Sandıkta yenilenler seçimden sonra ne bahane buldular?
Seçim galiplerinin gerekçeye ihtiyacı yok. Ama mağluplar her zaman
mağlubiyetin nedenini açıklamak zorunda... Geçen 15 seçimde, kaybedenlerin
bahanesi hep aynı oldu: "Milletin tercihi... İktidarın kötü niyeti... Medyanın
etkisi... Ve seçim sistemi..."
2007 seçimi Türkiye'nin 16'ncı genel seçimiydi. 1946'dan bu yana yapılan 15
seçimde kazananlar olduğu gibi kaybedenler de oldu ve her kaybeden mağlubiyete
kendince bir gerekçe buldu.
Son seçimde yenilen CHP lideri Baykal'ın açıklamalarını dinleyince eski
seçimlerin mağluplarının bahanelerine de bir bakalım dedik ve adaşım Can
Güray'la birlikte gazete arşivine girdik. Sonuçta her seçim mağlubunun işine
yarayacak bir "gerekçeler manzumesi" çıktı ortaya...
1950 Seçimi
"Muhalefet de şerefli vazifedir"
14 Mayıs 1950 seçimini kaybeden Cumhurbaşkanı İsmet İnönü seçimden iki gün sonra
kendisini ziyaret eden gençlere, "Muhalefet gibi şerefli bir vazifede memleket
için çalışmaya devam edeceğini" söyledi.
23 Mayıs tarihli Ulus'ta "Yeni vazifem şimdiye kadar aldığım vazifelerden daha
az ehemmiyetli değildir" demeci yer aldı.
1954 Seçimi
"Sine-i millette devam"
2 Mayıs 1954 seçimleri...
Yine DP kazanmış.
CHP Genel Sekreterliği'nin parti teşkilatına gönderdiği 4 Mayıs tarihli tamim,
seçim sistemini suçluyor:
"Seçim, partimizin 1950'den daha az sayıda milletvekili ile muhalefette kalması
neticesini vermiştir.
Bu durum, mevcut seçim sisteminin, millet iradesini alınan oylarla mütenasip bir
şekilde Meclis'te belirtmemesinden ileri gelmiştir. Aynı zamanda memleketin her
tarafından gelmekte olan şikayetlerden anladığımız ve üzerinde durduğumuz birçok
maddi ve manevi tesirlerden doğmuştur.
Bu durum karşısında CHP, milletin içten ve en samimi itimadına dayanarak
muhalefet vazifesine eskiden olduğu gibi cesaret, azim ve imanla, sine-i
millette de devam edecektir."
1957 Seçimi
"Suçlu: Radyo"
28 Ekim 1957 Pazartesi günü... Seçimde DP gerilemiş ama iktidarı korumayı
başarmış. CHP lideri İnönü o gün 19.30'da parti genel merkezindeki basın
toplantısında o günkü medyayı suçluyor:
"Radyonun saat 2'den itibaren yani oy verme devam ederken yapmaya başladığı
maksatlı yayınlar çok zararlı olmuş, İstanbul'da sandık başlarına seçmenlerin
işiteceği şekilde radyo yerleştirildiği görülmüştür.
Henüz Beyoğlu, Fatih gibi büyük merkezlerde tasnif devam ederken seçimin kati
neticesi ilan edilmiştir.
Seçim suçlusu radyo halen de suç işlemeye ve tahriklere devam etmektedir.
Radyonun seçim gününde, seçim esnasında ve tasnif zamanında vatandaşı aldatmak
için kullanıldığı, mahkeme hükmü ile ve diğer aşikar delillerle sabittir.
İstanbul'da seçimleri mutlaka yenilemek lazımdır."
1961 Seçimi
"Nispi temsil yüzünden..."
18 Ekim 1961 Çarşamba günü saat 17.30'da CHP Lideri İnönü parti genel
merkezindeki yerli yabancı
50 gazetecinin huzuruna çıktı.
27 Mayıs müdahalesine rağmen sandıktan yine tek başına iktidar çıkmamıştı. Bu
kez suçlu, seçim sistemiydi. İnönü dedi ki:
"Nispi temsile göre yapılan 15 Ekim seçimlerinde hiçbir siyasi partinin tek
başına Meclis'te salt çoğunluk elde edememesi şaşırtıcı ve beklenmeyecek bir
hadise değildir. Bu hal nispi temsilin her memlekette sık sık görülen
tezahürlerinden biridir.
Alınan neticeyi tabii karşılıyoruz. Bizim için önemli olan iktidarda veya
muhalefette vazife almamız değil, uğrunda bunca yıl mücadele ettiğimiz
demokratik rejimin başarı ile işlemesidir."
1965 Seçimi
"Millete küstüm!"
AP'nin yüzde 52,8'le silip süpürdüğü, CHP'ninse yüzde 28'le yenildiği 1965
seçiminden sonra İnönü "Demokratik rejim samimi olarak kabul edilince bu
neticeyi tabii karşılamak gerekir" dedi.
Cüneyt Arcayürek'in Hürriyet'teki yazısına göre ise kaybın nedeni, "Mr.
Thomsonlu ve Mr. Stenli tehdit politikası"ydı. Arcayürek, "İnönü dışındaki CHP
hatipleri her vesile ile kanlı ihtilallerden bahsetmekten kaçınmadılar" diyerek
asıl gerekçeyi ortaya koydu.
Ama seçimin sürprizi, Millet Partisi lideri Osman Bölükbaşı'nın millete küsüp
mebusluğu ve liderliği bırakması oldu. Hadise gazetelere şöyle yansıdı:
"Seçimlerde millete tek parti iktidarı tavsiye etmediğini söyleyen Osman
Bölükbaşı, milletin bu kararı karşısında sözünün dinlenmemesini bir türlü
affedememiş ve millete küsmüştür. Bölükbaşı ile yatak odasında konuşabilen bazı
yakınlarına göre MP lideri 'Ben millete söyledim, dinletemedim. Şimdi huzur
içindeyim' demiştir."
1973 Seçimi
"Millet bize muhalefet görevi verdi"
1973'te bu kez yenilen AP idi.
Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel, CHP'nin gerisine düşünce,
kendisinden sonraki tüm mağlup liderlerin diline yerleşecek o ünlü cümleyi
kurdu:
"Millet bize muhalefet görevi vermiştir."
Demirel'in mağlubiyet gerekçesi şöyleydi:
"AP'yi güçten düşürmek için karşısında bir fiili koalisyon mevcuttu. CHP, MSP,
DP seçimlerde AP'yi güç olmaktan çıkarmak için çalıştılar. Şimdi kendi
aralarında koalisyon kurabilirler."
AP'nin İstanbul İl Başkanı Faruk Ilgaz'a göre ise asıl neden, pahalılığın AP'ye
mal edilmesiydi. Dar gelirliler CHP'ye oy vermişti.
Asıl ilginç yorum ise 48 milletvekilliğinde kalan MSP'nin Genel Başkanı Süleyman
Arif Emre'den geldi:
"Türkiye MSP iktidarına kadar bir intikal devresi geçirecek ve koalisyonlarla
idare edilecektir."
1983 Seçimi
"Yanıldık, muhalefetiz"
En ilginç seçimlerden biriydi 1983 seçimi...
Askerin desteğine sahip MDP'nin zaferine kesin gözüyle bakılıyordu. Ama MDP
üçüncü olurken, sandıktan Özal'ın ANAP'ı çıktı.
Seçimden sonra kaybedenler duruma şöyle tepki gösterdi:
MDP'li Kamran İnan: "İktidar partisi olacağımız şeklindeki müşahedemiz yanlış
çıktı."
MDP Genel Başkanı Turgut Sunalp: "Milletin kararı üzerine çıkılmaz. Yapıcı bir
muhalefet grubu olacağız."
Halkçı Parti Lideri Necdet Calp: "Güçlü bir muhalefetiz."
1987 Seçimi
"Birleşsek daha çok çıkarırdık"
1987 seçiminden ANAP yüzde 36 oyla birinci çıktı.
Yüzde 24,8'le ikinci olan SHP'nin Genel Başkanı Erdal İnönü sosyal demokratların
artık gelenekselleşen açıklamalarından birini yaptı:
"Seçimden, güçlü bir ana muhalefet partisi olarak çıktık. Sosyal demokratlar
birleşseydi daha çok milletvekili çıkaracaktık."
Seçimin mağluplarından Bülent Ecevit ise "Seçim sistemi adaletsiz. Ulusal
iradeyi yansıtmıyor" dedi. "Politikayı bırakacak mısınız?" sorusunu ise bugünkü
Baykal gibi yanıtladı:
"Başarılı bir sonuç değil ama amacımız, gerçek ve sağlıklı bir yapılanmadır.
Bunun tutması zaman alabilir."
1991 Seçimi
"Mesut Yılmaz yüzünden..."
1991'de DYP, ANAP'ı üç puan geçti.
Cumhurbaşkanı Özal dedi ki:
"Ben 1987 seçimlerini kazanan insanım. O nedenle manevi sorumluluk taşıyordum.
Bu seçimle manevi sorumluluğum bitti. Bundan böyle halktan yetki alan ona hizmet
eder."
Eski Başbakan Yıldırım Akbulut ise "Bizi Yılmaz muhalefete düşürdü. Genel Başkan
olursa ancak kendisinin partiyi iktidara taşıyacağını söylüyordu. Partimiz
iktidardan muhalefete düştü" dedi.
1999 Seçimi
"Baykal siyaseti bıraktı"
1999, CHP'nin baraja takılmaktan kılpayı kurtulduğu seçimdi.
Seçimi izleyen günün gazetelerinde bugünden tanıyacağınız satırlar var.
Deniliyor ki:
"Genel başkan Deniz Baykal sonuçları evinde televizyondan izlemeyi tercih
ederken gazetecilere hiç yorum yapmadı. Genel merkezde ise gergin bir bekleyiş
vardı."
Salı günü ise gazeteler "Çekiliyor" başlığıyla çıkıyor. Bu başlığın altında
bugünden bakınca gülümseten satırlar var:
"Baykal 35 yıllık siyasi hayatına nokta koyma kararı aldı. Bugün arkadaşlarını
toplayarak kararını bildirecek. Kurultayda aday olmayarak siyaseti bırakacak.
Böylece Batı'daki siyasi başarısızlığı ödeme kuralı Türkiye'de ilk kez işlemiş
olacak."
Milliyet Pazar
29/07/2007