Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 155 Üye Adayı ve 16 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Postmodern Çorba
 buğulu kuğunun akşam kadınında unuttuğu pirinç
 Gazoz Kapakları
 Gazete Kültürü
 İnci Dakikaları
 Nazi-Yahudi denklemi
 Savaşçı 1
 Bıraksana
 Erbuğ
 TİSVA
 Tanrı ve şeytan
 Tuvalet
 Kıyametin kopması zamana ve mekana mı bağlıdır?
 ...
 Hangi karakter olmak isterdiniz?
 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Kitap Tahlili: Senem Kale: Acı yetmeyecek
Tarih: 28.07.2007 Saat: 00:51 Gönderen: karakutu
 

Hatıralar, sevgili ve aşk ölmüştür. Düzelse de düzen, sağ dönse de sevgili Duras ölmeye kararlıdır artık. Beklemek, kocasına ve eski varlığına yabancılaştırır Duras'ı. Kocası ölmüştür çünkü, eski Duras ölmüştür

Marguerite Duras, yazdığını hatırlamadığını söyleyerek başlar Acı güncesine. O yılları unutmak için yazmıştır ve sonunda da belleğinden silmeyi başarır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında geçen kurgusal ve otobiyografik altı metinden oluşan Acı, Fransa'daki Alman işgali sürecini farklı biçimlerle belgeler. İlk metin olan günce, yazarın kitaplarındaki ana odakların tümünü içerir -yalnızlık, beklemek, korku, acı, ölüm- ve bu temaların nedenlerini içinde saklar. Kitap yazarın neden hayatının sonuna kadar hep ağladığını, neden korkuyla yazıp yaşadığını ve neden ölmeye bu kadar tutkulu olduğunu açığa çıkarır.

Naziler, Duras'ın kocasını toplama kampına götürmüşlerdir ve yazar işkencelerle dolu, hiç ağlamadığı altı yıl boyunca izini kaybettiği, yaşayıp yaşamadığını dahi bilmediği kocasını beklemektedir. Acı, der Kristeva, öznenin özne olduğu, kaostan farklılaştığı yerdir. Dönem öznenin parçalandığı, anlamı, 'ben'i ve insanlığını kaybettiği korkunç bir kıyım dönemidir. Bu süreçte yaşatılan belleksizleştirmeye ve insanlığın parçalanıp yok edilmesine ancak acıyı hissederek ve bu duyguyu koruyarak karşı durulabilir. Bu acı yazarı bütünler, özneleştirir ve farkındalığa erişebilmesini sağlar. Yıllarca hiçbir haber almadan beklemek acının sınır dışı görevidir. Yazar, bunu kadının yüzyıllardır bütün coğrafyalarda zorunlu olduğu ve hiçbir zaman değiştirilmeyen yükümlülüğü olarak açıklar, kadınlar buna alışıktır. Acı bütünlese de bu bekleyişin sonundaki ben farklı bir yaşayışa geçer artık, ölüm hastalığına tutulur.

Bıkmadan mücadele etmek


Hatıralar, sevgili ve aşk ölmüş, öldürülmüştür. Düzelse de düzen, sağ dönse de sevgili Duras ölmeye kararlıdır artık. Beklemek, kocasına ve eski varlığına yabancılaştırır Duras'ı. Kocası ölmüştür çünkü eski Duras ölmüştür, parçalanmış yeni Duras ise yaşamaya devam edecek ve tüm ölümler için yas tutacaktır hayatı boyunca. Yine de insana olan umudunu hiç yitirmediğinden korkunç bir durumda eve dönen kocasını insanlaştırmak için aylarca çalışır. Ürkütücü beden ve dışkı gibi uygarlığın iğrenç olarak tanımladığı tüm nesneler, Duras'ın yaşamına mücadele araçları olarak dahil olurlar artık. İğrençten, onun tahakkümünden ve korkutma gücünden arınmıştır yazar.

Faşizme ve Yahudi soykırımına karşı Fransız Direniş Örgütünde François Mitterand ve daha pek çoklarıyla birlikte savaşan Duras kitaptaki ikinci bölümü yaşamın aldatıcılığını göstermek için kırk yıl sonra yayınladığını söyler. Kocasının izini bulmak ve direnişçilere bilgi sızdırmak için yakınlaşmak zorunda kaldığı gestapo ajanıyla olan gerçek hikâyesidir anlattığı. Bu hikâyede ele alınan korku duygusu ikili karşıtlıkların yıkımını ispat için kullanılır. Yine Kristeva'ya göre korku sürekli olduğunda bir sevgi çağrısıdır. Duras korkunun her iki tarafı nasıl da kuşattığını anlatır. Birbirini tanımayan ama birbirinden ölesiye korkan, birbirlerini öldüreceklerinden korkan iki millettir, Almanlar ve Fransızlar. Herkes korkusundan yapayalnızdır: kendisi, kocası, ajanlar, direnişçiler, Naziler. Korku her iki karşı taraf için de geçerlidir, düşman-dost ayrımı ortadan kalkmıştır. Uygarlığın yüzyıllardır tahakkümlerini bu ikilikleri büyüterek ve bileyerek sürdürdüğünün; savaşı, sömürüyü, baskıyı topluma bunlarla içselleştirdiğinin bilinci içinde yazar Duras.

