Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Reklam


Google Arama



Arama



Online üyeler
Şu an sitemizde, 232 Üye Adayı ve 11 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 SON CELLAT
 nicht allein
 İçimde Bir Ben Var...
 Bilgi Kuramı
 deprem
 O SEN MİSİN?
 ışıklı kentin sokak süpürücüleri
 vahşi
 Rüya
 Bizler geçmişteki insanlardan daha mı akıllıyız?
 Yaz Dedi Tanrı
 Melekler ağladığında
 Kanadım
 VELEVKİ TARTÜF
 Duan dileğindir...
 Kısa cümleler yazacak bu kalem
 İçinden at başlığını
 atlet giyen tanrıça
 Nazım Hikmet / Masallar
 Mucize Bu!

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Nuray Mert: Tünelin ucu
Tarih: 10.07.2007 Saat: 05:26 Gönderen: karakutu
 

Milliyetçiler/ulusalcılar, İttihat ve Terakki çizgisinin 'Memleket elden gidiyor, o halde asalım keselim' anlayışına yaklaşmış durumda.

Bu anlayışı, İttihatçı kafasını, dönemin meşhur muhalifi Refik Halid Karay, o zaman çok güzel özetlemişti: 'Ermeni mi kes kafasını, Rum mu al parasını, Türk mü sür ölüme' ...

* * *

Dokuz gündür Türkiye'den uzaktaydım, bu arada neler olduğunu izleyemedim. Daha doğrusu izlemedim, izlemek istemedim. Bu tür bezginlik ifadelerinden hiç hoşlanmam, hatta duyduğumda karşımdakini apolitik ve/veya burjuva bencilliği ile suçlarım. Kötümserlik ve bıkkınlığın, işi tıkırında burjuva aydınlarının lüksü olduğuna inanırım, halen öyle düşünüyorum. Ancak, artık sıcakla 20 küsur yıldır siyaset izlemenin bileşimi midir bilemeyeceğim, eleştirdiğim bıkkınlık ruh haline düşmenin eşiğinde olduğumu fark ediyorum. Bu ruh halinde, tünelin ucunda hiçbir ışık görülemeyecek hale gelinmesinin de rolü vardır herhalde.

Sadece Türkiye'nin halinden bahsetmiyorum. İngiltere'de de durum farklı değil. Orada da, 'terör', 'terörle savaş' her şeyin önüne geçmiş vaziyette. Ben gittikten üç gün sonra gerçekleşen terör saldırısı, zaten mevcut ortamı daha da gerdi. Dahası, gittiğim toplantı, Ortadoğu üzerineydi. Türkiye'nin, İngiltere'nin halinin üzerine, Ortadoğu'nun halini tartışmanın insanı ne kadar karamsar yapacağını varın siz tahmin edin.

Yine de, Türkiye'ye dönelim. Belli ki, seçim atmosferi son derece tatsız biçimde devam ediyor. Bu arada, ben yokken düzey, meydanlara ip getirme, ip üzerinden tartışmaya kadar inmiş. Hem, kıyasıya bir kavgadır gidiyor, hem de bir yandan, nasıl oluyorsa, kimse doğru dürüst bir şey konuşmamayı başarıyor. Dönüşte, gazetelerde benim gözüme çarpan tek dişe dokunur yazı, eski milletvekili Mehmet Bekaroğlu'nun Radikal İki'de çıkan 'İdeolojiler geri dönmeli' başlıklı yazısıydı.

Halihazırda, siyasi alanda en belirgin ayrım gibi gözüken, sağ ve sol milliyetçilerle, sağ ve sol liberal/demokratlar arasında da, ciddi bir tartışmanın yaşandığını düşünmüyorum. Karamsarlığı bu noktaya vardırmak istemezdim, ama son seçimin tartışma ortamı, bana giderek daha çok, İkinci Meşrutiyet döneminin tartışma ortamını andırıyor. Milliyetçiler/ulusalcılar, İttihat ve Terakki çizgisinin 'Memleket elden gidiyor, o halde asalım keselim' anlayışına yaklaşmış durumda.

Bu anlayışı, İttihatçı kafasını, dönemin meşhur muhalifi Refik Halid Karay, o zaman çok güzel özetlemişti: 'Ermeni mi kes kafasını, Rum mu al parasını, Türk mü sür ölüme' (Zaman, 6 Kasım 1918). Türkiye'de bir kesim, bu kafa yapısına doğru hızla savrulmakta. Kimse kusura bakmasın, ama bu anlayışın karşısında zihniyet olarak ciddi bir alternatifin olduğu da söylenemez. Bu kadar vahim bir savrulmayı, Türkiye ve dünya gerçeklerini görmezden gelen, kulağa hoş gelmek dışında fazla bir şey söyleyemeyen bir üçüncü dünya demokratlığı ile savuşturmak mümkün değil. Benim asıl korkum bu.
Seçimlerin sonucu ne olursa olsun, Türkiye'de artık iyice su yüzüne çıkan temel kırılma hatları, belli ki, o veya bu şekilde bel verecek. Bu kırılma hatları, Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana çözülemeyen Kürt meselesi ve laiklik tartışmaları etrafında oluşuyor.

Dahası bu kırılma hatları, bir yandan küreselleşmenin, diğer yandan Ortadoğu'daki gelişmelerin sonucu olan ve tehdit olarak algılanan tablo ile bir şekilde örtüşüyor. Ve de, ne siyasi partilerin seçim söylemleri, ne genel siyasi tartışma alanı, bu derece vahim hale gelen tablodan çözüm üretecek veya en azından bu yönde umut vaat edecek bir görüntü sergilemiyor.


Radikal
10/07/2007


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Siyaset
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Siyaset:
'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

'Üniversiteye almayalım demek vicdansızlık'
‘Muhafazakâr sinema yazarı’ tam olarak ne demektir?
Avni Özgürel: Diplomasi çifte standart demek
Avni Özgürel: Seçim demek, liste kavgası demek

"Tünelin ucu" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com Sitemap RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke