. Ama temel olay: 84 yıllık ezberleri, 1 ay 21 günde bozamadık.

Neden karşına aday?

"Neden DTP sonradan bir aday çıkardı?" sorusu sürekli geliyor. Verdiğim cevabı size de sunayım: "Ben DTP'nin yerine cevap veremem. Üstelik, sevdiğim bu insanların üzüntülerini daha da artıramam. Dahası, Kürtlerin TBMM'ye girmelerini TC'nin bekası açısından yaşamsal önemde buluyorum ve gerek DTP'nin gerekse Kürt kardeşlerimin oluşan bu duruma hiç layık olmadıkları düşünüyorum".

'Aday çıkardık, çünkü' diyebileceklere aktarasınız diye size bir de kronoloji verebilirim:

- 25 Mayıs Cuma Orhan Doğan ve iki eşbaşkan Ankara'daki evime konuk oldular ve beni destekleyeceklerini söylediler.

- 01 Haziran Cuma İstanbul 2. bölgeden adaylığımızı açıkladık. Aynı gün Fırat Haber Ajansı DTP'nin desteğini duyurdu.

- 02 Haziran Cumartesi 11.00'de DTP Ankara'da Bin Umut adaylarını ve beni desteklediğini açıkladı.

- 04 Haziran Pazartesi DTP İstanbul İl Başkanı Doğan Erbaş aynı bölgeden aday oldu.

Mutluyum. Çünkü DTP üst yönetimi aynı gün telefon etti, üzüntü belirtti ve konuyla bizzat ilgileneceğini söyledi. Arkasından, sayılamayacak kadar çok Kürt genci özellikle e-postalarla özür diledi. Bunun adı, iyi niyet'tir. Partinin yeni bir gençlik hastalığı yaşadığı ortada fakat Kürt insanının biraz da feodal kökenden gelen özelliği de ortada: Ağızdan çıkan sözü kutsal sayma duygusu ve ayrıca bir "Beyaz Türk" olarak şahsıma ve hareketimize gösterdiği muazzam teveccüh. Umarım, Kürt kardeşlerimin etnomilliyetçiliği aşma yolunda harcadığı bu çabaların taçlanmasına küçük bir vesile olurum ve çok onurlanırım.

Bundan sonrası

İkinci söyleyeceğim şey: Bu iş burada bitmez. Bitirmek için fazla güzel. Aşağıdan gelen talep o kadar fazla ve kaliteli ki, bitiremeyiz. Ayrı bir daldan devam ediyoruz. Anlatayım. Partilerin yıllardır yaptığı şeyi biz sıfırdan başlayarak ve yalnızca bir ay yapabildik. İnsanlara politikanın seçimden seçime değil, gündelik hayatta yapıldığını şimdi göstereceğiz. Ağustos sonuna doğru 2. bölge ilçelerindeki "kanaat önderleri" kendi mahallelerinde değerlendirme toplantıları yapacak. Eylül ortasındaki genel toplantıda bu "kılcal damar"larımızdan gelecek bilgi, şikayet ve hepsinden önemlisi önerileri derleyeceğiz.

"Şahdamarı"mız yani kuracağımız "komisyon"lar buradan beslenecek. Her konuda yasa tasarısı hazırlayacak: Nefret söylemi, sendikalar, çevre, TCK, ayrımcılığı önleme, siyasi partiler, YÖK, ve bittabi, Anayasa! Yanımızda, dört-beş orta boy devlete yetecek kadar uzman ve hoca var. Milletvekilliğine soyunmakla uğraşamayacak ama milletvekili oldukları takdirde olay yaratacak bu insanlar, aynen birer TBMM Komisyonu gibi çalışıp yasa tasarısı üretecekler.

Sonunda bu tasarılar "Genel Kurul'a inecek". Orada dinleyen kılcal damarlarımızın huzurunda "kabul" edilerek Resmî Site'de (www.baskinoran.net) yayınlanacak. Ayrıca, TBMM'deki kafadaşlarımıza gönderilecek. Bu simülasyonlar, milliyetçi kavgalarla tıkanmış ve parti firavunları tarafından sindirilmiş bir TBMM'ye yasama faaliyeti nasıl yapılırmış, öğretecek.