Sonraki bölümlerde de devam eder ikiliklerin iç içeliği: yazar ölümü ve aşkı birlikte yaşar; hem ölmekten korkar hem yaşamaktan utanç duyar, muhbire işkence ederken diğer yandan da milis eriyle sevişmek ister. Bu karşıtların biraradalığı savaş suçları için de geçerlidir. Sonraki hikâyede Almanlar savaşı kaybedip cezalandırma sırası Direnişçilere geldiğinde bu kez onlar acımasızdır. İşkenceci artık Therese adlı kahramanı üzerinden Duras'ın kendisidir. Yahudilerin ya da kocasının hayatını kurtarmaya çalışan da, bir muhbire işkence eden de aynı kişidir artık. Birey ve toplum birbirinin içinden geçerek çökmüştür. İlk öyküsünde Nazilerin suçlarını tüm Almanlara dağıttığı gibi bu hikâyede de savaşın tüm insanlığın suçu olduğu, zaman ve süreç değiştikçe her toplumun farklı nedenlerle de olsa benzer acımasızlıklar yaptıklarını gözler önüne serer. Suç evrenseldir ve ancak bunu taşımayı kabul ederek insanın yaşamı bundan sonra devam edebilir:
"... Bu suçtan çıkarılabilecek tek yanıt onu herkesin suçuna dönüştürmektir. Onu paylaşmaktır. Tıpkı eşitlik, kardeşlik düşüncesi gibi." Artık masum ve suçlu ikiliği yoktur, kan ve intikam her iki taraf için de baş döndürücüdür.

Duras bu ikiyüzlülükleri insanlık dışı tarihin en insancıl yanlarını yazarak gösterir. İkinci Dünya Savaşının acısını ve utancını ölümü kabullenmiş çocuklar üzerinden anlatır. Kitaptaki çocuklar garip bir şekilde ölümü yaşayan, öleceklerini ve ölmüşlerle yaşadıklarının farkında olan çocuklardır. Bu çocuklar Yann Andrea gibi, yazarı hem huzurlu hem korkutucu bir ölüme yaklaştırır. Duras'ın kendisi de kitaplarının tümünde bu kaybolmuş çocukları merhametiyle saran 'ölüm pınarı' olur, hıçkırıklar denizinde yok olmak isteyen bir pınardır yazar.


İç ve dış benlik...

Duras yazını, konu ve biçimin birbirini desteklediği karmaşık, parçalı bir bütündür. Biyografik olanı kurgusalın içine geçer, zaman ve mekan karmaşıktır, şahıs zamirleri değişir. Bunun nedeni 'ben'in çöküş öyküsünü ve karşıtlıkların iç içeliğini daha iyi algılatabilmektir okuyucuya. Anlatımda kimi zaman 'ben'i biz olarak yazar, böylelikle iç ve dış benliğin kopma ve bütünlenme aşamaları imlenir. Bazen yazar kendini kahraman olarak öne çıkarır, bazen mesafeli duruşu araya girer kimi zaman da anlatı içindeki anlatıda simgesele dönüşür. Üslubu duyguyla değişir, acı sayıklamalarla genişletilmiş zaman içinde anlatılırken, savaşın somut gerçekleri daha kısalmış bir zamanda, garip bir şiddeti içererek, şiddetli yazar. Aslında acının şiddetli anlatımı onu dönüştürmek için bir hareket noktası olarak alınır. Zaman bazen de sarmal ilerler, geçmiş ve geleceğin yokluğunu vurgulamak için kullanılır.

Duras bireyselde ve toplumsalda yaşanan kaosla ve acılı tarihle yüzleşirken bulanık, korkak yazmak tam tersine tüm cümlelerinde açık ve durudur. Yaşadığı, yazdığı acı onu netleştirir. Böyle bir iddiası olmasa da Acı'nın günümüz okuyucusuna verecek pek çok 'dersi' vardır:
Hepimiz suçluyuz, karşıtımızı kendimiz yaratıyoruz ve bunu bilemeye devam edersek acı yetmeyecek.



ACI
Marguerite Duras, Çeviren: Orçun Türkay, Sel Yayıncılık, 2007, 173 sayfa
 

 

Radikal
20/07/2007


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Kitap Tenkidleri
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Kitap Tenkidleri:
Doğunun Limanları - Kitap Özeti


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Doğunun Limanları - Kitap Özeti
Sinsi uyuzluklar ve şeffaflık limanları
1937-1938’de Dersim’de neler oldu?
Moya Brennan - Change My World
Abba - Fernando
Bir İstanbul klasiği: Kitap Fuarı
Hüküm Giymiş Bir Kitap İçin Yazıt
Hangi kitaptan sinemaya uyarlanırdınız?

"Senem Kale: Acı yetmeyecek" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke