Karakutu
Karakutu.Com - Kültür Sanat
Ana sayfa
Galeri
Haberler
Karakutu Tv
Forum
Ekart
Ana Konular
Arşiv
Sanat Ajandası
Sinema
Müzik
Medya Rehberi
Sesli Kitap
Kitap Tahlili
Metin Listesi
Metin Hali
Üye Paneli
Üye Günlüğü
Özel Mesaj
Metin Gönderme
Tavsiye Edin
Künye
İletişim

Site içi Arama



Google Arama

Karakutu.Com - Arama


Online üyeler
Şu an sitemizde, 42 Üye Adayı ve 2 Üye bulunuyor.

Henüz Sitemize üye olmamışsınız, buraya tıklayarak ücretsiz üyemiz olabilirsiniz.

Reklam



Forum Son Başlıklar

 Dünyanın Dışında Herhangi Bir Yer
 eskimiş bir dosta
 Yeni Bir Parti Kuruluyor
 J.J.ROUSSEAU ve EMİLE
 Berat Kandili
 Keşke hiç yaşamasalardı!..
 Dilemma
 Şiire dizgin vurulur mu?
 SANAT'IN TARİHİ
 TNT'ye Kafa Atmak
 4 ağustos
 Reklam Edilen Ve Ötesi
 Aşk Coğrafyasında Konuşmalar
 "İyi şiir her zaman dinidir"
 Yapardım biliyorum
 İSTEK
 aşka ve terke dair
 GÜLÜM / Ömer Lütfi METE
 Şiir gibi yaşayanlar...

Karakutu.com-Kültür Sanat Forumu


Giriş Sayfanız Yapın
Favorilere Ekle!
İletişim Formu

Önemli Linkler
BBC Türkçe
İngilizce Dersler
DW-World Türkçe
VOA Türkçe
Google
Yahoo
Msn
Zoque
Resim Yükle

Karakutu - RSS - Alexa

Alexa - Karakutu internet gezgini

Site RSS
Forum RSS


Gökhan Özcan: Ölmeden önce yapmamız gereken 1 şey!
Tarih: 02.07.2007 Saat: 02:03 Gönderen: karakutu

 

Yayıncılar da, okuyucuların büyük bir kısmı da böyle kitapları çok sever. Eskiden “10 Derste Kız Tavlama Sanatı”, “21 Derste Mat Garantili Satranç”, “Kekinizin İyi Kabarması İçin 800 Altın Kural” tarzında kitaplar modaydı. Duvarları pembeye boyalı her evde bu kitaplardan bir kaçına rastlardınız.

Öyle evlerde ev sahibini bir kenara çekip, “Tuvaletin nerede olduğunu doğrudan söyleyebilir misiniz, yoksa kitaplığınızda 'Sizi Tuvalete Götürecek 10 Adım' isminde bir kitap mı var?” diyesim gelirdi.



Şimdi bunları geçtik. Artık her şey daha sektörel... Biliyorsunuz bu cümleyi de, “Şimdi her şey daha duygusal!” şeklinde kodluyoruz. Duygusallığın neyle özdeş hale geldiğine bir bakın! Ama buna alışmak durumundayız. Yani bu berbat kurguyu hayatımıza giydirenler bize alışmamız gerektiğini söylüyorlar. Onların yeni icatları, “Ölmeden Önce” tarzında seri kitaplar... “Ölmeden Önce Okumanız Gereken 100 Kitap”, “Ölmeden Önce Seyretmeniz Gereken 1000 Film”, “Ölmeden Önce Yemeniz Gereken 92 Herze”, vs... Artık hemen her gün böyle kitaplar çıkıyor ve kitap “market”lerinin vitrinlerinde baş köşeye kuruluyor. Eminim bir yerlerinde son kullanma tarihleri de yazıyordur. Organik ve hormonlu olarak çeşitleri bulunmasına da hiç şaşırmam.