"Aynı ırmağa iki kere girilemez"

Bu, Diyalektik'in Babası, Efes doğumlu toprakdaşımız Herakleitos'un sözüdür. Çünkü koşullar her şey için her an değişir. Ne geçen artık aynı sudur ne de giren aynı insan. Hiç sahte tevazuu gerek yok; zaten tevazu kibirden gelirmiş: Bizim bağımsız sol hareketimiz Türkiye'ye öyle yeni şeyler getirdi ki Türkiye'nin artık buradan geri dönmesi imkansızdır; buradan devam eder ancak:

1) Yeni söylem ve yeni ilkeler: Sürekli malum masalları dinleyen insanlar 'Bunları çok duyduk. Artık ezberini boz' diyecek. Bir Kürt hak edip etmediğine bakmaksızın bir Kürt'ü, bir Alevi hak edip etmediğine bakmaksızın bir Alevi'yi, bir kadın hak edip etmediğine bakmaksızın bir kadın'ı seçmekten bahsettiği zaman artık uyaracak: "Ezberini boz! Başka türden daha değerli birileri var".

2) Yeni örgütlenme biçimi: Sivil toplum artık karar vermeye yönelik çalışacak. Gerçek bir 'aşağıdan yukarıya' hareket yaratıyoruz. Kılcal damarlar şahdamarını besleyecek, şahdamarı Türkiye'yi. Bütün bunlar minimum bir hiyerarşiyle olacak. Örgütlenme tamamen gönüllü çalışacak. Merak etmeyiniz; bu hareket sıfırdan başlayarak bu muazzam kampanyayı aynen böyle götürdü ve böyle götürmeye fena halde teşne. Başarımız, yeni katılımları aynen bir ışığın kelebekleri çektiği gibi çekecektir. Tek farkımız, onları yakmak yerine yeniden üretmek olacak.

3) Yeni sol anlayışı: Hepsinden önemlisi işte bu üçüncüsü. 60'larda Marksizm bize "ezilen ve dışlanan"ların "emekçiler" olduğunu öğretti. Yıllar sonra ve epey zorlanarak (çünkü sol'da Kemalist çekirdek çok belirgindi) buna ikinci bir kategoriyi ekledik: Kürtler.

Ondan sonra, ondan sonrası tufan. 71 ve 80 askerî darbeleri bizi ezdi geçti. Türkiye'nin sol kolunu kopardı attı. Canımızı zor kurtardık; yani kurtarabilenler. O hengame içinde, 80'lerle birlikte seslerini duyurmaya başlayan yeni toplumsal güçleri, bu yeni ezilmişlik-dışlanmışlık kategorilerini fark bile edemedik: Aleviler, engelliler, kadınlar, çevreciler, gayrimüslimler, Romanlar, sokakta kırmızı ışıkta kağıt mendil satan sekiz yaşındaki çocuklar, Çerkesler, eşcinseller, Lazlar, üniversiteye başörtülü alınmayan kızlar, vicdani retçiler, daha sayayım mı?

İşte bağımsız sol hareket çağdaş solun, emekçilerin ve Kürtlerin yanı sıra bütün bunların kucaklanması gerektiğini öğretti Türkiye'ye. Bunların her birine de, yukarıda da söyledim, sadece kendini savunmamasını. Her ezilmiş-dışlanmışlık kategorisinin diğer bütün ezilmiş-dışlanmışları savunmasını.

Kolay değildir efendim. Bırakınız "ortak oy pusulası"nda adlarımızın karınca duası gibi yazılmış olması rezaletini. 2004 ortasından itibaren bir ejderha gibi başını kaldıran ve bu arada yalnızca sahte sol'u değil, klasik sol'u etkisi altına alarak Batı/yabancı düşmanlığına dönüşen milliyetçiliği biz hem Nişantaşı hem Okmeydanı sokaklarında, "Milliyetçiler en çok millete zarar verir. Çünkü karşı milliyetçiliği tetikler" diye bangır bangır teşhir ettik. Vatanî hizmettir. Artık burada duramayız; vatana ihanettir.



Radikal
29/07/2007


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Baskın Oran
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Baskın Oran:
“Cumhuriyet Mitingleri” ve Tam Bağımsızlık


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

“Cumhuriyetimizin kıyıya çektiği aydın: Cemil Meric”
“Cumhuriyet Mitingleri” ve Tam Bağımsızlık
Darbe ve medya
Yves Bonnefoy: Semender
Enternasyonal ve CHP
Tamer Gülbek: Reddiye
Kör döğüşü ortamı
Tamer Korkmaz: Şifreleri çözelim…

"Neler oldu, neler olacak?" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke