Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 149 Üye Adayı ve 17 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dağ Başında...
 İsimler
 Cemil Meriç
 SULUKULE
 Gelenek
 Birleşik Devletler'e ait bazı coğrafik bilgiler
 Dilemmalara, tekliğe, vahdete dair
 CEZA ve Rap
 Töremeyesiceler...
 tahammül
 köy
 eskimiş bir dosta
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Cogito: Semih Gümüş: İnsan, insan olurken...
Tarih: 30.07.2007 Saat: 00:22 Gönderen: karakutu
 

İnsan ummadığı bir yere ve hayata doğduktan sonra gelişip büyümekle uğraştı. Sonra kendi içinden çıkan güçlünün güçsüzü ezip yok etmeye and içtiği kara bir masalın içinde kötülüğün zehrini içmeye başladı.



Jared Diamond'un Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabında, insanın hikâyesinin Batılıların kandırmacalarıyla nasıl da çarpıtılarak ısıtıldığını okuduğumda, kendi başucu kitaplarımdan birini okuduğumu anlamış ve bu kitabı okumalarını birkaç yüz kişiye önermiştim. Tarih, siyasal tarih olduğunda tepeden tırnağa çarpıtma savaşlarının da alt-tarihini yazmıştır her zaman, ama bilimin tarihini yazanlar da resmi bakış açılarına sahip olabiliyor. Sözgelimi bizdeki Darwin çürütücüsü dümenbazlar bilimle de alışveriş kurmaya yanaşmadıkları için kayığı kıyıdan götürmeye özen gösterir. Orada tarihle ya da bilimle derinlikli ilişkiler kurmaya gerek kalmaz.

James C. Davis'in İnsanın Hikâyesi, Taş Devrinden Bugüne Tarihimiz, son birkaç yıl içinde okuyup herkese önerdiğim üç gerçek hikâyenin sonuncusu. (Bir de arada Ernle Bradford'un Akdeniz, Bir Denizin Portresi var.) James C. Davis'in kitabının belirgin özelliği herkesçe kolayca okunup anlaşılabilir olması.

Hikâye naif bir özetle şu ki, insan ummadığı bir yere ve hayata doğduktan sonra gelişip büyümekle uğraştı ve sonra kendi içinden çıkan güçlünün güçsüzü ezip yok etmeye and içtiği kara bir masalın içinde kötülüğün zehrini içmeye başladı. Tarih öncesini araştıran bütün bilimadamlarının üstünde anlaştığı şu gerçeği artık biliyoruz ki, insan Afrika'da doğduktan sonra bundan iki milyon yıl önce evrimleşip bize epeyce yabancı gelen Homo erectus olarak başını kaldırmış ve yürümeye başlayıp öteki kıtalara doğru yayılmıştı. Neden sonra asıl atamız Homo sapiens doğuda Asya'ya, Güney'de Pasifik'e, batıda da önce Mezopotamya'ya, oradan Avrupa'ya yayılırken insan olduğunu anlamaya başlamıştı.

Tarihin en çekici yanı

İnsan bu, yürüyerek bunu yapabiliyor, ama Okyanus'u aşıp Avustralya'ya hangi teknelerle gittiği gene de bir mucize gibi görünüyordu. Tarihin en çekici yanı, inanılması olanaksızmış gibi görünen gerçeklerin gerçek masallar gibi okunmasıdır; sözgelimi Mezopotamya'nın, Sümerler ve Babil Krallığı'nın yarattığı değerin insanlığın sonraki binlerce yıllık gelişiminde oynadığı rolün ne denli büyük olduğunun anlaşılmasıdır.

Mezopotamya hukukunda 'başkasının burnunu kesmek' de yasakmış, 'tecavüz etmek' de; Nil kıyısında yeşeren uygarlıksa, bugün nasıl yaşıyorsak benzerini öğretmiştir bize.

Sonra tamamıyla sırlar içinde kalan tarihin yerine, İbranilerin Kitab-ı Mukaddes'te kendi öykülerini anlatmaları, tarihin üstüne parlak bir ışığın düşmesini sağladı ve insan kendi yaşadıklarını yazmaya başlayınca hem insan olduğunun bilincine daha çok vardı, hem de serüvenin kendinden sonra gelen bölümüne yaptığı katkıyı görmekten hoşnut kaldı. Mezopotamya ya da Mısır'da çok sayıda tanrıya inanılırken İbranilerin tek tanrılı bir inanç içinde daha kolay güçlendikleri görüldü. Onlar Kenan ülkesini talan etme gücünü hem yazıp inandıkları tarihlerinden, hem de tek tanrı inançlarından almışlardı.
İnsan, işte böyle, daha ileri aşamalara çıkarken gücünü ötekilerin üstünde acımasız bir zora dönüştürüyordu.