Ben bütün bunları bugünün hayat karakteristiğine uygun “aptalca” gelişmeler olarak görüyorum. Elbette bu işi yapıp tonla para kazananların aptal olduğunu söylemek de bir tür aptallık olur. Ben de zaten bunu söylemiyorum. O zaman neyi kastediyorum? Adımızı tüketici koyarak yılın her günü ruhumuza abuk sabuk kılık kıyafetler giydirmelerine izin vermemize neden olan o beyin boşluğu salgısından sözediyorum. İşte ben buna birinci sınıf aptallık diyorum. Bunu şöyle de ifade edebiliriz: Bizi aptal yerine koyuyorlar, bizde sırıtarak aptallığın yakışıp yakışmadığını soruyoruz!

Ne aptallık!

Yaşamakta olduğumuz anla, ölüm anı arasındaki süreyi ne yaparak dolduracağımız konusunda bir fikrimizin olmaması, bu aptallık kıyafetinin ruhumuza yakışmasına neden oluyor. İnsan neden kuracağı hayali, okuyacağı kitabı, seyredeceği filmi, yiyeceği herzeyi bilemesin ki! Kendi geleceğiyle, kalan kısacık ömür parçasıyla ne yapacağını neden bilemesin ki! İnsan ne tarafa yürümesi gerektiğini neden kitaplardan öğrenmek zorunda olsun ki!

Ama öyle, maalesef öyle...

Gündelik saçma sapan koşuşturmaları, mekanik mesaileri, rutin hayat akışını ellerinden alsanız ne yapacağını bilemeden öylece ortada kalıverecek bir sürü milyar değil miyiz bu yeryüzünün üstünde? Öyle olmasak, içinde debelendiğimiz bu şeye hayat deyip sımsıkı sarılır mıydık?
Elimizde sadece bize öğretilen bu kurgu kaldı. İnsan olarak biz daha önce neydik?
Gökyüzüne bakınca içimizden ne geçirirdik?
Maddiyatın asla yolunu kesemeyeceği hangi hayalleri kurardık?
Bir yudum iyi demlenmiş çay içtiğimizde bütün benliğimizi kaplayan o sıcaklık neydi?
Elektrikler kesilip teknolojinin bütün fişleri çekildiğinde kim olurduk?
Öyle kopmalarda içine düştüğümüz o kocaman zamanı nereden hatırlıyoruz?

Velhasıl şunu söylüyorum, o zokaları yutmayın.

Ölmeden önce yapılacak tek bir şey var: Yaşamak!

Ama hakkını vererek yaşamak!



Yenişafak
02/07/2007


 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Gökhan Özcan
· Haber gönderen karakutu


En çok okunan haber: Gökhan Özcan:
Yerimiz gerçekten dar mı?


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.75
Toplam Oy: 4


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


Seçenekler

blink it

tag on del.icio.us

digg this

Wi Live

furl it

reddit this

search technorati

Save to YahooMyWeb 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 
Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder




 ADnet Reklamları

Siz de reklam verin »


İlgili Haberler

Yerimiz gerçekten dar mı?
Bıldır yediğimiz hurmalar, bugün her yerimizi tırmalar...
Gerçekten hazır mısınız?
Selim İleri: Gerçekten 'Dost Mektuplar' mıydı?
Özen Yula: “Gerçekten büyülü, tuhaf ve acayip bir dünyada yaşıyoruz”
Alexander Blok: Ne Kadar Zor!
Darbe Günlükleri
Darbe ve medya
Bir Zihinsel Maluliyet Örneği: 'Kavram Kargaşası' mı, 'İdea Kargaşası' mı?
Tony Barber: Türk demokrasisi AB'nin umurunda mı?
Yunus Emre'nin fotoğrafı var mı?

"Ölmeden önce yapmamız gereken 1 şey!" | Hesap Aç/Yarat | 0 yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden karakutu.com sorumlu tutulamaz.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
 




 

Karakutu.Com - Karakutu.tv - KaraSozluk.Com - MustafaYuce.Com
 


 Karakutu.com RSS uyumludur RSS - Sadece Başlıklar RSS - ÖzetliAdd to Google

PHP-Nuke