Spartalıların kendilerinden yirmi kat daha üstün orduları yenip bağladıkları insanları şiddete dayalı bir yönetim biçimine boyun eğmeye zorlamaları, bu kez onların kültürün oldukça geri bir noktasına düşmesine neden olmuştu. Oysa Atina, insanları özgürleştiriyor, kurdukları devleti tarihin en ileri aşamasına getirmeyi beceriyor, çağının en yüksek kültürüne hızla yaklaşıyordu. James C. Davis, Persler ile Atinalılar ve Spartalılar arasındaki savaşları anlatırken '300 Spartalı'nın öyküsünden de söz eder.

Sonradan Herodotos da Tarih 'inde kendi ülkesinin kahramanlıklarını, Pers ordusunu, Pers hükümdarı Kserkes'in hikâyesini anlatır. Sonunda Büyük İskender'in de tek tek bütün kentleri ele geçirip Yunanistan'ı fethiyle birlikte, "İnsan türünün neler başarabileceğini gösteren parıltılı Atina, savaşçı Sparta ve Yunanistan'ın diğer bütün kent devletleri yok olup gitti," diye Balkan Yarımadası'ndaki antik uygarlığın sonunu anlatır James C. Davis.

Dünyanın birçok büyük imparatorluk görmesi hayra alamet değildi, bunu bugün daha iyi anlıyoruz. Büyük Sahra'da Malinkeler, Güney Amerika'da İnkalar iki büyük imparatorluktu, ama dünyanın karnı olan Avrupa, Kuzey Afrika ve Güney Asya boyunca uzanan imparatorluklar, fetihler ve savaşlarla palazlanırken neden sonra yayılan kıyıcılığın da kışkırtıcısı oldu. Pers İmparatorluğu'nun hep daha çok yere hükmetme isteği; Makedonyalı İskender'in gözü pek, ama akıllıca olmayan yayılma iştahı; Davis'in "insanlığın büyük başarılarından biri" olarak nitelediği
büyük Roma İmparatorluğu, uzun yolların Cengiz Han İmparatorluğu İnsanın Hikâyesi'nin siyasal tarih boyutu içinde öğretici biçimde sergilenir.

İnsanın Hikâyesi'nde Avrupa'nın yeri ayrıca anlatılıyor. Ayırt edici özellikleriyle Avrupa'ya verilen 'büyük rol'ü hem insanlığa sağlam bir gelecek hazırlamayı içeriyordu, hem de gezegenin keşfedilmemiş yerlerini bulup yeni bir dünyanın kurulmasına öncülük etmeyi. Bunu, o güne dek bilinmeyen yeni denizyollarını bularak yapacaktı Avrupalılar. Keşfedilmiş topraklarda yaşayanlar keşfedilmeyi beklemiyordu, onlar "tam olarak nerede olduklarını zaten biliyorlardı", ama zenginliğin sınırtanımazlığı, güçlünün güçsüzden çıkardıklarıyla en güçlü olma kararlılığı, madenler, köleler ve merak, yabancıları onların yurtlarına çağırıyordu. Dünya da kaçınılmaz biçimde böyle biçimlendirilecekti. Amerika'nın orada keşfedilmeden duracağı, yerlilerin sonunda soykırıma uğratılmayacağı, Avrupa'nın bütün dünyayı kendi boyunduruğuna almayı umursamayacağı, sonunda hâlâ ıssız ve zenginliği keşfedilmemiş kara parçalarının kalabileceği düşünülebilir miydi?
İnsan, yaşadığı dünyanın gökyüzünün altındaki serüvenini, uzayın nerede bulunduğunu da merak ediyordu. Ta Roma İmparatorluğu zamanında Ptolemaios evrenin Dünya (tam merkezde), Güneş, Ay, beş gezegen ve yıldızlardan oluştuğunu yazmış ve onun Dünya merkezli bu açıklaması 1400 yıl boyunca değişmemiş. Daha sonra Kopernik Dünya'nın aslında Güneş'in çevresinde döndüğünü açıklayarak bazı bilimsel öngörüleri temelinden sarsar. Bu öyle böyle bir değişiklik değildir. Kepler, Galilei, Newton, Darwin ile birlikte gezegenimizin uzayda ve kendi içinde nasıl bir yer tutup oluştuğunu, değiştiğini açıklayanlarla insanın hikâyesinin tamamlanması yolunda büyük adımlar atılmış oldu.

Ardından demokrasi ve özgürlüklerin tarihi anlatılır İnsanın Hikâyesi 'nde. Amerika, Avrupa'dan göçenlerin yerlilere ve siyahlara ettiklerinden sonra daha fazla demokrasiye yönelir; Fransa'da 1789'da devrimin önce kendi içine saldırıp, sonra Napoléon'un peşinde kaybolmasının ertesinde demokrasi keşfedilir; az acı yaşamayan Güney Amerika (İspanyol Amerikası) da Bolivar'ın hayalleri gerçeğe dönüştüren öncülüğüyle demokrasi yolunu görür, ama bir türlü ona tam ulaşamaz. Bu hikâyeler olmaksızın insanın yolunu bulamayacağı belliydi, ama savaşlardan kurtulup demokrasiyi bulmak da insanca yaşamaya yetmiyordu. Karnını doyurmak, doğru dürüst yaşamak da vardı ki, insan üretkenliğini artırdıkça bunun yollarını buldu.

Ve insan hayata kahretti

Bunun bir paradoks olduğunu tarih hep yazdı. Daha iyi yaşamak için üretirken, üretkenliği insanı yeni tip bir çağdaş köleliğin içine çekti ve bundan kurtuluş çok zordu. Sanayileşmenin kaçınılmaz sonucu olan çok üretim insanları önce ortadan ikiye ayırdı, sonra bir bölümünü giderek küçültüp güçlendirdi, öteki bölümünü de büyütüp zayıflattı. O gün bugün bu paradoksun içinden çıkamadı insanlık. Sömürüyü ortadan kaldırma hayallerinin gerçekliğini bulamaması ve büyük düş kırıklıkları dünyanın halini tatsızlaştırdı.

Yeni sömürgecilikten sonra yeni emperyalizm, neden sonra paylaşım savaşları insanın yaşadığı hayata kahretmesine neden olurken, acımasız savaşlar dünyanın düzeninin birkaç kez yeniden kurulmasına neden oldu. Tümü de planlıydı ve amaçlananlar neredeyse tastamam gerçekleşti. Zenginlik için dünyayı acıya boğanlar doğayı, çevreyi de yok ettikleri için, küresel ısınma günümüzün en önemli sorunu olarak karşısına çıktı dünyanın, ama bu kadar çetin bir sorunla daha önce tanışmadığının da farkına varmaya başladı insanoğlu.

İnsanın Hikâyesi'nde 1970'lerde Brezilya'nın Amazon bölgesinde yaşayan Mendes'in hikâyesi gibi hikâyeler de var ki, onlarsız insanlığın kendisi için varolma çabasını anlamlandırmak olanaksızdır. Hikâye'nin sonunda James C. Davis hem gelecekte neler olacağını sorar, hem de kendince yanıtlar verir. Gelecekte bilgisayarlar cerrahların beynimizin içini görmelerini sağlayacak, moleküllerden oluşan robotlar damarlarımıza şırınga edilecek, bir kuyrukluyıldızı bir füzeyle vuracağız, kimilerimiz Mars'ta yaşamaya başlayacak, bebeklerimizi önceden tasarlayacağız, ama bütün bunlar ne için...

"İnsanlar başlangıçta burada değildi ve sonu geldiğinde de burada olmayacağız."

O güne dek insan, sonunda kendini yok etmeyi de başarabilecek tek tür olarak dünyayı boynuzları üstünde tutmayı sürdürecek.





Radikal Kitap
27/07/2007


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Cogito
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Cogito:
AVRUPA’DA AYDINLANMA DÖNEMİ SİYASİ HAREKETLERİNİN ALMAN BİRLİĞİNİN KURULMA


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 2


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

AVRUPA’DA AYDINLANMA DÖNEMİ SİYASİ HAREKETLERİNİN ALMAN BİRLİĞİNİN KURULMA
Aydınlanma Nedir ?
Katolik aydınlanmacılık: Kemalizm
Cumhuriyet Dönemi Öncesinde Rus Edebiyatından Türkçeye Yapılan Çeviriler
Vecdi Akyüz: Mezhepler Doğarken: Müçtehit İmamlar Dönemi
Cengiz Çandar: Askeri harekât; Siyasi skandal...
Yeni bir siyasi parti tutar mı?
Beyrut'ta yine siyasi suikast, gözler Suriye'de
Cengâver Alman milleti
BİR ALMAN DOSTA MEKTUPLAR / 1
BİR ALMAN DOSTA MEKTUPLAR / 2

"Semih Gümüş: İnsan, insan olurken..." | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke